BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eski oyun yeniden sahnede

Eski oyun yeniden sahnede

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye adaylık süreci için verilmesi kararlaştırılan cüzi meblağı Kürt meselesi ve idam cezasıyla irtibatlandırma mücadelesi veriyor. Yunanistan da Ege ve Kıbrıs konularında yine devrede.



Avrupa Parlamentosu’nda bu hafta adaylık sürecinde Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan miktarın durumu oylanacak. Avrupa Parlamentosu’nun yaz tatili sonrası apar topar gündem değişikliği yaparak Türkiye ile ilgili mali yardımları görüşme kararı almasının arkasında ise eski oyunu sahnelemek isteyenler bulunuyor. Avrupa Birliği’nin 23 temmuz tarihli Resmi Gazete’sinde (journal offıcıel) yayımladığı ve Türkiye’ye verilecek yaklaşık 160 milyon doların hukuki çerçevesini çizen yönetmelik, Avrupa Parlamentosu’nu harekete geçirdi. Çünkü AB, parlamentonun Kürtler ve idam cezası ile ilgili değişiklik taleplerini yönetmelik metnine yansıtmamıştı. Bir emrivaki karşısında kaldıklarını farkeden Avrupalı parlamenterler, bugün Strasbourg’da başlayacak genel kurul toplantılarına tavsiye kararı tasarısı sundu. Zor talepler Fransa’nın Bosna eski Barış Gücü komutanı General Phılıppe Morıllon tarafından hazırlanan ve Dış İlişkiler Komisyonu’ndan onay alan tasarıda ise, parlamento, mali yardımlarla ilgili yönetmeliğin daha bağlayıcı hale getirilmesinde ısrar ediyor. Parlamentonun üç talebi ise şöyle: Para verilecek projeler Kürt meselesine çözüm çabalarını da kapsasın, İdam cezasının kaldırılmasının zorunlu olduğu konusunda kamu oyunu aydınlatacak kampanyalara para verilsin, Türkiye deprem bölgesi olduğu için nükleer enerji alanında sunulacak projelere Avrupa Birliği para vermesin. Danışıklı döğüş AB, 23 Ağustos’ta yayımladığı yönetmelikte Kürt kelimesine yer vermiyor ve Türkiye’yi rahatsız etmeyecek bir dil kullanıyordu. Ancak Avrupa Parlamentosu, Salı günü yapılacak oylamadan sonra kabul edilmesine kesin gözle bakılan tavsiye kararında “azınlık” kavramını daha güçlü ifadelerle vurguluyor ve “kültürel hakların tanınması ve koruma altına alınması” talebiyle Türkiye’nin önüne bir kez daha Kürt şartıyla çıkıyor. Brüksel’deki yetkililere göre, sorun yetki kavgası veren Avrupa Parlamentosu ile AB konsey ve komisyonu arasındaki sürtüşmeden kaynaklanıyor. Birlik bütçesi ve genişleme süreci üzerinde tam yetki sahibi olan parlamento, Türkiye ile ilişkilerde engeller çıkarıyor. Tarafsız uzmanlar ise, Kürt meselesinin yeniden ısıtılmak istenmesini ve bu konuda Türkiye’ye adaylık sürecinde verilecek paraların bir baskı aracı olarak kullanılmaya kalkışılmasını “danışıklı dögüş” olarak yorumluyor. Parlamento bahane Yine uzmanlara göre, AB hükümetleri ve komisyonu Türkiye karşısında şirin gözükmek için kötü çocuk olarak Avrupa Parlamentosu’nu öne sürerek Türk yetkililer karşısında “Vallahi görüyorsunuz Avrupalı milletvekilleri baskı yapıyorlar. Elimizden daha fazlası gelmiyor” gibi hiç de samimi olmayan yakınmada bulunuyor. Türkiye’nin tavrı ne olacak? Oysa Avrupa Parlamentosu’ndaki milletvekillerinin üye ülkelerin iktidarlarında bulunan partilerden geldikleri biliniyor ve Gümrük Birliği anlaşmasında olduğu gibi Avrupalı hükümetler kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman bu parlamenterleri etki altına alabiliyor. Brüksel’de bu günlerde “Avrupa Parlamentosu’nun isteği doğrultusunda mali yardımlarla ilgili yönetmelikte değişiklik yapılır ve idam cezasıyla Kürt meselesi bir nev’i ön şart olarak metne eklenirse Türk hükümetinin tavrı ne olacak?” cevap aranıyor. AB Sezer ile tanışacak AB Eylül ayında Türkiye ile yapılacak resmi temaslara büyük önem veriyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in New York’ta AB dönem başkanlığını sürdüren Fransa’nın Cumhuraşkanı Jacques Chırac, Alman şansölyesi Gerard Schroeder ve Avrupa Komisyonu’nun İtalyan başkanı Romano Prodi ile görüşmeleri; Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günther Verheugen ve Yunan meslekdaşı Yorgo Papaandreu ile yapacakları görüşmelerde de karşılıklı önemli mesajların verilmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu ise şu sıralar üç belgeyi hazırlamakla uğraşıyor. Bunlar, Türkiye’nin adaylık sürecinde bir yol haritası olarak sayılan “katılım ortaklığı belgesi”, Kobö ile Avrupa Komisyonu’nun parlamentoya her yıl sunmak zorunda olduğu “Türkiye raporu” ve Aralık ayında yapılacak liderler zirvesi için hazırlanan “Türkiye izleme raporu”ndan oluşuyor. Bu belgelerin içeriği her ne kadar Türkiye ile yapılan temaslarla belirleniyorsa da son sözü söyleyecek olan yine AB kurumları olacak. Dışişleri Bakanı Cem’in ardından da Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın Eylül’de Brüksel’e yapacakları ziyaretlerin öncelikli amacı da Avrupa Komisyonu’na belgelerine son şekli vermeden son bir uyarıda bulunmak ve Türkiye’yi rahatsız edecek, kabul etmesini zorlaştıracak ifadelere belgelerde yer verilmesini önlemeye çalışmak. Cem ve Yılmaz’ın ziyaretleri AB’nin simgesel başkentine Dışişleri Bakanı Cem son; Başbakan Yardımcısı Yılmaz da Avrupa işlerinden sorumlu bakan sıfatıyla ilk ziyaretini gerçekleştirecek. Uzmanlar, AB’ye uyum sürecine giren Türkiye’nin kendi içinde uyum güçlükleri çekmesinin birçok konuda ilerleme sağlanmasını engellediğini; Türk hükümetinin de AB nezdindeki temsilciliğinin kadrosunun da yetersiz kaldığı ve eski temsilci Büyükelçi Uluç Özülker dönemindeki kadroyu arattığını ifade ettiler. Uyumsuzluk Bu önemli süreçte AB nezdindeki daimi delege Büyükelçi Nihat Akyol, NATO temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen ve AB ile ilişkileri en iyi bilenlerden biri olan Kraliyet ve BAB nezdindeki Büyükelçi Temel İskit arasındaki uyumsuzluğun da NATO, AB ve BAB ile Türkiye arasındaki ilişkileri olumsuz etkilediği de öne sürüldü.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT