BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sanatçılar ve siyaset

Sanatçılar ve siyaset

“Sanatçı” dendiğinde akıllara hemen eğlence sektörünün elemanları geldiği malumunuz... Medyanın işgüzarlığıyla bunlara her gün yenileri ekleniyor.



“Sanatçı” dendiğinde akıllara hemen eğlence sektörünün elemanları geldiği malumunuz... Medyanın işgüzarlığıyla bunlara her gün yenileri ekleniyor. Sanatçı diye ortaya itilenlerde yetenek, bilgi ve kültür de aranmıyor. Gözü açık olmak, kaba bir tabirle biraz yırtık olmak, medya dünyasında bir “arka”sı bulunmak yeterli. Bu durumdan bizzat sanat dünyasının içindekiler bile şikayetçi. Bazıları “sanatçı” unvanını terketti. Bunda geçtiğimiz günlerde önüne gelene “devlet sanatçısı” unvanı dağıtan Kültür Bakanlığı’nın da etkin bir rol oynadığını unutmayalım. Evet, sanatçılığın cılkı çıktı. Sanat dünyası şimdilerde karmakarışık. Eğrilerle doğrular karışıyor, olmazlar oluyor. İlkeler çiğneniyor. Sanatçıların siyasete bulaşmaması gerekir denilirdi. Şimdi bulaşmaktan da öteye bakıyorsunuz, parti propagandalarına koşuyorlar. Medyada siyasi muhabirliğe soyunuyorlar. Açıkçası reklam aracı olarak kullanılıyorlar. Geçenlerde tesadüfen televizyonda ANAP’ın solistliğini üstlenen Mahsun Kırmızıgül’ün meydanı dolduran kalabalığa “Beni bu konserleri verdiğim için eleştiriyorlar. Siz memnunsanız kimin ne dediği benim için hiç önemli değil!” diye meydan okuyuşuna ve çoğu genç olan dinleyicilerin destek alkışlarına şahit oldum. Üzüldüm. Mahsun Kırmızıgül, gördüğüm kadarıyla çok atak. Yıkılmayan delikanlı havalarında karşısına çıkan hiçbir fırsatı kaçırmıyor, “Gün bugün, devran bu devran” zihniyetiyle şöhret ve medyatik kalmak uğruna her imkandan faydalanmaya çalışıyor. Yeri geldiğinde Konservatuarlı olmakla öğünüyor ama bütün emeli mektep medrese görmeyen İbrahim Tatlıses’in tahtına oturmak. Bunu Tatlıses’i taklit eden tavırlarından anlamak mümkün. Evet, İbrahim Tatlıses konservatuar mezunu değil. Kendi deyimiyle Urfa’da Oxford olmadığı için (Bu aslında espri karışık müthiş bir sitem) okuyamamış bir sanatçı ama diğerlerinden farkı ilkeli davranması.. Ben müziği siyasete karıştırmam diyor. O, ilkeli olmakta direniyor. Ama birçokları Mahsun’un arkasından meydanlara, stadlara fırladılar bile... Şimdi kendilerine güveni olmayan siyasetçilerle şarkıcılar el ele, kol kola... Yarınlarda bu şarkıcıların milletvekilliğine soyunmaları sizi hiç şaşırtmasın... Görüntü yeni yetmeler için belki eğlenceli ama özde hoş değil... Esas olan; halkı toplamak için toplamak değil, parlak ve güvenilir programlarla, büyük projelerle dikkat çekip güven sağlayarak toplamaktır. Bu yola başvuran parti liderleri bunu bilmezler mi? Bilirler ama ah çaresizliğin gözü kör olsun!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT