BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçin için kahroluyordu Tarık...

İçin için kahroluyordu Tarık...



Cinayet masası genç komiserlerinden Christian Wind’in yazar arkadaşı Sascha Türk’ü aramasının üstünden bir yirmi dakika kadar geçmişti. Yazar arkadaşının isteği üzerine, ilginç olan olaylarda, gözlem gücünü genişletmesi amacıyla onu da haberdar ettiği oluyordu. Aslında Sascha’nın son çalışması yabancılar ve onlara yöneltilen dışlamaları falan kapsıyordu. Komiser arkadaşının haber verdiği bu olayın, şu andaki çalışmasıyla bir denklem oluşturmadığını ilk önce düşünmesine rağmen, bir rastlantı olarak daha önce sözde iş kazası geçiren aynı Türk’ün de bu olayın içinde olduğunu duyması, merakını ve ilgisini kamçılamıştı. Telefonda belirttikleri yerde yirmi dakika kadar sonra buluşan iki eski arkadaş, birbirlerinin elini sıktıktan ve özel yaşantıları üzerine birkaç cümleyle konuştuktan sonra, söz konusu olan yaralının bulunduğu hastaneye doğru hareket ettiler. Gittikleri, Christian Wind’in kendine ait olan kırmızı renkli ve spor bir arabaydı.... Büyük yankılar uyandıran ve aslında Köln kentinin sınırları dışında meydana gelen olay yerindeki yaralılar, oraya en yakın olan Köln’ün Merheim semtindeki Merheim hastanesine götürülmüştüler. Bu olayın sonu hiç de iç açıcı bir şekilde sonuçlanmamıştı. Ciğerinden vurulduğu anlaşılan Nurettin, daha cankurtaranın içindeyken ruhunu teslim etmişti. Bir gün morgta yatan ve artık bir varmış bir yokmuş olan delikanlının sonunun ne olduğunu öğrenen hafif yaralı Tarık, adeta şok geçirmişti. Bu olaya sebebiyet verdiği için de kendini affetmiyor, için için kahroluyordu. Yarası hafifti; hemen üç gün içinde hastaneyi terkedebileceğini söylemişlerdi. Kurşunlardan biri sol omuzunu sıyırmış, öteki de sağ göğsünü sıyırıp koltuk altına saplanmıştı. Koltuk altından omuz kemiğine kadar varan, fakat kemiğe hiç dokunmayan bu kurşun bir ameliyat sonucu çıkartılmış; sonra da tüm yaraları sarılmıştı. Bir yakınının ölümüyle yıkılırdı insan. Tarık da öyleydi ve bir de kendini suçlu bularak kahroluyordu. Eğer bu arama işinde aceleci davranmasa ve diğer arkadaşlarının da düşüncesini alarak hareket etmiş olsaydı, belki de bu olayın bambaşka bir şekilde yönlenebileceğini pişmanlıkla içinden geçiriyordu. Ama ‘belki’nin, ‘eğer’in bir yararı yoktu artık... Tarık başından geçen tüm olayı, Henssel foto stüdyosundan başlayarak kısaca anlattı. Hemen Joachim Henssel’i de arayan polisler, Tarık’ın bu olaya karışma başlangıcının doğruluğuna inanmışlardı. Şimdi tüm sorun, elebaşı olarak tanınan zencinin yakalanmasıydı; bunun içinde hemen geniş çaplı operasyonlara başlamışlardı bile. Tutuklanan esrarkeşler de Tarık’ı tanımadıklarını ve bu işin başı olarak zenciyi tanıdıklarını açıklamışlar ve böylece Tarık’ı iyice temize çıkarmışlardı. Gene de Tarık, suçlu olarak arananlar yakalanana dek gözaltında bulundurulacaktı. Sivil polisler ilk soruşturmanın ardından, her ihtimale karşı kapının önüne bir nöbetçi polis memuru bırakarak Tarık’ın yanından ayrıldıktan sonra, Tarık ilk iş olarak arkadaşlarına haber vermek için çırpınıp durmuştu. Dünyadaki en büyük buluşlardan biri olan telefonun gerekliliğini, o anda çok daha iyi anlamıştı. Fakat telefonla haber verecek kimsesi yoktu. Bir tek Selma’nın çalıştığı yerin telefonunu ezbere biliyordu ama, ona bu olayı duyurarak üzmek istemiyordu. Üzmek istemediği Selma’nın dışında ise ne Kenan’ın, ne de Barbarossa’daki diğer arkadaşlarının telefonu vardı. Kendini eli kolu bağlı gibi hissediyor, nerede olduğunu ve talihsiz Nurettin’in akıbetini en yakın arkadaşlarına duyuramıyordu. Ama gene geleceklerini söyleyen polislere ev adresini vererek, Kenan’a haber vermelerini isteyecekti. Daha önce de habersizce bir gün ortadan kaybolan Tarık’ı yaralı olarak hastanede bulan Kenan, tuhaf bir önseziyle meraklanıyordu. Diğer arkadaşlarını arayarak durumu anlattı. Onlar da üzgün, meraklı ve kuşkuluydular. Fazla düşünmeden hemen Neumarkt Alanı’na varıp, Henssel Foto Studio’yu bularak, Joachimle görüştüler. Zaten birbirlerini daha önceki Tarık’ı ziyaretlerinden tanıyorlardı. Oldukça sinirli görünen Joachim Henssel, bir gün önce Tarık’ın ve iki saat kadar önce de sivil polislerin kendini sorguya çektiklerini söyledi. Şimdi de dört başka Türk genciyle karşı karşıya bulunan Henssel, artık bu işten nefret ettiğinden ve adının eroinmanlara karıştığından bahsederek; masasındaki o günkü bir yerel gazeteyi gençlere uzattı. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT