BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asker mesajı ve Demirel

Asker mesajı ve Demirel

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Org. Ateş’le yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Özkök’ün devir teslimdeki konuşmalarını değerlendirirken “diyalog” ve “köprü olma” olgularının altını çiziyor ve bu olgularla demokratik değerler noktasında da uzlaşmaların olabileceğini ifade ediyor...



Dün öğle suları. Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın’la beraber 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’i ziyarete gidiyoruz. Ziyarette 9. Cumhurbaşkanı’na askerin devir-teslim törenlerinde verdiği mesajı soruyoruz. Sormamızla da Sayın Demirel önündeki kitap ve broşürlerle dolu masadan iki adet konuşma metnini çıkararak “Bunlar mı” diyor. 9. Cumhurbaşkanı önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olan Orgeneral Atila Ateş’in konuşmasını okuyor ve bazı hususların altını çiziyor. Ardından yeni Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Hilmi Özkök’ün konuşması ve orada verilen mesajlara dikkatimizi çekiyor. Köprü olma Demirel, komutanların devir-teslim töreninde verdiği bu mesajlara bazılarının yaptığı gibi peşin bir hükümle “doğru” ya da “yanlış” demiyor. Ya da başka bir ifade ile gözü kapalı bir şekilde yanında veya karşısında yer almıyor. Söylediği ve ısrarla altını çizdiği husus; askerle demokrasi arasında “köprü olma” ve “diyalog” zeminlerinin sürekli açık olmasının gereğidir. 9. Cumhurbaşkanı’na göre Türk askerinin özde demokrasiye karşı menfi bir tavrı yok. Sorun eksik bilgilenmelerden ve farklı içtihatlardan kaynaklanıyor. Demokrasinin direkleri Demirel tam bu noktada önüme İngilizce bir not uzatıyor: Notun başlığı: The Pıllars of Democracy (Demokrasinin direkleri) Başlığı altında şu umdeler: -İnsanların bağımsızlığı -İdari yönden uzlaşmaya dayalı hükümet -Çoğunluk kuralı -Azınlık doğruları -Temel insan hakları garantisi -Dürüst ve özgür seçimler -Kanun önünde eşitlik -Kanuna uygun işlem -Hükümetle Anayasal sınırlamalar -Sosyal, ekonomik ve politik çoğulculuk -İşbirliği, uzlaşma, yararcılık ve tolerans ya da hoşgörünün önemi Notun devamında “Temel İnsan Hakları” diye bir ara başlık ve maddeler: -Konuşma, ifade ve basın özgürlüğü -İnanç özgürlüğü -Topluluk ve işbirliği özgürlüğü -Yasalar karşısında eşitlik -Eşit yargılanma Bütün bu maddeleri tek tek okuyan 9. Cumhurbaşkanı Demirel şöyle devam ediyor: “Demokrasinin standartları bunlar. Bunlarla uzlaşmazsanız eksik kalırsınız. Buraya ulaşmakta sıkıntılar olacaktır ve bu sıkıntıların aşılmasında diyalog ve de sıkıntı olan yerlerle de köprü olma fevkalade önem taşıyor.” Adalet ve Ombudsman 9. Cumhurbaşkanı bir başka İngilizce metin çıkarıyor. Not ABD Anayasası’nın ilkelerini içeriyor. Birinci madde, birlik-bütünlük. İkicni madde adalet. Ardından diğer maddeler, refah olayı 5. sırada. Demirel bunu okuduktan sonra Adalet kavramını açıyor ve vazgeçilmezliğini uzun uzadıya anlatıyor. Tam bu noktada Türkçe karşılğı “Başhakemlik” olan “Ombudsmanlık” kurumunu ve oraya başkanlığını soruyoruz. Demirel: “Eski deyimle vehle-i ula’da yani günün birinde böyle bir şey bana teklif edilirse bundan rahatsız olmam, bilakis memnun olurum, ama ben oturmuş böyle bir görevi bekliyor da değilim. Adaleti sağlamak ya da ona katkı yapmak gibi bir görev fevkalade önemlidir. Bakın ABD Anayasası Adaleti ikinci sıraya koydu. O olmazsa ardındakiler olmaz.” Sezer’e nasıl bakıyor? Cumhurbaşkanı ile yaptığımız sohbette 10. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in görev seyri konusunu açıyoruz. Mesela kırmızı ışıkta durmasını, tarifeli uçağa binmeyi istemesini, kuyruğa girmesini ve şortla sabah yürüyüşlere çıkmasını soruyoruz. Demirel “Bu konuda ben yorum yapmam” diyor. 9. Cumhurbaşkanı bunu diyor ama bu soruyu sormamın hemen öncesinde bize katılan ünlü bir isim Demirel’e dönerek “Efendim izin verirseniz ben bir anekdot anlatabilir miyim?” diyerek araya giriyor. Anekdot şu: Devir Demokrat Parti dönemi. Taşra’da büyük bir temel atma merasimi var. Cumhurbaşkanı Celal Bayar törene her zaman olduğu gibi Başbakan Menderes’den önce teşrif ediyor. Rahmetli Menderes beklenirken de Fransız sefiri o dönem bakan olan bir isme giderek şunları söylüyor: “Sayın Başbakan henüz teşrif etmediler, belli ki beklenecek. Eğer uygun bulunursa Sayın Cumhurbakanı ile ayaküstü biraz konuşabilir miyim?” Bakan mesajı merhum Bayar’a iletir. Celal Bey’in cevabı şu oluyor: “Ben alçak gönüllü bir insanım. Elbette konuşurum, bunun benim şahsım açısından önemi yok, ama ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıyım. Gidin protokol müdürüne sorunuz. Böyle bir görüşme Türk Devletini temsil anlamında normal olur mu?” 9. Cumhurbaşkanı anlatılan bu anekdota ve içinde gizli olan mesaja da yine herhangi bir tepki vermiyor. Birlik ve demokrasi Gelelim Sayın Demirel’in sonbaharla beraber politikaya girip girmeyeceğine? Hayır bizim izlenimimiz böyle bir şeyin üstüne hemen atlayacağı gibi değildir. Demirel’deki hırs bize göre koltuğa oturmaktan ziyade, birikimlerini memleketine sunma amacına dayanıyor. Nitekim öyle olduğu için de abartısız devletteki bütün faaliyetleri ayrıntılarına kadar izliyor. Demirel, Silahlı Kuvvetler gibi devletin temel kurumlarında fevkalade titiz, ama yukarıda sunduğumuz demokrasinin direklerine ulaşılması noktasında da ödünsüz. Israrla vurguladığı şey birlik ve bütünlükten taviz verilmeden demokratik normlara erişmek. Öyle olduğundan olsa gerek İslamköy’deki Demokrasi Müzesi projesini hızlandırdı. Mart 2001’de açılması düşünülen bu müzenin kitaplığı da abartısız Türkiye’nin arşivi gibi bir şey olacak. Siyasetin ötesinde Türkiye’yi izlemek için Demirel’i her hafta dinlemek bize göre ihtiyaçtır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86904
    % 0.12
  • 6.024
    % -0.27
  • 6.7249
    % -0.24
  • 7.6694
    % -0.11
  • 247.498
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT