BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye-Küba hattı dünyayı sarsacak

Türkiye-Küba hattı dünyayı sarsacak

Başrollerini Kevin Costner ile Bruce Greenwood’in paylaştığı “13 gün” adlı film Türkiye’nin stratejik önemini bir kez daha belgeliyor



Bundan 38 yıl önce ekimin ikinci yarısında dünya kendini bir nükleer savaşın eşiğine getiren 13 korkulu gün yaşadı. SSCB’nin Küba’ya yerleştirdiği nükleer başlıklı füzeler nedeniyle çıkan ve Türkiye’yi de ağır bir tehdit altında bırakan bu krizin sona erdirilmesi, ABD Başkanı Kennedy ile SSCB Komünist Partisi Genel Sekreteri Kruşçev arasında Türkiye üzerinde yapılan gizli bir pazarlık yoluyla sağlandı. İşte 1962 Ekiminde dünyayı nükleer savaşın eşiğine getiren bu kriz şimdi Kevin Costner’in başrolde oynadığı Thirteen Days (13 gün) adlı filmle tekrar gümdemde. Filmde Kennedy Hükümetinin Türkiye sırtından nasıl pazarlık yaptığı anlatılıyor. Kennedy açıkladı Dünya kamuoyu, krizi, Başkan Kennedy’nin 22 Ekim 1962 tarihinde TV’den yaptığı bir konuşmadan öğrendi. Başkan konuşmasında, Sovyetler Birliği’nin, Küba’ya, Washington ile Panama Kanalı’nı vurabilecek bin mil menzile sahip nükleer başlıklı balistik füzeleri gizlice konuşlandırdığını açıklamış ve ABD’nin kıyılarından 90 mil ötede Sovyet nükleer silahlarının konuşlandırılmasına izin veremeyeceğini belirterek, Kruşçev’den füzelerin derhal sökülmesini istemişti. Türkiye sırtından pazarlık Beyaz Saray’daki hakim kanaat, Küba’daki füze mevzilerinin ABD Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması halinde, “Moskova’nın da misilleme olarak Sovyet topraklarını hedef alan Türkiye’deki nükleer başlıklı Jupiter füzelerini vuracakları” şeklindeydi. Öte yandan, Kennedy’nin danışmanları, “Küba’nın vurulması halinde, Sovyetler’in, karşılık olarak sadece Türkiye’deki, Jupiter füzelerinin kaldırılmasını istemekle yetinmeyip, Türkiye’deki nükleer başlıkla donatılmış 100 uçak ile 20 bin Amerikan askerinin çekilmesini ve tüm ABD üslerinin kapatılmasını da ısrarla talep edeceklerinden” endişe duyuyorlardı. Ve füzeler çekiliyor 28 Ekim’de Kennedy yönetimi yaptığı resmi açıklamada, Amerika’nın Küba’yı işgalden vazgeçmesi karşılığında, Sovyetler Birliği’nin de Küba’daki füzelerini geri çekme kararını aldığını belirtti. Beyaz Saray, bu sonucu dünyaya Kennedy’nin cesaretinin ve kriz yönetimindeki becerisinin bir kanıtı olarak sundu. Jupiter’lerden hiç söz edilmedi. ABD bu füzeleri Mart 1963’te sessiz sedasız sökerek Moskova’ya karşı olan taahhüdünü yerine getirdi. Ankara’nın haberi yoktu Füzeler krizi patlak verdiğinde Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Başbakan ise İsmet İnönü’ydü. CHP, Ankara sırtından yapılan pazarlığın hiç farkında olmadı. Oysa, krizin başında Amerika, Küba’daki füzeleri hava bombardımanı ile imhaya kararlıydı. Böyle bir saldırıya da, Moskova’nın Türkiye’deki Jupiter’leri vurarak karşılık vermesi kaçınılmazdı. Dahası, krizin tırmanarak bir nükleer savaşa dönüşmesi ihtimali de mevcuttu. Bu durumda ise, iki süper gücün kendi toplumlarının imhasına yol açacak topyekün bir nükleer savaşa gitmek yerine, sadece Küba ile Türkiye’yi kapsayacak sınırlı bir nükleer savaş çerçevesinde kozlarını paylaşmaları kaçınılmazdı. Krizin Türkiye’nin bekası üzerinde odaklaşmasına rağmen, Washington Ankara’yı tamamen karanlıkta bıraktı. Bir çatışma olsaydı, Türkiye buna tamamen hazırlıksız yakalanacak, bu durumda da zayiatı fazla olacaktı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT