BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne olacak bu solun hali?

Ne olacak bu solun hali?

Yedi yıldır CHP’de genel başkanlık yapan Deniz Baykal istifasını geç vererek yine doğru yapmadı.



Yedi yıldır CHP’de genel başkanlık yapan Deniz Baykal istifasını geç vererek yine doğru yapmadı. Oscar Wilde’ın deyişiyle “Halk bir insanı ancak son yaptığı işle tanır” ile yola çıkarsak bu istifa seçim sonuçlarının belli olduğu, CHP’nin bu defa kıl payı da olsa barajı aşamadığı ortaya çıktığında hemen oracıkta gerçekleşecek; Baykal, partisine, partililerine “elveda” diyecekti. Taban da, hatta kamuoyu da takdir edecekti. “Partisini bu defa da başarıya götüremedi, onurlu davranarak yerini yeni arkadaşlarına bıraktı” denecekti. Şimdi tam tersi; “partisini batırdı, bitirdi, öyle gitti” denilecek Wilde’ın yaklaşımıyla. Ömür boyu da bu yakıştırmayı sırtında, ünvanında taşıyacak. CHP, MYK ve PM üyesi Birgen Keleş’inki de öyle. Ancak Onur Kumbaracıbaşı’nınki CHP’de bu konuda gelişen ilk tavır olması dolayısıyla Baykal ve Keleş’inki gibi değil, onlardan önce olduğu için daha onurlu. Kumbaracıbaşı da öyle hatırlanacak. Sayın Karayalçın’ın “Bütün uyarılarımıza rağmen siyasi ihtiraslarına yenilen kişiler, Cumhuriyet’in başkentini karanlığa teslim etmişlerdir” demesi de hatanın tekrarından öte bir şey değil. Ha Baykal, ha Karayalçın? Neden mi? Laikçiliğe takılanlar, kendilerinin dışında herkesi ülkeyi karanlığa teslim etmekle suçlayanlar böylesi tekrarı belki de yaşamayacak, tarih olup gideceklerdir siyasi arenada. Bu tür söylemle siyaset yapılırsa, vatandaş da sizi sandığa gömer. Nitekim de öyle yaptı sağduyusuyla. Vatandaş CHP’ye güvenmiyor, yönetiminden endişe ediyor, mesajında “ideoloji” görüyor, rant farkediyor, kolaycılık ve miras hissediyor. Nitekim bu söylediklerimizi vatandaş Gaziantep, Antalya, Kocaeli büyükşehir belediyelerinde Celal Doğan’a, Bekir Kumbul’a, Sefa Sirmen’e güvenerek bizi doğruluyor. Hatta, Sayın Kumbul Antalya’dan başkan seçiliyor, Sayın Baykal’a, yani genel başkana buradan oy çıkmıyor. Bu tepki değil de nedir? Ne olacak bu solun hali? Fallarında çıkmıyor bu, kader de değil. Kendileri talip. Yani Türk Solu böyle olmasını arzu ediyor, böylesi bir fotoğraf istiyor. Yazar, gazeteci, ilim ve kültür adamı olarak kamuoyunun oluşumunda önemli ve başarılı rol oynayan onca solcu aydın, sorumlu ÖDP’den aday oldu. İP’ten milletvekili olmak istedi. Hatta bunların parlamentoya illa girmesi için “solda güç birliği platformu” kuruldu. Medyaya çarşaf çarşaf ilanlar verildi. “Faşistlerden hesap sorulacağı” yine gündeme getirildi, Uğur Mumcu’nun Bahriye Üçok’un katillerinin mutlaka bulunacağı anlatıldı. Her söylemleri medyada haber oldu, konu edildi. Ancak vatandaş evine sokmadı, yanına yaklaştırmadı. CHP % 8.5; ÖDP % 0.79; İP % 0.18’de kaldı. Türk solu, bugün de vatandaşıyla ters düştü, aykırı kaldı. Hem aydınları, hem siyasi oluşumları. EMEP, SİP ve DEP, gibi partilere gelince ideolojik bir kulüp görünümündeler. Aldıkları 20-30 bin oydan anlaşıldığına göre kendi üyeleri bile tercihini partilerinden yana yapmamış. Hatırlarsanız rahmetli gazeteci ağabeyimiz, ustamız Tayyar Şafak 1983 seçimlerinde gırgırına kurduğu, karamizah gerçekleri ortaya çıkarmayı hedeflediği “davulu delen jaguar” partisiyle hiçbir kaynak ve kadro harcamadan, sadece ve sadece yasal hakkını kullandığı radyo-televizyon konuşmalarıyla % 2’ye yakın oy almış, 11 parti arasından 7. olmuştu. Bunlar o kadar beceriksiz ki, yazarları, okuyucularının güvenini bile alamadı. Sayın Baykal’ın konuşmalarını, açıklamalarını hatırlıyorum da şaşıp kalıyorum. Gerçekten Avrupa’daki sol rüzgarın fırtına olarak Türkiye’de de eseceğini tahmin mi ediyordu, yoksa temenni mi? İngiltere, Almanya seçimleri Sayın Baykal’ı bir hayli etkilemiş. Ama bilmiyor ki, Batıdaki sosyal demokrat liderler aynı zamanda tutuculuğa kadar uzanabilen birer muhafazakar, iyi bir Hıristiyandır. Oyunu istediği seçmenin; değerlerine saldırmıyor, alay etmiyor, onları karanlıkla suçlamıyor. Bizdekinin tam tersi! Keşke sayın Baykal, Tony Blair’in son yayınladığı kitapçıkta anlattığı görüşlerini bir etüd etse. Okuyucularım hatırlarlar geçen yıl bu kitaptan alıntılar yapmış, bizim muhafazakarlardan çok daha ciddi düşünceleri olduğunu aktarmıştım. İşte bu Batıda sosyal demokrat, solcu oluyor. Varın muhafazakarını siz düşünün ve ondan sonra bir de bizimkilerle kıyas edin. CHP’nin 22-23 Mayıs’ta toplanacak olağanüstü kurultayında ne değişecek sanki? Değişimle suçladıkları ve sosyal demokrasiye sahip çıkmamakla itham ettikleri eski genel başkanları Bülent Ecevit halinden memnun. CHP’ye hiç de bulaşmak falan istemiyor, konu bile etmiyor. İşte onun için parlamentoda bugün birinci gelen parti bu değişimden kaynaklanıyor. Kendileri küme düşüyor. DSP’yi tarikatçılıkla suçlamaları, listelerinde 7 Fethullahçı olduğunu ihbar ve deşifre etmeleri Bülent Bey’e kazandırdı, Deniz Bey’i istifaya mecbur bıraktı. Gelinen noktada, dün CHP Genel Merkezi önünde toplanan partili gençler “bizi kurda kuşa yem ettiniz. Siyasetinizde virgül değil, nokta istiyoruz. Siz değil miydiniz, takım yenilince teknik direktör istifa eder diyen” posterleri taşırken “Ankara’nın taşına bak/Gözlerimin yaşına bak/Uyan uyan Gazi Kemal/Şu partinin haline bak” şarkısını söylemekte haksız mıydılar? CHP ve benzerleri kendileri gibi düşünmeyenlerden kesinlikle oy da istemiyorlar, destek de. Çünkü onlar karanlıkçı? Demokrasi, tarihimizde sol oylar % 38 ile zirveye çıkmış, bugün ise ancak % 25 civarındadır. Ülkenin % 75’i onlar gibi düşünmüyor. O halde Türk Solunun iktidarda işi ne? Ta ki Batılı anlamda bir sol olana değin.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT