BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne pahasına zafer?

Ne pahasına zafer?

Bugün 30 Ağustos. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın komutasındaki Türk Ordusunun, işgalci Yunan ordusunu tam bir hezimete ugrattığı Başkumandanlık Meydan Muharebesi zaferinin 78. Yıldönümü: “Zafer Bayramı” ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü.



Bugün 30 Ağustos. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın komutasındaki Türk Ordusunun, işgalci Yunan ordusunu tam bir hezimete ugrattığı Başkumandanlık Meydan Muharebesi zaferinin 78. Yıldönümü: “Zafer Bayramı” ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü. 26 Ağustos’ta, ordunun cephaneleri ve ihtiyat kuvvetleri erimişken, Büyük Komutan, Yunanlıların Anadolu’ya yeni kuvvetler ve Avrupalıların yardımları ile yeni silahlar, uçaklar vb. getirmek üzere oldukları istihbaratını alınca, büyük bir cesaret ve öngörüyle Ankara’dan Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa’ya şifreyle “Daha fazla bekleyemeyiz... derhal harekete geçilecektir!” Talimatını veriyor ve Ankara’da herkes, onun bir çay ziyafetinde bulunduğunu sanarken, gizlice cepheye hareket ediyor, 26 Ağustos 1922’de de meşhur “Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir!” (*) emrini veriyor. Amcamın anlattıkları Yıldırım Ordularından beri ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a Mustafa Kemal’le çıkanlardan, Yaveri, babamın kardeş çocuğu, rahmetli amcam Muzaffer Kılıç bize gözleri yaşlı, o kritik günleri anlatırdı. Başkumandan bütün ikazlara rağmen ateş altında en ön hatlara gidiyor ve bir Tümen karargahına ulaşıyor: “Burası Başkumandanlık Karargahıdır!” diyor, emirlerini oradan vermeye başlıyor. Gene amcamın anlattığına göre Türk askerleri “Allah Allah” diye düşmana saldırırken, siperde, ıstırapla doğruluyor ve askerlerinin ölüme meydan okuyuşlarını seyrederken, gözleri nemli, ağzından “Evlatlarım!” sözü çıkıyor. Muzaffer Kılıç anılarında, büyük asker Mustafa Kemal’in savaştan ve kandan hiç hoşlanmadığını söylerdi... Gene Amcama göre, düşman kuvvteleri bozguna uğrayp kaçmaya başlayınca, Atina’dan, Türkleri kısa zamanda mağlub edeceğini ilan etmiş olan Yunan Başkumandanına hitaben; “Haci Anesti, mağrur kumandan! Neredesin? Gel de ordularını kurtar!” diye bağıracaktır... Ertesi gün de cesetler, kırık silah ve toplarla dolu savaş meydanını dolaşırken “Bu manzara insanlığı utandırmalıdır! Ama bizimki meşru müdafaa idi” diyecek ve yere düşmüş bir Yunan Sancağını işaret ederek: “Bu bir milletin istiklal sembolüdür... Düşman da olsa saygı göstermek gerekir: Bayrağı oradan kaldırıp topun üzerine koyun!” emrini verecektir... 30 Ağustos işte böylesine bir zafer, Gazi Mustafa Kemal de böylesine bir Başkomutandı. Unutuyoruz Unutuyoruz. Özellikle yeni kuşaklar pek hatırlamıyorlar ama önce Lozan Andlaşmasının, sonra da Cumhuriyet’in ve inkılapların yolunu açan zafer hiç de kolay kazanılmamıştı. Karşımızdaki düşman Yunan ordusundan başka, onu destekleyen Avrupa devletleri ve İstanbul’da işbirlikçiler, Ankara’da zaferden ümitlerini kesmiş “ehven-i şer” diye Amerikan Mandasını isteyenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi saflarında da, Mustafa Kemal’e meydan okuduğu için son günlerde bazı enteller tarafından kahramanlaştırılan İkinci Grup Lideri Hüseyin Avni Bey gibi bağnaz, bozguncu muhalifler vardı. Bugünkü uzantılar Bunların uzantıları da bugün Türk Silahlı Kuvvetlerine fırsat buldukça ve sinsice saldırıyorlar. Zafer Bayramında, Cumhuriyet Bayramında “askeri resmi geçitlere ne gerek var” diyebiliyorlar. Ve unutuyorlar ki, bugün her türlü bozgunculuğu ve melaneti pervasızca yapabiliyorlarsa bu bile Büyük Zaferin açtığı süreç sayesindedir. Garip bir tesadüf, şu sıralarda bazıları Nadire Mater adındaki (hem de bir şerefli Generalin kızı) bir kadının, Güneydoğu’da askerlik yapmış seçme bazı kişileri konuşturarak yazdığı “Mehmedin Kıtabı”ndan dolayı hakkında TCK 139. Maddesine göre orduya hakaret ve bozgunculuk telkini suçundan dolayı açılan dava, Eylül sonunda karara bağlanacağı için, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi üzerinde manevi baskı yapmak için kesif bir uluslararası kampanya açmış bulunuyorlar... İleri sürülen mazeret böyle kitaplar her ülkede yazılır, yayınlanırmış, Mater hanım “Bu kitabı yazmak Güneydoğu’da olanları orada askerlik yapanların ağzından anlatmak zorundaydım!” dermiş... Zoru neyse? ....... (*) Gazi, o emrinde niçin “İlk hedefiniz Ege” dememiştir diye hep merak etmişimdir. Ama bu sorunun cevabı; o zamanın haritalarında; “Ege” kelimesi yok; “Akdeniz” var. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “İstanbul’da düşman topları altında kukla bir hükumet, görevde.. fakat Anadolu’daki Türk anayurdunun çetin dağları ve vadileri arasında bir takım yoksul insanlar istikballerinin başkaları tarafından tayin edilmesine razı değiller.. ordugahlarının ateşleri etrafında elbiseleri parça parça da olsa, ruhları dimdik insanlar oturuyor!” WINSTON CHURCHILL- 1919’da Avam kamarasında yaptığı konuşmadan “Savaşta zaferden başka seçenek yoktur!” GENERAL DOUGLAS MACARTHUR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT