BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öz kaynakları yetersiz

Öz kaynakları yetersiz

Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Kaplan, Avrupa’da banka satın almanın çok katı kurallara bağlı olduğunu ve sıkı kontroller yapıldığını vurgulayarak, “Öz kaynaklar bakımından da yeterli araştırmanın yapıldığını söylemek mümkün değil.. Sonuçta devletin bunlara el koyması durumu ortaya çıktı” dedi.



Prof. Dr. İbrahim Kaplan, bankalara devlet tarafından üst üste el konulmasının ardından sektörde yapılması gereken değişiklikleri ve içinde bulunduğu son durumu yazarımız Mehmet Ali Kışlalı’ya anlattı. Kışlalı- Bankalar neden arttı? Kaplan- Son yıllarda, 85’lerden sonra banka adetleri arttı. Banka sahibi olmak büyük şirketler için cazip oldu. Ortakların vasıfları değişti. Mevzuat müsait olduğundan banka kuranlar arttı. Vasıfları arzulandığı gibi olmayanlar da ortaya çıktı. Çok yakın zamana kadar bu konuları sınırlayan hükümler yoktu. Teminat mektupları, krediler, nakit ihtiyacının karşılanması, banka sahibi olmanın avantajlarıydı. Kışlalı- Bankalar üzerinde kontrol mekanizması nasıl ortaya çıktı? Kaplan-Avrupa Birliği dolayısıyla ilk adımlar atıldı. AB’nin bankalarla ilgili çıkardığı genelgeler var. Bankaların denetimi, ödeme gücü rasyosu (katsayısı) tesbitinde uygulanacak hesap tarzları ve sermaye ve sermaye kontrolü, bankalara ruhsat verilmesinde dikkate alınacak esaslar ortaya kondu. AB üyeleri devletler kendi milli mevzuatlarında değişiklikler yaptılar. Bunlar yenidir. 1995’ten sonra oldu. Kışlalı- Bize de oradan mı geldi? Yönetmelikler eksik Kaplan- Bize geç geldi. Helsinki Zirvesi’nden sonra bankalar mevzuatı adımları atıldı. AB ile uyum sağlanması gereken konuların başında geldi. Haziran’da yeni Bankalar Kanunu çıktı. Aralık’ta da değişiklik yapıldı. AB yönergelerine paralel kurallar getirme gayretini görüyorum. Ama bu kanunların ayrıntısını gösterecek yönetmelikler halen yapılmamıştır. Kışlalı- Şimdi kimlerin banka sahibi olabileceği tespit ediliyor. Özelliklerden sizce hangileri en önemli? Kaplan- Temizel’in banka sahipliği için önerdiği 6 özellik diğer AB ülkelerinde var. Bunlardan üçü çok önemli; bankaların ödeme kabiliyeti, yani mevduat ile kredi dengesini sağlayıcı, belirleyici esaslar. Banka ortağı olacaklarda aranacak nitelikler. Banka hisselerinin nitelikli devrinde müsaade alma. Büyük kredilerin özel izne tabi olması. Bunlar için AB üyesi ülkelerde hep özel hükümler mevcut. İştiraklere getirilmiş sınırlamalar da önemli. Bizde de herhalde ilerde yapılacak. Bankalara gelen paranın kaynağı da araştırılacak. Karapara önlenmesiyle ilgili hükümler dış ülkelerde var. Bizde olanlar ise yeterli değil. Sıkı kontrol şart Kışlalı- Dışta banka batmaları olmuyor mu? Bizdeki aksaklıklar nereden kaynaklanıyor? Kaplan- Çok sıkı kurallar var. Bunlar uygulanıyor. Kontroller yapılıyor. Onun için de banka batmalar çok az oluyor. Hisse devirlerinde kurallara tam uyulması gerekiyor. Öz kaynaklar bakımından da yeterli araştırmanın yapıldığını söylemek mümkün değil. Son yıllarda bankaların ödeme güçlüğüne girmesi ve sonuçta da devletin bunlara el koyması durumu ortaya çıktı. Kışlalı- Yani ortaya çıkan büyük sorunu daha ziyade hisse devirleri ve özkaynak sorunlarıyla ilgili mi görüyorsunuz? Kaplan- Evet. Bankacılık yapmak için talepte bulunan ortakların nitelikleriyle ilgili. Bunlar gayet vasıflı ve tertemiz olmalılar. Ellerindeki holdinglerin, kaynakların kökeni uzun yıllar sürdürdükleri temiz faaliyetlerin sonucu olmalı. Kamuoyuna güven veren insanlar olmalı. Kışlalı- Bankalarla ilgili yasalar hep vardı. 1994’ten sonra da yenileri eklendi. Bunlar sizce gerektiği gibi uygulandı mı? Bankalar Yeminli Murakıpları çalışıyorlar. İnceleyip rapor veriyorlar. Bunlar uygulansa böyle durumlar ortaya çıkar mıydı? Direksiyon başındaki patronlar Kaplan- Resmi makamların bu konularla ilgili nasıl takip yaptıklarını bilemiyorum. Çıkmaması lazım böyle durumların. Ama bilemiyorum siyasilerin de etkileri var mı yok mu? Nitelikli banka patronu ön plana çıkmazsa devletin denetim organları ne kadar araştırma yapıp rapor düzenlese, yöneticiler görevlerini dürüst olarak yapmıyorlarsa, hiçbir şey onlara mani olamaz. Çünkü onlar direksiyon başındadırlar. Kışlalı- Son yirmi yıl içinde dönem dönem birçok banka battı. Bunlardan ders alınmadı mı? Diğer ülkelerde devlet kontrolü olmadan bu mekanizma işliyor mu? Kaplan- Ders alacaklar gene bu banka sahipleri. Diğer ülkelerde mekanizma büyük oranda işliyor. Bankaların uymaları gereken yeknesak kurallar var. Bankaların oto kontrol mekanizmaları var. Onu işletirler. Bankalar oralarda itibar müesseseleridir. Bunun bozulmaması için özen gösterirler. Sorumlulukları düzenlenmeli Kışlalı- Söz konusu bankaların yöneticileriyle ilgili hukuki düzenleme yok mu? Kaplan- Kanunda banka üst kademe yöneticilerinin sorumluluğu düzenlenmemiştir. Bizde sorumluluk Ticaret Kanunu hükümlerine bağlıdır. Diğer ülkelerde ise sorumluluk bankalar kanunu ile düzenlenmiştir. Özel yaptırımlar ile genel yaptırımlar arasında fark vardır. Yöneticilerin sorumluluğu hem banka ortaklarına karşı hem de alacaklılara karşı düzenlenmelidir. Eski düzenlemeler yeterli olmadı. Kışlalı- Eskiden banka yetkililerinin tutuklandığı falan görülmezdi. Şimdi ne oldu? Yeni kurallar mı çıktı? Yoksa var olup da kullanılmayan yetkiler mi gündemde? Kaplan- Devlet bankalara el koyunca bunların özvarlıklarının yeterli olmadığını tespit ettiler. Banka varlığının nereye gittiğini araştırmaya başladılar. Bunların sonucunda da usulsüz krediler ve teminat mektupları belirlenerek mevzuata aykırı eylemler ortaya çıktı. Bunları yapanlar hakkında yaptırımlar uygulanması yoluna gidildi. Tutuklamalar gerçekleşti. Kışlalı- Eskiden de aynı durum yok muydu? Neden o zaman böyle üstüne gidilmedi? Kaplan- Eskiden bu kadar olduğunu sanmıyorum. 1994’te de aynı sebepten bankaların o duruma düştüğünü sanıyorum. Ama neden o zaman bu tür davranış içine girilmedi? Cezai takibe gidilmedi? O konuda bir şey söylemeyeceğim. Aynı mevzuat var. O zaman siyasi ilişkiler mi rol oynadı? Bilemiyorum. O konuda yorum yapmam sağlıklı olmaz. Kışlalı- O zaman batan bankalara karşı bir şey yapılamaz mıydı ? Kaplan- Parasını kaybeden vatandaş banka yöneticilerine karşı dava açma hukuki yolunu denemesi gerekirdi. Bunlar masraflı işler olduğundan vatandaş teşebbüste bulunamadı. Banka yöneticileri de maddi güçleri olduğundan hukuki yönden uğraşıp beraat ettiler. İşin ceza yönüne de nedense gidilmedi. Kışlalı- Anlaşılıyor ki; şimdiki değişiklik yeni mevzuat ile değil, yeni bir yaklaşım ile ilgili. Kaplan- Tabii yaklaşım. Hiçbir kanuni mevzuat olmasa bile bankanın tanımından, yapması gereken, uyması gereken işlemler bilinir. Bunlar uluslararasıdır. Dürüst bankacılık. Bunlara uyulması esastır. Kışlalı- Yeni oluşturulan kurumun önemi ve yeri nedir? Kaplan- Bağımsız ama üyeleri siyasiler seçti. İnşallah başarılı olurlar. Toplum onları inanarak desteklemeli. Yeni kanuna göre yapacakları çok şey var.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT