BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yolculuk başlıyor; ‘uğurlar ola!’

Yolculuk başlıyor; ‘uğurlar ola!’

Bir “ünlü enflasyonu”dur gidiyor... Bir ünlü yoktur ki basın ya da TV sayesinde ünlü olmasın!...



Türkiye “yeni bir hoca ve yeni bir anlayışla”, Dünya Kupası finallerine katılmak için, bu gece “yeni bir yolculuğa başlıyor!.” İlk durak Moldova!... Ve “gözler” Türk Milli Takımı’nda!. Ondan da önce “yeni hoca” Şenol Güneş’te!... Fatih Terim’in temelini attığı, Mustafa Denizli’nin olgunlaştırdığı bir “futbol kadrosu” tam tamına “ustalık döneminde” Şenol Güneş’in eline verildi! Üstüste gelen “Avrupa Şampiyonası finallerinden ve sonuncusunda çeyrek finalin yakalanmasından sonra”, bu defa “yarım asırlık bir hayali” gerçekleştireceğiz! “Dünya Kupasında final oynayacağız!.” “Oynayacağız” diyorum; zira hocamıza da futbolcularımıza da inanıyorum ve güveniyorum!. “Şenol Güneş ile olur mu?” diye hiç düşünmedim!. Yıllar önce hem de çok yıllar önce “Denizli ile olur mu?” ya da “Terim ile olur mu?” diye düşünmediğim gibi! Güneş’in, Denizli’ye göre de, Terim’e göre de “en büyük eksiği” kendisini iyi pazarlayamamasıdır!. Daha açıkçası; “tanıtamamasıdır!.” Trabzonspor’da “kurtlar” onu çabuk yediler!. İnanıyorum ki “Haluk Ulusoy ve Federasyonu, onu kurtlara yedirmemek için sonuna kadar arkasında duracaktır!” “Karadenizlilik” yakıştırmalarına, Nihat konusundaki aceleciliğine, daha da önemlisi “kadroya alıp almadığı futbolcularla ilgili eleştirilere” saygı duyarım, ama hiçbirine katılmıyorum!. “Savaşı kaybederse, infaz mangasının karşısına o konulacağına göre”, Şenol Güneş “kendi kadrosunu kendi seçecek, o kadroyu kendi görüş ve inançlarına göre sahaya sürüp, oynatacaktır!” “Başaramazsa”, işte o zaman gereği yapılır!. “Grup maçları” uzun bir yol!. Temenni etmiyorum ama, bu uzun yolculukta zaman zaman tökezlemeler de olacaktır!. Elbette “nihai son esastır!.” Benim uzerinde duracağım şey; “Türk Milli Takımı’nın sahada oynayacağı futbolun seviyesidir!.” “O iyiyse” mesele yok! “Sonuç” iyi olmasa da, “daha çok maç var; sabır” derim! Ama “futbol kötüyse”, işte benim için esas olan ölçü odur; “eleştiriler haklı olur!.” Moldova, geçen defa Avrupa Şampiyonası gruplarında, Türkiye’ye “kolay teslim olmamıştı!.” Bu defa da “olmak istemeyecek!.” Ama “ustalık dönemindeki” futbolcularımız, bu defa Moldova’yı “kolay geçerek”, yeni hocalarına “Hoş geldin” diyeceklerdir! Şenol Hoca’ya da, talebelerine de başarılar ve bol şanslar!. Pehlivan tefrikası!... Bıktım usandım, şu “Galatasaray genel kurul öncelerinde, kulübün içinde bulunduğu durumu” yazmaktan!. Adeta “rahmetli” Murat Sertoğlu’nun ünlü “pehlivan tefrikalarına döndü!.” İşte bir yenisi ve “pehlivan tefrikası” devam ediyor: “Yönetim gene borçlanma yetkisi istiyor!.” Borç “gırtlağı aşmış”, bu borçların nasıl ödeneceği belli değil! Ama yeniden borçlanma... Yeniden borçlanma ...Yeniden borçlanma... Yarın gelecek, bu defa “stad için yeniden borçlanma!.” FIFA’sı, UEFA’sı bile “borçlanarak kupa alan kulüpleri haksız rekabetle” suçlamaya başladı!. Sert tedbirler geliyor!. “Bizimkiler” durmadan dinlenmeden “Borç... borç... borç...; daha çok borç...” diye çırpınıyorlar, çıldırıyorlar!. Bakınız altını çiziyorum: “BU BORÇLANMA SÜRECİ SONUNDA, GALATARASAY YÖNETİMİNE TALİP OLACAK KİMSE KALMAYACAKTIR; bu yükün altına kimse girmek istemez!” “BU BORÇLANMA SÜRECİ, GALATARASAY’IN ELİNDEKİ MÜLKLERİN SATILMASINA YOL AÇACAKTIR; bugünkü yönetimin sanal projeleri bu satışları önleyemez!” “BU BORÇLANMA SÜRECİ GALATASARAY’I MACERALARA SÜRÜKLEYEBİLİR; Fransa’da Marsilya ve Bernard Tapie olayı unutulmamalıdır! 100 milyonluk stad kredisi ile ilgili durdurulan sözleşme, bu tehlikenin her zaman mevcut olduğunun en iyi delilidir!” “4 yıl şampiyonluk, UEFA Kupası, Süper Kupa” kimsenin gözünü boyamasın! Elbette büyük mutluluk ve onur!. Ama “bu mutluluk ve onurun”, “Marsilya ve Tapie olayı benzeri bir sona varılırsa”, acaba “ortada bir zerresi kalacak mıdır?” İşte, Galatasaray Genel Kurulu’nda, her “gerçek” Galatasaraylı’nın kendi kendine asıl soracağı soru budur!. İşte, biz “bu sebeple”, 100 milyon dolarlık “stad kredisi sözleşmesine” ve de “Galatasaray adının Cayman Adaları’na taşınmasına” hassasiyet gösterdik! İşte, biz bu sebeple “dünya’nın en güçlü, en paralı, en saygın kuruluşlarından biri olan” AIG’nin, “Galatasaray’ı bir kapitilasyon şartnamesiyle teslim almasını” istemedik! “Eşit, şeffaf, kabul edilebilir” şartlar içinde, “Galatasaray hisselerinin satılmasından”, müşterilerinin de “halk ve Galatarasaylılar olmasından” yana olduk!. “Şirketleşmeye evet”, ama “teslimiyetçiliğe hayır” dememiz bu yüzdendi! Galatasaraylıların önünde “seçecekleri” iki yol var: “Kupaların büyüsü ile”, “kulübü bilinmeyene doğru götürecek olan” ilk durağı “yaldızlı” bulvar!. “Galatasaray’ı sağlam temeller üzerine kurulmuş” bir geleceğe götürecek biraz yokuşlu, biraz engebeli ama “sonu bilinen” bir cadde!. Buyrun, isteyen istediğini seçebilir! Galatasaray’a hayırlı olsun!. Elbise bol!... Trabzonspor’a “geliş çizgisi kırık olan” ve “ilkeli genç hoca” yakıştırmasına gölge düşüren Giray Bulak’a, “büyük takım hocalığı elbisesinin bol geldiği” anlaşılıyor!. “Geldiği günden beri” bu görüşü savunan bir kişi olarak, “düşüncemizin tersinin gerçekleşmesini çok isterdim!.” “Eleştirilere tahammül edememe” özelliği, onu giderek “daha antipatik hale getiriyor!.” “Dün söylediğinin tersini ertesi gün söyler” hale gelen, “bu nasıl iş” denilince, daha çok kızan, kızınca “yasak üstüne yasak koyan”, onunlada yetinmeyip, hergün “medyaya ateş püsküren” bir hoca ile, Trabzonspor’un gideceği yer belli değildir ama, gidemeyeceği yer çok bellidir! Tam “tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” misali!. Başkanıyla çok iyi uyuşuyor! “O kafalar” hala anlayamadı ki; “medya ile savaşamazsın!.” “Savaşmaya kalkarsan” kaybedersin! Hele hele “eleştiriye hiç ama hiç tahammülün yoksa”, yandın gitti! Ona bir “ağabey” tavsiyesi; “Medya konusundaki tutumunu tam tersine çevir!.” Sakın ola ki, “bunu taviz verme” olarak yorumlama!. Bu taviz vermek değildir; “Dostlukta, Trabzonspor’un ve spor yazarlığının iyiliğinde uzlaşmadır!.” Göreceksin ki, “işler yavaş yavaş düzelecek!.” “İşler” derken, medyadaki durumundan söz ediyorum!. Trabzonspor’daki işin çok zor, düzelecek gibi de görünmüyor! Elindeki “bütün golcüleri sat!.” Onlar “yeni takımlarında” gollerini sıralasınlar! Sen “golcü” diye, onca paraya “Lange’yi al!.” Nerede ise sezonun dörtte biri bitiyor; hâl⠓golcü” ara!. Söyle Allah aşkına, sen “spor yazarı olsaydın”, böylesine “açığa düşen” bir teknik adam için ne yazardın? Ayıp!.. Galatasaray yönetiminin, Hakan Şükür için “Reklâmlardan aldığın parayı ver, geçen yılın primlerini ondan sonra ödeyelim” açıklamasının gerçek olmamasını dilemiştim! Ama daha sonra, “Devletin, UEFA ve Süper Kupa başarılarından sonra Galatasaray’a ve Galatasaraylı teknik adamlarla futbolculara vereceği cumhuriyet altınları için “Teknik adamlara ve futbolculara vermeyin, bize verin! Zira onlar primlerini aldılar” haberleri de gelince, ağzımdan iki kelimelik bir protesto çıktı: “Pes doğrusu!.” “Bunları söyleyeceklerine” çıkıp deselerdi ki: “Bu başarılarda tek tek bizim de payımız var, bize de cumhuriyet altını verin!.” Bir yere kadar “anlardım!.” Ama, “yukarıdaki mantaliteyi anlamam mümkün değil!.” Sen “bu çocukların ve teknik adamların, maaşlarını, primlerini, transfer alacaklarını zamanında ödeme!. Geciktir, çek ver karşılıksız çıksın!. Hem de faizlerin yüzde yüzlerin etrafında dolaştığı dönemlerde!.” Sonra da, “kimsenin inanamadığı başarıları bu ahvâl ve şerait altında bile getiren” teknik adamlara, futbolculara “5-10 cumhuriyet altınını çok gör!.” Hakan’ın “hâlâ ödemediğin geçen sezondan kalan primlerine karşılık”, reklam paralarını gündeme getir!. Bu yönetim, “Galatasaray’ın bütün manevi değerlerini yıktı!.” “Galatasaray’a, altından kalkılamayacak kadar büyük bir borç batağı getirmelerinden daha büyük zararı” böyle verdiler! Borçlar ödenebilir; ama “yıkılan gelenekler” geriye çok zor döner! Hele bu “para ve menfaat dünyasında!.” Fenerbahçe değişmez!. Yıllar yılı “yerleşen” Fenerbahçe klâsiği, bu yıl da sahnelenmeye başladı! “Bir kötü sonuç”, mevsim başında “acûl” bir şekilde görülmeye başlanan “tatlı rüyayı” bozuverdi ve kıyamet koptu! “Tatlı rüya” da hataydı, “koparılan kıyamet” de öyle!. Sakin olmak, sabretmek, işin sırrı burada! Ama, Fenerbahçe camiası da, medyası da bunu zor başarır! Hele hele Denizli’ye “sabır gösterebileceklerini” hiç sanmıyorum! Denizli için tek yol; “hep kazanmak!.” O da olmayacağına göre, bilmem ki ne olacak? “Biliyorum” da, yazmak istemiyorum! Ali Şen’in “ombudsmanlığı bile” durumu düzeltmeye yetmez! “Ali Şen” deyince aklıma geldi: “Aziz Yıldırım ve yönetimini yerden yere vuran” Ali Şen’i, birdenbire “Aziz Yıldırım’ın en büyük destekçisi” durumuna getiren sebep nedir! “Benim duyduğum gibi” çok yüksek bir yerden gelen “karar” ise, doğrusu ya benim gibi, çok kişi de bu işe kahkahalarla gülüyordur! Bilmem ki, Fenerbahçe’yi izleyen spor yazarları arkadaşlarım “bu sebebin ne olduğunu” bulacaklar mı? Olmadı!.. “Kendileri genç yaşlarda” önemli maçlara verilerek “kısa sürede hakemliğin zirvesine yükselen” Ahmet Çakar’lar, Erman Toroğlu’lar, Federasyon Başkanlığı sırasında “hakemliği gençleştirdiklerine, “hakemlikte devrim yaptıklarına” dair defalarca açıklamalar yapan, isimler veren ve bunların birkaçına da bizzat şahit olduğum sevgili Kemal Ulusu, hafta başında nedense “genç ve pırıl pırıl bir hakemi” ipe çekmek için yarıştılar! Neymiş; “pişmeliymiş, pişse imiş bu hataları yapmazmış!.” Süper Kupa finalinde, “UEFA’nın en tecrübeli hakemlerinden birinin yaptığı rezaleti gören” ve “eleştirenlerin”, iş Türkiye liglerine gelince “böyle davranmalarını” anlamak güç! Elbette her hakem gibi, bu gençler de hata yapacaklar! Yapsınlar!. Ama “Aman büyüklerin maçlarında yapmasınlar, küçüklerin maçlarında yapabilirler” mantığını, hadi Çakar’lara, Toroğlu’lara “hakemlerimizin bilinç altlarına sinmiş korkularının sonucu olarak” yakıştırabilirim, ama “Federasyon başkanlığı yapmış olan” Kemal Ulusu’ya? Hele hele, “o genç hakemin çalmadığı penaltı kararı ile galip gelen Beşiktaş’ın “bazı yöneticilerinin” genç hakemi ve onu tayin eden MHK’yı sindirmek istercesine kopardıkları kıyameti, haklı görmek mümkün mü? Hakemler “sadece” büyükler için değil, futbol ve spor içindir! “Amigolar” hariç, herkese hatırlatılır! En çok da, Fenerbahçeli dostlarımıza ve meslekdaşlarımıza!. Yönetimi “Hakemlerin, MHK’sinin ve Federasyon’un üzerine gidin” diye kışkırtmaya çalışanlara! Lig temiz ve heyecanlı bir başlangıç yaptı; lütfen bırakın da öyle devam etsin!. Bilgili’yi kutlarım! Beşiktaş Başkanı Bilgili “güzel şeyler yapmaya devam ediyor!” Hakemler hakkında “olumsuz konuşma yasağı” koymasını alkışlıyorum!. “Takım iyi oynamadığı için” yapılan eleştirilere karşı “Eleştiriler haklı, takım henüz oturmadı, taktik oturmadı, elbette eleştirilecek! Hocamız kısa zamanda takımı da, taktiği de oturtacak, o zaman eleştirilmeyeceğiz” derken, çok yönetime, bu arada Galatasaray yönetimine adeta ders verdi! Karhan’a da “gereken cezayı verebilirlerse”, yöneticilere derslere devam edeceklerini gösterecekler! Bu arada bir dost uyarısı; “Nouma’ya dikkat edin!. TV’de dikkatle iki maç üstüste izlediğim ve gördüğüm bir şey var! Rakip oyuncularla dalaşıyor ve futbol dışı işler yapıyor! Türkiye’de hakemler görmediler ya da görmemezlikten geldiler! Şampiyonlar Ligi’ndeki hakemler affetmeyebilir!” Bizden hatırlatması!.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95522
    % -0.53
  • 5.7128
    % -0.38
  • 6.3397
    % -0.4
  • 6.9378
    % -0.52
  • 276.48
    % -0.44
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT