BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ANADOLU UYANIRKEN iŞTE DENIZLI 2

ANADOLU UYANIRKEN iŞTE DENIZLI 2

Eğer, binalar ve medeniyetler arasında bağlantı kurulursa, ki, kurulması gerekir, eski çağlarda Anadolu’da yüksek medeniyetlerin varlığını kayıtsız şartsız kabul ederiz. Denizli çevresinde de yüksek medeniyetler olduğunu muhteşem yapıların varlığından müşahede edebiliyoruz.



Medeniyet beşiği Eğer, binalar ve medeniyetler arasında bağlantı kurulursa, ki, kurulması gerekir, eski çağlarda Anadolu’da yüksek medeniyetlerin varlığını kayıtsız şartsız kabul ederiz. Denizli çevresinde de yüksek medeniyetler olduğunu muhteşem yapıların varlığından müşahede edebiliyoruz. Pamukkale çevresindeki kalıntılar, sönmüş bir medeniyetin, zamanımıza belki bin yıl, belki iki, üç bin yıl öncesinden görkemini aksettiriyorsa, o dönemlerin ihtişamını anlamanız mümkündür. Eski medeniyetleri, kimi bizim değil diye yok etmek istemiş, kimi kültürsüzlüğünden, kimi tamahından (define arayıcılar), kimi onların olmasın anlayışından (arkeolojik eser kaçırıcıları) medeniyetleri ortadan kaldırmak için çalışmışlar. Bu kadar talana yüzyıllar, bin yıllar boyu bir medeniyet dayanabilmişse, o medeniyeti kuranların yüksek kültürüne ve dehasına hükmedebilirsiniz. Ve herkesin hakkını teslim etmeliyiz ki, Denizli çevresinde de yüksek medeniyetin bütün izlerini görmemiz mümkündür. İsim: Lâdik veya Tonuzlu Denizli, Türkler’in en eski yerleşim merkezlerinden. İzmir’e uzaklığı 261 kilometre olan Denizli, eski Leodikeia şehrinin kalıntıları üzerine kurulmuş. Leodikeia’dan “Lâdik” veya “Lâdikiye” demişiz ve şehir, “Denizli” ismiyle birlikte yüzyıllar boyu “Lâdik-Lâdikiye” diye anılagelmiştir. Çevresi de antik devrin önemli yerleşim merkezleridir. Meselâ Honaz’ın kurulduğu yerin hemen altında Colessea höyüğü vardır ki, burası İncil’de de geçmektedir. Emanet Çehiz, Honaz’dan sahiplerine ulaştırıldığı için, buraya sonra geleceğiz. Denizli ismi de çok eskiye dayanır. Denizli’nin ilk şekli Süryanî ve Gürcü kaynaklarında “Tangazlu” ve “Thongouzlo” olarak geçmektedir. (Bu isimlerin geçtiği tarihi 1291’e kadar indirebiliyoruz.) Kerimüddin Aksarayî ise “Toguzlu” isminin 1961’de de kullanıldığını belirtiyor. Demek ki, Türkmenlerin ilk yerleşmelerinden itibaren “Toguzlu” veya “Tonuzlu” gibi benzer isimlerle anılması mümkün görülmektedir. Eski yazıda “Tonuzlu” ile “Toguzlu” yazılışı arasında fark yoktur. Kelimedeki “g” ve “nazal n” dediğimiz seslerin yazılışı aynıdır. Bazı ihtiyatlı yazıcılar, bu seslerin şekilleri üzerine üçgen üç nokta koymuşlarsa, harfin “nazal n” olduğunu anlarız. 16. yüzyıldan itibaren “Denizli” yazılışına rast gelinir. Kabul etmeliyiz ki, önceki söyleyişte “domuz”, sonraki söyleyişte de “deniz” isimlerinin etkisi vardır. Türk milleti birçok ismi analoji yoluyla Türkçeleştirmiştir. Belki hiç aklınıza gelmeyecek olan “Ortanca” çiçeğinin adı yabancı kelimeden “Ortanca” olmuştur. “Atlı Karınca” da öyle... Efsane komutanlar Denizli ve yöresinin kesin Türklerin eline geçişi 12. yüzyılın sonudur. Denizli’de Server Gazi, Yatağan’da Yatağan Baba, Çivril’de Beyce Sultan’ın kahramanlıkları, yüzyıllardır halk arasında anlatılır durur. Yöreye yerleşen Türkler, yerli halkla yan yana yaşamışlardır. Öyle anlaşılıyor ki, bu yörede Türklerin yerli halk üzerine etkisi büyük olmuştur. Bazı kaynaklar, Hıristiyan yerli halkın Türkçe konuştuklarını, kiliselerinde papazların Türkçe vaaz ettiğini yazmaktadır. Bu tarih XVII. Yüzyıl’da kayda geçtiğine göre, bunu çok daha evvele indirmek mümkündür. Denizli ve yöresinde, en son hüküm süren beylik Germiyanoğulları Beyliğidir. Osmanlılar ise bölgeye 1391-1403 yılları arasında hâkim olabilmişlerdir. Ancak 1402 Ankara Savaşından sonra Yıldırım Bayezıd’ın oğulları taht kavgasına düşünce, tekrar beylikler yörede hâkimiyet mücadelesine girişmişlerdir. 1411’de Karamanoğullarının kısa bir hâkimiyetinin ardından Germiyanoğulları hükümlerini sürdürmüşler, çok geçmeden 1429’da da yöre artık Osmanlılara bağlanmıştır. 19. yüzyıla kadar Denizli üç ayrı sancağa dağılmıştı. 1867’de Menteşe ile birleştirildi. 1868’de kaza hâline getirilerek Aydın sancağına bağlandı. 1883’de Denizli tekrar sancak hâline getirilmiş ve mutasarrıf idaresine verilmiştir. Denizli için önemli bir ayrıntı; 1891 salnamesine göre Denizli sancağında 212 bin 514 kişi yaşamaktaydı ve bunun 209 bin 426’sı Müslümandı. Yani o zaman Anadolu’da yaşayan ahalinin oranına göre, Müslümanların nüfusu yüzde 98.55 gibi yüksek bir rakam çıkıyordu. 1071’den önce Denizli eski çağlarda canlı bir yerleşim ve ticaret merkezi iken, XI. Yüzyılda artık sönmeye yüz tutmuş. Türkler 1071 Malazgirt Savaşından önce Denizli yöresine, Honaz’a kadar gelmişler ama canlı bir sosyal hayatla karşılaşmamışlardır. Alparslan’ın beylerinden Afşin Bey 1070’te, Anadolu’nun iç vaziyetini anlamak için düzenlediği akında Honaz’ı almış ama fazla kalmayarak geri çekilmişti. Türkler, Malazgirt Savaşından hemen sonra Anadolu’nun içlerine kafileler hâlinde yerleşmeye başladıklarında, ilk yerleştikleri bölgelerden biri de Denizli yöresidir. Denizli devamlı Türklerin elinde kalmamıştır. Bizanslılar zaman zaman yöreyi ele geçirmişlerdir. Bu el değiştirmelerin çok çetin olduğu Türk akıncılarının etrafında efsaneler teşekkül etmesinden anlaşılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT