BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bravo Ecevit’e (ya da güle güle Baykal)

Bravo Ecevit’e (ya da güle güle Baykal)

Her yazarın “eşref saatini” beklediği yazıları vardır. O günü iple çeker. Beklediği ya gerçekleşir, ya gerçekleşmez.



Her yazarın “eşref saatini” beklediği yazıları vardır. O günü iple çeker. Beklediği ya gerçekleşir, ya gerçekleşmez. Ama, bir de tahakkuk ederse, o yazı artık bir keyif turu haline gelir. Benim için bugün, o gün. Ecevit’in başbakanlığı, MHP’nin patlayışı ve Baykal’ın sonu. İkinciyi dün yazdım, bugün Ecevit/Baykal konularına döneceğim. Aferin Ecevit’e. Aslında Anadolu muhafazakârlığı, Batı’daki “konservatizm”in aksine solcudur, sosyal dayanışmacıdır, toplumcudur. (Batı’da kapitalist zihniyet, yani ekonomik sağcılık bizde temelsizdir.) Ama, seçmen/taraftar sosyo-ekonomik saiklerle değil, kültürel belirleyicilerle sandığa gider. Yani, milliyetçi ve de dindarsa sağ partilere oy atar. Ekonomik kıstas, o seçmen için geçerli değildir. İşte, bu nedenle Türk halkı ezan/bayrak uğruna hep cebi delik dolaşmıştır. Sol da halkın mukaddesleriyle uğraşma inadı ile Türk’ün sosyal tercihlerini bir türlü keşfedememiş, kullanamamıştır. Ecevit, bunu buldu. İlk kez, belki bir milli sol, halkının milli ve dini değerlerine saygı ile oy istedi. Bu, Bülent beyin bilgeliği ve erdemidir. Baykal da bunu eleştirdi. İğneledi. Bülent beyi oradan vurmaya çalıştı. Ecevit, “Başbuğ da yapıldı. Fethullahçı da dendi, Baykal’ın siyasi karikatüründe. Ve Baykal, tam aksine, oy alırım, prim verirler. Kanaatiyle katı bir laikçiliğe sarıldı. Erbakan’dan sille yemiş dindarlara sanki nihai darbe vurmak isteyen bir tavırla saldırdı. Bakalım, kim haklı çıkacaktı? Aferin milletime ki, Ecevit’e “kadirşinaslık” oyları sundu. Jeste jestle cevap verdi. Aferin milletime ki, Baykal’ın ucuz istismarını yutmadı. Hele kampanyanın son günleri gazetede Atatürk’lü posterlerle ofsayta girmeyi millet doğru bulmadı. Atatürk’ü “siyasallaştırdı” İşte, bugün o hasretini çektiğim yazıyı kaleme alıyorum. Millet, Baykal’ın CHP’sine kırmızı kart gösterdi. Tabii ki, Atatürk’ün partisi Meclis’te kalmalıydı. Ama, Baykal sabırları taşırdı. Hükümetleri taciz etti, devirdi, rahat duramadı, borsaları çökertti. Atatürk’ü bile kullandı. Yani, onun mantığına göre millet Atatürk’ü mü reddetti, diyeceğiz. Atatürk’e ve partisine gölge düşürdüğü için yargılansa yeridir! Bu millet, o hırçın tavrı Meclis’te istemiyorum, dedi. Baykal’a bavulunu veriverdi. Seçim kampanyasındaki saldırganlığı koyunları bile ürkütmüş, onları kovalarken pantalonu yırtılmıştı. Ne yırtılsa yırtılsın, herkes ondan kaçıyordu, barajı aşamayacaktı. Partisi de onunla bu akıbeti paylaşacak, kaçınılmaz. Keşke engelleyebilselerdi. Baykal nereye koşuyordu? O kadar istediği adeta psikolojik bir tavırla koştuğu sandık, siyasi sandukası oldu. Oylar, sayılmaya başladıkça, anlaşıldı ki, İsmet Paşa dirilse “Ben bile seni kurtaramam Baykal” diyebilirdi. Ona acıyan, aman CHP’siz Meclis olmaz diyen köşe yazarları bile çöktüler. Ben hep bugünü bekledim, aylarca. Şimdi Ecevit’i kucaklamak istiyorum. Bir de Baykal’ın yüzünü görmek “Sahi nerede? Ne zaman kameraların önüne çıkacak?” derken büyük bir pişkinlikle basın toplantısı yapıyor. Espri yapabiliyor! Pes doğrusu!.. Hâlâ görmüyor mu? Devlet, Erbakan’a nasıl 5 yıl siyasi yasak koyduysa, halk da Baykal’a koydu. Koymadı mı? Bal gibi koydu. Bunun tevili var mı?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT