BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Damda deve aranır mı?

Damda deve aranır mı?

Tasavvuf’un “fakrı” yaşayan sultanı İbrahim Edhem, tahtında otururken, bir gece sarayının damında iri dev adımlarla dolaşır gibi gürültüler, sallantılar takırtılar duydu.



Tasavvuf’un “fakrı” yaşayan sultanı İbrahim Edhem, tahtında otururken, bir gece sarayının damında iri dev adımlarla dolaşır gibi gürültüler, sallantılar takırtılar duydu. Padişahın damında gezmek kimin haddine! İbrahim Edhem de şaşırdı. “Bu gezenler insan olamaz, peri gezindi her halde” diye düşündü. Ama meraktaydı. Derken hiç görülmemiş çehrede adamlar, karşısında belirdiler. - Kaybımız var sultanım, onu ararız, dediler - Neyinizi kaybettiniz ey güzel kişiler? - Develerimizi yitirdik, onu ararız... - İyi ama, damda deve arandığını kim görmüştür? Hiç görülmemiş çehrede adamlar, işte o zaman taşı gediğine koydular: - Peki öyleyse sultanım... Tahtı üzerinde oturup saltanat sürerken Allahı arayan adamın, Allahı bulduğunu kim görmüştür? (Mevlâna, Mesnevî) Bu sözden sonra, İbrahim Edhem’i tahtı üzerinde gören olmamıştır. Belki Kafdağı’na gitmiştir, belki alelâde bir su kenarına, hiç bir şeye ihtiyaç duymayan “fakr”ın son derecesini yaşamıştır. Ancak kendi gözünden ve halkın gözünden ırak olduktan sonra Zümrüdüanka misali, âlemde meşhur olmuştur. İbrahim Edhem, tasavvufta, Allah için yapılan, ona kavuşmak için katlanılan büyük feragatin timsalidir. Fakir iken fakrı dervişliği yaşamak belki kolaydır: Ağzını harama sürmemişsin, büyük lezzet, süslü elbise, kuş sütü eksik sofralar, birbirinden güzel cariyeler, bir emrinle ihya olan, öbür fermanınla başı kesilen binlerce insan görmemişsin... Bir de ahlâkın, itikadın, imanın var: - Az yemiş, az konuşmuş, malda mülkte hırslı olmamış, iradeni namazla oruçla, çalışma ile güçlendirmişsin... Bu da zor ama, sultan iken yokluğu, yoksulluğu seçmekten çok kolay. Tasavvufta bu büyük tecrübeyi, bu büyük feragati yapan hükümdar İbrahim Edhem’dir. Allah yolunda varını yok etmenin son ölçüde kâmil insanıdır. Tasavvufta erişilmez, “ideal” tip’tir. “Ders”tir ve ibrettir. Bundan ötürü, bütün mutasavvıflar gibi ve Yunus gibi Mevlâna da onu çok sever. Mesnevi’de birçok kıssalar, birçok hikmetler İbrahim Edhem üzerine kurulmuştur. İnsan, böyle bir timsale baktıkça düşünür: - Acaba can vermek, mal vermekten kolay mıdır? Gönlü ve iradesi ile saltanat terketmek o kadar müşkül müdür? Bu olmayacak bir şey midir ki, İbrahim Edhem, esasen bir feragat yolu terk felsefesi, malı mülkü hiçe saymak düşüncesi olan Tasavvuf’un tarihinde, destanında, efsanelerinde bile tektir? Neden hakikaten, “damda deve arar gibi” biz böyle Allah yolunda, iman yolunda, vatan yolunda tac ve tahtından, mal ve mülkünden saltanat ve nüfuzundan feragat etmiş İbrahim Edhem’leri ararız? Çevremizi kurcalayarak, devrimizi silkeleyerek, tarihi kulaçlayarak ararız da yine İbrahim Edhem’lere pek rastlayamayız. Aksine, saltanatı, malı mülkü, kudreti ele geçirmek için çılgınlıklar yapanın, kan dökenin, hileye, dalkavukluğa, namussuzluğa bile başvuranın haddi hesabı yoktur. Buna karşılık, tatlı canını vermek o kadar kolay mı ki... Can maldan daha az mı değerli ki... Hayrettir canına kıyanlar, intihar edenler, ölmek isteyenler yığın yığın görülmüştür. Ayrıca din yolunda, vatan yolunda, tasavvuf “terîk”inde şehitler, milyonlarcadır. Aşk uğruna ölenler az değildir. Daha basit, daha adi şeyler için, hatta para için ölümü göze alanlar çoktur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT