BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammedî tebliğ

Muhammedî tebliğ

Kutlu Doğum Haftası, çeşitli etkinliklerle dünyanın dört bir yanında kutlanıyor.



Kutlu Doğum Haftası, çeşitli etkinliklerle dünyanın dört bir yanında kutlanıyor. Üzülerek belirtelim ki, bu kutlamalar, kavanozu dışından yalama ameliyesinden öte bir mana ifade etmiyor. Asla, öze, hakikate nüfuz edemiyor. Şu anda dünyada esmekte olan İslam rüzgârı tamamen şeklî olup; inansın inanmasın bütün bir insanlığa vermesi gereken barış ve esenlikten son derece uzaktır. Bu hal, Müslüman geçinenlerin maddede ve manadaki perişanlıklarından kaynaklanmaktadır. İslam Dini’ni diğer dinlerden ayıran en belirgin vasfı, onun Tevhid yani Birlik dini oluşudur. Bir de bugünkü Müslümanlar’ın haline bakın! Kaç bin parçalar? Ve Tevhid’e ne denli uzaklar? İnançlarında samimi olan ve inançlarını yaşayan insan, milyarla insan arasında tek fert olarak kalsa da; İlahî Teklif ve Muhammedî tebliğe memur kişiliği ile taşıyabileceği yükle hakim rolü oynar. Yekûnu milyarla ifade edilse bile, inançlarında samimi olmasalar ve bu inançlarını yaşamasalar, mahkûm ve zelildirler. Zira, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!.. Kâinat’ın Efendisi (s.a.v.) “İman, süsleme ve temennilerle değil, inancın kalbe yerleşmesi ve o yerleşeni de amelin (aksiyon, eylem) tasdik etmesiyle vücut bulur” buyurmaktadır. Yani, insanın eylem ve davranışları, ruhundaki inancın tezahür ve yansımalarıdır. Avrupa’nın ortasında yaşanmakta olan, insan idrakine sığmayan cinayetler NATO’yu ve Hıristiyanlar’ı harekete geçirdi ancak, Müslüman geçinen ülkelerin bu vurdumduymazlıkları, onların İslamî inanç ve aksiyona ne denli uzak ve yabancı oluşlarını göstermeye kâfidir. Mülteci kamplarında sefalet içinde sürünen Müslüman Arnavut yavrularının hali, 21. Asır müslümanlığının ne idiğünü ve niceliğini pekala gözler önüne sermektedir. Bu kamplardan Kanada’lısı, Norveç’lisi, Almanya’lısı ve hatta İngiliz ve Amerika’lısı aileler alıp ülkelerine götürüyor. Niyetleri ne olursa olsun... Siz, hiçbir İslam ülkesinin, mülteci kamplarındaki bu perişan ailelerden alıp sahiplendiğine şahit oldunuz mu? Sırplar, Arnavutlar’ı Müslüman oldukları için kesip doğruyor, vatanlarından zorla çıkarıp atıyor. Sırplar’ın yanında Rusya var, Yunanistan var, Libya var!.. Rusya ve Yunanistan’ın yanında ise, kendine İslam süsü veren ülkeler var. Yani caniye ve zalime yardımcı olarak varlar. Mehmet Akif’in belirttiği gibi; Müslüman’da (!) leşten daha hissiz bir can var! İslam Dünyası’nın bu içler acısı hali ancak, “mekr-i ilahi” ile açıklanabilir. Yani, inandım gözüküp, Allahü tealaya karşı hile yapmaya kalkışanların uğradıkları lanetli hal!.. Cenab-ı Hak, Muhammedî Tebliğ’e sırt dönenlerin müstahaklarını veriyor! İslam Alemi’nin bugün içinde bulunduğu zillet ve perişanlık, onların inançlarındaki zaafın ve samimiyetsizliğin eseridir. Ellerinde bulundurduklarını iddia ettikleri ülkelerine, bu ülkelerdeki zenginliklere bakın; imanları gibi bunlar da sahte! Görünüşte sahipler, gerçekte ise, düşmanın taşeronu!.. Cenab-ı Hakk’ın “Celâl” sıfatıyla tecelli ettiği bu Kıyamet Çağı’ndaki her gün, dünden daha beter olacaktır. Elbette hiçbir şey sahipsiz değildir. İslamiyet’te en kıymetli ibadet, emr-i bi-l ma’ruf ve nehy-i an-il münkerdir. Yani, iyiliği emretmek, onu öğretmek ve yapılmasından hoşnut olmak; kötülüğü yasak etmek ve yapılmasına rıza göstermemektir. Müslümanlar (!), bu en kıymetli ibadeti terketmişlerdir; sonucuna da elbette katlanacaklardır. Hadis-i Şerif’te buyuruluyor ki; “Birbirinize Müslümanlığı öğretiniz. Emr-i ma’rufu bırakır iseniz, Allahü teâla en kötünüzü başınıza musallat eder ve dualarınızı kabul etmez.” İşte, İslam Alemi’nin içinde bulunduğu zilletin sebebi budur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT