BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kampanya mı kumpanya mı?

Kampanya mı kumpanya mı?

Seçim heyecanı doruk noktada... Zaten yüksek olan seçim tansiyonu her geçen gün biraz daha artıyor. İpler geriliyor.



Seçim heyecanı doruk noktada... Zaten yüksek olan seçim tansiyonu her geçen gün biraz daha artıyor. İpler geriliyor. Bu arada seçim ve geçim arasında hayatını idame ettirmeye çalışan yoksul kitleler... Bugüne kadar sadece siyasilerin rol aldığı seçim kampanyaları; bürokratların, medya patronlarının, sanatçıların, velhasıl politika dışında kalmaları gereken kişi ve kurumların müdahil olduğu bir kumpanyaya dönüştü. İyi mi oldu? Hiç zannetmiyoruz. İnsanları kin ve düşmanlığa sevkedecek iddia ve ithamlar kamplaşmaları teşvik ediyor. Seçime çok az bir süre kala başlayan bu tartışmaların seviyesi ortada. Bu tür yakışıksız tartışmaların seçim sonrasında da devam edeceği endişeleri doğuyor. Biz seçimi huzur ve istikrar için istedik. Yine biz bu seçimlerle ikibinli yılların kadrolarının oluşacağını düşündük... Ve gördük ki durumda hiçbir değişiklik yok! “Eski tas, eski hamam!” Hal böyle olunca geleceğe dönük ümit ve beklentiler her geçen gün azalıp, solmakta, insanlık ye’se düşmektedir. 18 Nisan seçimlerine katılan partilerin sayısına baktığımızda, Türkiye’nin siyasetteki seviyesi kolayca görülebiliyor. Yüzde on ülke barajına rağmen ısrarla seçime katılan partilere ne diyelim? Yahu akıl var izan var. Bir de matematik ve istatistik var... Bu adamlar ya sayı saymasını bilmiyorlar veya hiç dayak yememişler. Yirmi ayrı partinin aynı anda seçime katılması, baraj olmasa dahi büyük bir parçalanma doğurur. Ülke barajı da dikkate alındığında milli iradenin Meclis’e taşınması teorik olarak mümkün değildir. Bu bölünme, parçalanma ve dağılma neticesinden istikrar beklenebilir mi? Tek başına iktidar olan partilerin icraatı bile tartışılırken; ikili, üçlü ve hatta dörtlü koalisyonlardan ne beklenebilir? Demokrasi bilinci, hoşgörü ve müşterek çalışma alışkanlığı edinememiş toplumlarda, koalisyonlar zaman kaybından başka birşey değildir. “Kendim için istiyorsam namerdim!” özdeyişi ile ortaya çıkanların hiçbir zeminde birleşememelerine ne diyeceğiz? Yıllardır gerekli kanunları çıkartmamakta direnerek, hazırlıksız bir seçime karar verenler vatandaştan imdat istiyor... Bir türlü biraraya gelemeyen, ittifaklara iltifat etmeyen partiler ve liderler, şimdi vatandaştan birleşme ve istikrar bekliyor. Gel de çık işin içinden! Bütün bu gerçekler ve yığınla problemler ortada dururken, trilyonlar yatırılan seçim kampanyalarında dişe dokunur hiçbir proje ve dikkate değer hiçbir çözüme rastlanılmıyor. “Dedim dedi, yaptım oldu” tartışmalarını aşamayan bu kampanya, tam bir kumpanya ve şenliğe dönüştü. Dar gelirli vatandaşlarla medyanın eğlencesine dönüşen propaganda faaliyetlerinin tek yararı da bu oldu. Bir de hakkını inkâr etmeyelim Ecevit’in popülist politikaları sonucu Devlet kesesinden verilen tavizlerle, son iki ayda belediyelerin hizmet yarışı vatandaşların yüzünü güldürmedi değil. Kısa bir süre için de olsa, adam yerine konulan vatandaş hayli memnun. Belki inanmayacaksınız ama, “Bu seçimleri altı ayda bir tekrarlayalım” (!) diyen vatandaşlara bile rastlıyoruz. Ne demişler? “Deliye her gün bayram”, az gelişmiş ülkelere de; “her yıl seçim!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT