BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne dediğimizi biliyor muyuz

Ne dediğimizi biliyor muyuz

İçinde yaşamakta olmamıza rağmen basına hayret etmemek mümkün değil! Yalnızca, yeni Cumhurbaşkanımızla alakalı haber ve yorumlar bile, basınımızın ne denli bir tutarsızlık içinde bulunduğunu gözler önüne sermeye kafidir.



İçinde yaşamakta olmamıza rağmen basına hayret etmemek mümkün değil! Yalnızca, yeni Cumhurbaşkanımızla alakalı haber ve yorumlar bile, basınımızın ne denli bir tutarsızlık içinde bulunduğunu gözler önüne sermeye kafidir. Şu, bir kısım basın gerçekten ne dediğini bilmediği gibi ne istediğini de bilmiyor! Ama; bilinen ve aleni olarak görünen bir şey var ki, mahut basın, ortalığı toz duman yapmasını, kişi ve kurumları birbirine düşürmesini ve hele, gök yüzüne çıkardıklarını, kısa bir zaman sonra büyük gürültülerle yerlere yuvarlamasını çok iyi beceriyor! Sayın Sezer, Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez, eski defterlerini şöyle bir karıştırdık! Aradığımız, elbette ki kusurdu; bulamayınca da, mülahazat hanesini tamamen boş bırakmamak adına (!) taşralı ve sadece hukukçu demekle yetindik! O’nun Anayasa Mahkemesi Başkanı iken yapmış olduğu konuşmaları aldık ve; işte bizi Avrupa Birliği’ne taşıyacak Cumhurbaşkanı dedik. Siyasi kökenden gelen cumhurbaşkanlarının yapamadığını hukukçu kökenden gelende vehmettik! Sade ve yalın tavırları; lüksten, afra ve tafradan kaçınması, hatta kırmızı ışıkta durması bile, onu kısa zamanda içimizden biri yaptı. Ketumdu; az ve lüzumu kadar konuşuyordu. Her şeyden önemlisi Köşk’ü, her Allah’ın günü televizyon ekranlarına arz-ı endam eden panayır yeri olmaktan çıkarmış gerçek hüviyetine kavuşturmuştu! Ne zaman ki Hükümet’in hazırlamış olduğu, KHK’yı imzalamayıp geri çevirdi; değil sadece basından en yetkili ağızlardan, devlet krizine sebep olmakla itham edildi! Halbuki, Cumhurbaşkanı’nın KHK’nın içeriğine bir şey dediği yoktu. Hatta, ona katılıyordu da. Ama, bir hukuk devletinde her şeyin hukuk çerçevesinde olmasını istemesi, kendisine çok görüldü. Bir kısım meslektaşımız o kadar ileri gitti ki, Cumhurbaşkanı hukukçu olabilir, hukuk adına kılı kırk yarmak isteyebilir ancak; öyle kararlar vardır ki, salt siyasi irade ister demeye getirdiler. Ne kadar siyasi olursa olsun, hukuk dairesinde hiç kimse; hele de Cumhurbaşkanı’ndan hukuksuzluk isteyemez. İstememelidir de.. Nitekim; o hukuk, şimdi istemiyor gibi gözükenlere bile, ne kadar lazım? Bir bilseler! Cumhurbaşkanı, bir kısım basının sıkça kullandığı yöntemi kullanmadı ve hukuk dairesinde kalmakta ısrar edince; mahut basının eskimez hastalığı, bir uyuz seyyaliyetiyle ortalığı kapladı. Artık, Cumhurbaşkanı’nın her hareketi pertavsızla takip ediliyor; yapmadığı ve fakat kendilerince yapmasını muhtemel gördükleri hareketler bile, kehanetle önceden bilinip eleştiri konusu yapılıyor! Cumhurbaşkanı’nın ABD’ye seyahati mi söz konusu? Sakın THY’nin tarifeli uçağı ile gitmesin ha! Makamını ve temsil ettiği milleti düşünsün; bunları küçük düşürmeye hakkı yoktur demeğe getirdiler. Özel uçakla gideceğini öğrenince de, ABD’de kalacağı otelin parasını dillerine dolamaya başladılar. Hedefleri, çamur atmak; tutsun tutmasın; izi kalır ya! Acizane şunu anlıyorum ki, birileri bizi benzetinceye kadar, biz bize benzemeye devam edeceğiz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT