BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tatlıya bağlamak

Tatlıya bağlamak

Türk Yunan dostluğunun geliştiğini görmek, bu kaynaşma, bu gidip gelmeler sevindiriyor beni. Daha önce Rum ailelerin çoğunlukta olduğu bir mahallede oturmuştum.



Türk Yunan dostluğunun geliştiğini görmek, bu kaynaşma, bu gidip gelmeler sevindiriyor beni. Daha önce Rum ailelerin çoğunlukta olduğu bir mahallede oturmuştum. Görüştüğümüz Rum dostlarımız vardı; hatta bir aile doktorumuz Rumdu. Ne zaman rahatsızlansak randevu almaya gerek kalmadan başvururduk. O da şişkin siyah çantası elinde fırtına gibi gelir, hiç yanılmayan teşhisini koyar giderdi. Değerli bir hekimdi kısacası. Sonra Kıbrıs gerginlikleri, şu bu sebeplerle birçokları gibi Yunanistan’a gitti o da. Geride kocaman bir boşluk bırakarak... Diğerleri gibi. Mahallenin o yüzü onlarla şenlenen yüzü siliniverdi. Bir anlamsız sessizlik çöktü ortalığa... Arkalarında kırık camlı, eski tozlu yapılar öylece kaldı. Gittiler ve oralarda ihtiyarladılar, oralarda öldüler. Geçende seneler sonra buraya gelen Yunanistanlı iki Rum Ninenin “Gesi Bağları” türküsünü bağlama eşliğinde okumalarını televizyondan izlemişsinizdir. Bu topraktan aldıklarını hiç bozmadan, değiştirmeden Yunanistan’a götürmüşler ve bunları hiç unutmamışlar... Şarkıların, türkülerin insan hayatındaki önemi böylece anlaşılıyor. Sadece şarkılar mı? Elbette hayır. Daha bir sürü şey, selamlaşmalar, hatırlaşmalar, oyunlar, bir tatlı ikramı bile. Üzerinde doğduğunuz toprak herşeyiyle insanın kanına, canına, ruhuna işler. Silip atamazsınız ondan aldıklarınızı. Unutamazsınız hiçbir zaman. Çocukluğumda gittiğimiz Rum evlerinde Rumlar’ın meyve tatlıları ikramlarını hiç unutmadım. Güzel gümüş bir tepsiye zarflı bardaklar dizilir, bardaklarda tatlının baygınlığını geçiştirmek üzre su bulunur. Bir bardak ise kullanılan kaşıkların konması içindir. Pembe, beyaz, mavi cam kaselerle gelen meyve tatlıları reçele benzer fakat suyu daha koyu, daha kıvamlıdır. Kayısı, portakal, turunç, incir en fazla çıkarılan tatlılardı. Fakat bu meyve tatlılarının sadece Rumlar’a mahsus bir görenek olduğunu sanmıyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı takibeden günlerde yabancı gazetecileri kabul ettiği bir davette, bir Amerikalı gazeteci mekanı tasvir ederken her masada kahvelerin yanında su ve çeşitli meyve tatlılarının, reçellerin bulunduğunu ifade ediyor. Buna göre meyve şekerlemesi belki geçmişte her iki toplumda yaygın olan bir ikramdı. Azerbaycan’da da hangi saatte verilirse verilsin çay sofralarında mutlaka reçel bulunur. Bu reçellerde bizim bildiklerimizin dışında çok değişik malzemeler kullanılır. Mesela ham cevizden, bizde olmayan meyvelerden tutun domates ve karpuza kadar... Anlaşılıyor ki bu tatlılar tatlı yiyelim tatlı konuşalım kabilinden insanlar arasında bir vasıta idi. Rumlarla bu yakınlaşma ölçüsünün zedelenmeden sürmesinin her iki toplumun yararına olacağı düşüncesindeyim. Dostluklar arkadaşlıklar tabir caizse sulandırılmadan sürdürülmelidir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT