BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözünü sevdiğimin futbol arenası!

Gözünü sevdiğimin futbol arenası!

Monaco deplasmanından, Türkiye’ye düştüğümüz saatlerde Fenerbahçe, Gençler deplasmanında hırpalanıyordu. Birgün önce de Trabzonspor’un soluğu Samsun’da az kalsın kesiliyormuş. Ardından Beşiktaş’ın Rizespor oyununa koştuk.



Ve kırkbir kere maşallah, sezon başından beri ilk defa çağdaş futbol oynayan bir “Dörtler dışı” takım izledik. Tabii, daha maçlar başlamadan önce sezonun en iyilerinden biri olmaya aday olarak gösterdiğim Gençlerbirliği’ni de kutluyorum. Şimdi size hafta sonunun dikkat çeken menüsünü sunuyorum. BEŞİKTAŞ SCALA’YI ÖRNEK ALMALI Beşiktaş’ın Rizespor karşısında zorlanışı, Scala’nın ekibinin kötü oluşundan değil, rakibin mükemmel oyun planı ile sahaya yayılışından kaynaklandı. Beşiktaş ise İtalyan hocanın oturttuğu disiplin sayesinde dağılmadan maçı kazanmasını bildi. Aynı hoca maçtan sonra kariyerine yakışır biçimde “Bizi Allah kurtardı” demeci ile ne denli sportmen ve dürüst bir kişi olduğunu da sergiledi. Ancaaaaak, ne yazık ki Beşiktaşlı yönetici ve Beşiktaş’ın yazarlarının aynı centilmenlik ve futbol bilgisinde olmadıkları da kendi ağızlarından maç sonrası ortaya çıktı. Maçın hakemini ağır dille suçlayan ve federasyonu resmen tehdit eden yöneticiler ve yazarlar, yanlarına “İnönü anarşisinin” tohumlarını ektiler. TERİM’İ ALNINDAN ÖPERİM Galatasaray’ı bugünlere getiren büyük hoca Fatih Terim, ben dinleyemedim, bir televizyon kanalında Galatasaray Başkanı ve yönetimini ağır dille suçlamış, eleştirmiş. Terim hoca tepeden tırnağa haklıdır. Şayet Galatasaray bugün UEFA Kupası Şampiyonu ve Süper Kupa sahibiyse, bunda aslan payı Terim hocanındır. Bu ülkede futbol kritiği yapmaya çalışanların “Elinde Popescu var. Liberolu oynamazsan kazanamazsın” yaygaralarına rağmen, çağın sistemi üzerinde ısrarcı olup, liberosuz sistemle, hem Türkiye’de rekor kırıp, hem de Avrupa’dan kupa getiren Terim hoca daha da konuşacaktır. O konuşmazsa, ben bildiklerimi söyleyeceğim. Televizyon programlarımda ve yazılarımda Terim hocanın, haddim de olmasa, o bu ülkenin uzağındayken avukatlığına soyunacağımı her fırsatta açıklamıştım. Çünkü biraz da buna hakkım var. Fatih hoca, daha Milli Takım’dayken “Avrupa’nın en büyük hocalarından biri gün gün, hafta hafta belirmeye başladı” demiştim ve tepki almıştım. Galatasaray’a geldiği gün de tepesinde Demokles’in kılıcı sallanırken, “Terim hoca G.Saray’ın başında olduğu sürece Türkiye’de kimse şampiyon olamaz” şeklindeki iddiayı da ortaya atmaktan hiç çekinmemiştim. Aslan hocam; gözlüklü, gözlüksüz, Galatasaray’da ne kadar yönetici varsa söylediğin gibi senin büyük hocalığın ve kişiliğin altında ezildiler. Zaten, senin gitmen için de hazırlanan zeminin temelinde bu eziklik vardır. F.BAHÇE HEP RÖTARLI Mustafa Denizli, Fenerbahçe Teknik Direktörü olduğu günlerde takımı çalıştıracak bir antrenöre şiddetle gereksinim olduğunu vurgulamıştım. Baktım, Gençler maçından sonra başta Şadan Kalkavan olmak üzere çok yazar aynı görüşe demirlemişler. Olur mu, olmaz mı? Bilmem ama, şimdi olursa, Denizli’nin bütün forsu iğne batırılmış bir balon gibi söner. Olmazsa da taaa sezon başında iddia ettiğim gibi, Fenerbahçe takımı 3 maç sonra geri geri koşmaya başlar. Tabii, sistem de bir an önce keşfedilmezse, Fenerbahçe’nin puan grafiğini benim diyen bilgisayar uzmanı şekillendiremez. GİRAY BULAK SAÇMALIYOR Trabzonspor Teknik Direktörü Giray Bulak, bitime 12 dakika kala ve maç 1-1 giderken Hami’yi oyundan alıp yerine Sergen’i sokmuş. Hayret ki hayret! Hadi Trabzon’daki maçta durum 2-0 giderken aynı uygulamayı yaptı da deplasmanda tehlikedeyken bu cinayeti nasıl işledi, aklım almadı. Giray hocaya şunu hatırlatmak isterim; Fenerbahçe’de de, Galatasaray’da da Sergen kadroda var diye hocalar “İlk 11’de mi oynatsak, sonra mı oynatsak” falı açmaktan çok puan yitirdiler. Örnek mi? Büyük hoca Terim bile Fenerbahçe maçının ilk 11’ine koyarak en önemli bölümünde 10 kişi kalmış ve maçı da bir piyango golü ile kaybetmişti. Benden duyurması... Sonra son pişmanlık fayda vermez. MODERN TAKIMA ANTİK FORVET Galatasaray’ın bugükü kadrosu hiç kuşkusuz, bir zamanlar Dinamo Kiev’e yakıştırılan “2000 yılının takımı” etiketine lâyıktır. Teknoloji çağının takımı olan Galatasaray, bence, belki de büyük bir iddia olacak ama, dünyanın en etkili pres yapan takımıdır. Bu özellik karşısında 1.5 yıldan bu yana Avrupa haritasının en büyük firmaları bir bir devrilip gidiyor. Ama bir başka gerçek de bu milenyum takımının forvetinde tam anlamıyla 1955 model bir futbolcu vardır; Jardel... Haaa Jardel böyle bir takımda pek tabii ki çok gol atar. Ancak, o muhteşem pres özelliği bu sezon Jardel yüzünden kısa bir süreç sonra ne hale gelir, düşünmek bile istemiyorum. O zaman Jardel gollerini atıp takımını kurtarabilecek midir? İşte bütün mesele buradadır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT