BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vatandaş olmanın güzelliği

Vatandaş olmanın güzelliği

Kızılay Kan Merkezi Başkanı Doçent Dr. Uğur Anter televizyondan “kan bağışı çağrısı” yapınca Ökkeş Önemli’nin dikkatini çekti, konuya duyarlı yaklaştı.



Kızılay Kan Merkezi Başkanı Doçent Dr. Uğur Anter televizyondan “kan bağışı çağrısı” yapınca Ökkeş Önemli’nin dikkatini çekti, konuya duyarlı yaklaştı. Ökkeş Bey Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliğinden emekli, Gazi Eğitim Fakültesi eski hocalarından. Esenboğa yolu üzerinde oturuyor. Başkan Anter’in verdiği telefon 362 97 00’ı çeviriyor. Telefonda bir hanım Kan Merkezi’nin Mamak’ta olduğunu, kan vermek için oraya kadar gitmesi gerektiğini belirtiyor! Ökkeş Önemli ise Hasköy’den yazın bu sıcağında gitmesinin mümkün olmadığını belirtince, yetkili bayan Bentderesi’ndeki Kızılay Kan Merkezi’ni salık veriyor. “Bulamazsanız hangi dolmuşcuya sorsanız size gösterir” diye de ekliyor! Ökkeş Bey, doçent Uğur Anter’den etkilenmiş, onca kan bekleyen hastalara yardım için yaşının verdiği sorunlara rağmen kalkıp gidiyor. Hiçbir dolmuşçu bilmiyor. Belediye’nin zabıta noktası da öyle. Hatta zabıta “Ben bilmezsem, burada yok demektir” diyor ve Ökkeş Bey’in bir telefon etmek istemesine bile kızıyor. Zabıta yok dediyse yoktur! Biraz ilerde Ankara Birinci Noteri var. Noter Mehmet Altıntaş’a anlatıyor gelişmeleri. Noter Altıntaş Ökkeş Bey’i doğru adrese gönderiyor. Işıklar Caddesi’ndeki eski MEB binası şimdi Kızılay Kan merkezlerinden biri. Saat: 15:00. Ökkeş Bey oraya varıyor. Hiç kimse yok! Kızılay Ankara Şubesi de biraz ilerde. Oradan soruyor Ökkeş Bey “nerede bu kan alacak görevliler” diye. Cevap; görevlilerin zaman zaman uğradıkları biçiminde oluyor. Ama Ökkeş Bey yılmıyor. İlla kan verecek. Vatandaşlar da vazgeçiremiyor. Hiç de hoş olmayan olaylar aktarıyorlar. Kral Dairesi’nde bir gece daha fazla geçiren sahtekârları hatırlatıyorlar. Yok. İlla Ökkeş Bey kan verecek! Bir vatandaş “git o zaman Numune Hastanesi’ne” diyor. Numune’dekiler asık suratla soruyorlar, 40 sorunun ardından “ilaç falan aldın mı?”. Romatizmal ilaç kullanıyor, Ökkeş Önemli. O halde evine güle güle. Hemen yanıbaşında İbni Sina Hastanesi var. Saat de ilerlemiştir. İbni Sina görevlileri bu kan bağışından mutlu oluyor ve hemen gerekeni yapıyorlar. Ökkeş Önemli de mutlu mutlu, ancak yorgun sinirleri biraz yıpranmış, moralsiz evine dönüyor dolmuş sırası gelince. 15 günde gitmeyen APS Siz siz olun “olur böyle vakalar” demeyin; daha yakışıklısı da var. Seha Savaş 25 yıldır Almanya’da yaşıyor. Yeğeni de yanında. Master yapacak. Üniversite diploması gerekli. Ankara’dan postalanıyor. 21 Ağustos günü Kızılay Postanesi’nden 144-2 no’lu ile APS muamelesi görüyor ve tamı tamına 11 milyon PTT ücreti alıyorlar! Üç gün sonra da en geç alıcının elinde olacak. Öyle mi? Değil üç gün, 10’uncu gün sonunda yine “Nustr 21.9. D.5418 Selters-BRD-Almanya” adresine APS posta gitmiyor. Üstelik alıcının zarf üzerinde “00 49 26 26 71 49” no’lu telefonu da var. PTT Genel Müdürü aranıyor 309 50 40’dan Özel kalem ilgileniyor. Zuhal Hanım vasıtasıyla (343 29 02) Posta Hizmetleri Servisi yetkilileri LH 3469 no’lu uçakla 22.08.2000 günü saat 16’da EEOO 1232519 TR 268 bildirme ve 10 sıra kayıt numarasıyla yerine gönderildiğini ileri sürüyor ve Almanya’dan takip edilmesi isteniyor! Yandı mı keten helva? Almanya yetkilileri böyle bir APS’nin gelmediğini savunuyor. Bir Ankara’ya, bir Almanya’ya telefon ediyor mağdur bu insanlar. Sadece telefon parası 40 milyonu geçti. 11 milyon da daha önceden almışlardı. Etti mi 55 milyon. Daha diploma, sahibine ve yerine ulaşmadı. Eğer işler böyle yürüyor ise PTT’nin 19 trilyon kâr etmemesi için hiçbir sebep yok! Hizmet zor ülkemizde, vatandaşlık daha da zor. Kolay değil. Allahtan uluslararası anlaşmalarla yükümlülüklerimiz var da tazminat kapıları açık. Yoksa her şey kuvvetlinin dediği biçimde gelişecek haklının, mağdurun, mazlumun, yani vatandaşın hizmeti biçiminde değil. Neticeyi ben de merak ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT