BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

İnsanı diğer mahluklardan ayıran düşünebilmesidir. Kendi isteği ile gelmediği ve kendi isteği ile gitmediği bu dünyada ne arıyor insan?



İnsanı diğer mahluklardan ayıran düşünebilmesidir. Kendi isteği ile gelmediği ve kendi isteği ile gitmediği bu dünyada ne arıyor insan? İnsanı, her konumda çeşitli kategorilere göre tasnif etmek mümkün. Bu tasnifleme, insan hayatının aksülamelleri. Güzelliği çirkinliği, zenginliği fakirliği, güçlülüğü zayıflığı, siyahlığı beyazlığı, cesurluğu korkaklığı, duyarlılığı vurdumduymazlığı, sevgisi nefreti vb. gibi namütenahi uzatabileceğimiz insan hal ve tavırları hep sebeple kayıtlı. Dolayısıyla insan, sebepler âleminin en önemli unsurudur. O, bütün bu sebeplerle kayıtlı iken, düşüncesi sayesinde sebepsizlik âlemini arar. Sebeplerin gelip geçici olduğunu görür zira. İşte, bu sebeplilikle beraber insan düşüncesi kendi var oluş sebebini sorgular. Ben neyim ve kendi isteğimle gelmediğim bu dünyada ne arıyorum? Doğuyor, büyüyor, ölüyorum. Kendi isteğim olmadan nereye ve niçin gidiyorum? Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah, insanı başıboş bırakmamış ve ona kendinden, olay ve hadiselerden ve Mutlak Hakikat’ten haber getiren Peygamberler göndermiştir. Bütün Peygamberlerin getirip haber verdikleri ve insanın inanmasını istedikleri en önemli husus, Allah’a ve Ahiret Günü’ne imandır. İnsan kendi başına kaldığında, inanma ihtiyacını hissetmiş ve gerçek ma’budu bulamadan, O’nun karşısına putları dikerek tapınmıştır. Dün olduğu gibi bugün de bu inanç farklılıklarını görmek mümkündür. Güneş’e, Ay’a, insana, rüzgâra, şimşeğe, hatta böceğe bile tapınanlar var. Peygamberlerin getirdiği hak dinler, yine insan eliyle zamanla bozulmuştur. Bugün, mevcut semavi dinlerden en kalabalık insan yekununu elinde bulunduran Hiristiyanlık, Tevhid inancını, Baba-Oğul ve Ruh-ul-kudüs gibi bir anlayışla, sebebe indirgeyerek gerçeklikten uzaklaşmıştır. O inanca göre Tanrı, oğul (haşa Hz. İsa)’dur. Yani varlığı babaya muhtaç olan bir oğul.. Gerçekte Allah, doğmamış ve doğurmamıştır (İhlas suresi). Bütün noksan sıfatlardan ve tabii ihtiyaçlı olmaktan münezzehtir. Peygamberlerin insan aklı ve zekası için ne büyük nimet olduğunu buradan anlamalıdır. Mahdut (sınırlı) olan akıl ve zeka ile Allah anlaşılamaz ve kuşatılamaz. Sınırlı ve sonlu olan, sonsuzun karşısında ancak titrer ve O’nu idrakteki aczini haykırır. İnsanın mükellef olduğu şey, doğruyu bulması ve doğru olmasıdır. Eğer, insan kendi başına kalsaydı, önündeki bunca namütenahi yollardan, hangisinin doğru olduğunu nasıl bilebilirdi? Peygamberler, doğruyu getirip haber verdikleri halde insan, inançta böylesine perişanlığı sergilemektedir. Sevgili Peygamberimizin duasına iltica etmekten başka çaremiz yoktur: Allah’ım! Doğruyu bize gösterdin. Doğruyu bulduktan sonra, imanlarımızı sabit kıl! Doğrudan ayırıp ayaklarımızı kaydırma! Ey! Sebeplerin müsebbibi olan Allah! Senden sana sığınırız!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT