BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Heyecandan şaşırmıştı genç kız...

Heyecandan şaşırmıştı genç kız...

Hakan son yudumunu da içtikten sonra elinin tersiyle ağzını sildi ve usulca kalktı. - Ben müsaade isteyeyim Mahmut amca. Annem uyumadan bekliyor beni...



Hakan son yudumunu da içtikten sonra elinin tersiyle ağzını sildi ve usulca kalktı. - Ben müsaade isteyeyim Mahmut amca. Annem uyumadan bekliyor beni... Elini cebine atıp para çıkartmaya yeltendi. Mahmut gücenmiş bir ses tonuyla yakaladı kolundan: - Ayıp ediyorsun evlat! Benden bu gazoz... - Her akşam aynı şey Mahmut amca, gelmeye utanıyorum artık... Yaşlı adam başını iki yana salladı: - Duymayayım bir daha! O da ne demek. Selam söyle Meserret hanıma. Hakan az ileride ayakta durup direklerden birine dayanmış olan Hülya’nın yanına yaklaştı: - Yarın akşam üzeri biraz dolaşalım mı Hülya? Genç kız mavi gözlerini kıstı. Dikkatle baktı. Yüzüne dökülmüş olan perçemini havalı bir hareketle kulağının ardına attı: - Nerede dolaşacağız? - İstersen sitelere gideriz, bir çay içeriz... Hem de... Başını önüne eğdi. Elindeki anahtarlıkla oynuyordu durmadan: - Biraz konuşuruz. Önemli şeyler var! Alaylı bir sesle sordu Hülya hafifçe kırıtarak: - Neymiş onlar? - Biliyorsun işte. Bu işin adını koymak lazım artık. Küçük bir kahkaha attı kız. Hoşuna gitmişti bu sözler. Keyifle başını salladı: - İyi ya, gideriz... Saat sekiz buçukta... Heyecanlı bir şekilde hareketlendi Hakan. Mutluluktan gözleri parlıyordu adeta: - Tamam... sekiz buçukta. İskelenin oraya gel... Oradan gideriz minibüsle... İşte tam bu esnada iki tane keskin far aydınlattı küçük dükkanın önünü. Homurtuyla durdu arabalar. İki arabanın içinden çılgınca çığlıklar atarak indi gençler. Hülya iliklerine kadar titrediğini hissetti. Beyaz arabanın direksiyonunda oturan Tarık’ı tanımıştı. Hakan ise şaşkın bir şekilde bakıyordu bu gürültücü gruba. Hemen hareketlendi Hülya. Heyecanlı bir sesle Hakan’ın yüzüne bile bakmadan konuştu o tarafa doğru giderken: - Müşteri geldi... Sonra görüşürüz! Cevap bile beklemeden uzaklaşıp gitmişti delikanlının yanından. Hakan kırgın bir şekilde usulca uzaklaştı... Genç kızın bu tür davranışlarından çok inciniyordu. Bütün bunları da konuşmaya karar verdi ertesi gün buluştukları zaman. Hülya gelen gruba yaklaşmış, dudaklarına şaşkın bir tebessüm yerleştirerek buyur etmişti: - Hoş geldiniz... - Hülya’cığım, hepimize karışık sandviç... Sakın yok deme... çok açız... Genç kız yan gözle Tarık’ın olduğu tarafa baktı. Genç adam müstehzi bir tebessümle izliyordu kendisini. Usulca fısıldadı: - En çok da ben acıktım... Mahmut hemen ocağın başına geçmiş, Nemika hanım ise kestirdiği tabureden fırlamış, malzemeleri hazırlamaya başlamıştı bile. Selda ise olanın bitenin farkında değildi. Tezgahın arka tarafında uyumuştu yorgunluktan. Tarık tezgahın başına kadar geldi. Eğilip baktı içeriye doğru. Hülya yanı başında duruyor, heyecandan eli ayağına dolaşıyordu. - Usta, eline sağlık, bu akşamüzeri yedim sandviçini, tadı damağımda kaldı. Birden arka tarafta kaynayan demliği gördü. Nemika hanım kendileri için küçük tüpte çay yapmıştı: - Oooo, çay da var demek ki. Birer bardak içebilir miyiz? DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT