BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutluluk Sanatı

Mutluluk Sanatı

Tahmin edebileceğiniz gibi bu bir kitap adı. Howard C. Cutler isimli bir psikiyatrist tarafından kaleme alınmış bir eser.



Tahmin edebileceğiniz gibi bu bir kitap adı. Howard C. Cutler isimli bir psikiyatrist tarafından kaleme alınmış bir eser. Bu tip bütün kitaplarda olduğu gibi bunda da herhangi bir edebiyat kaygısı yok. Yazar, sadece öğrendiklerini bildiklerine eklemiş ve okuyucuyla paylaşmak istemiş. Çok da iyi yapmış. Kitapta ilginç olan, Amerikalı bir psikiyatristin aldığı katı eğitimden ve doğal ortamındaki bilimsel baskılardan sonra doğunun gizemli ve mistik yapısıyla karşılaşması ve ikisinin sentezini çıkartabilmesi. Bildiğiniz gibi Budizm bizim inançlarımıza son derecede ters. Bir Müslüman’ın bir Budist’le, inanç anlamında herhangi bir konuda aynı fikirde olması imkansız. Çünkü temelde inanç ayrılıkları var. Onların inandıkları, bizim dinimizde putperestliğe giriyor ve affedilmez bir günah olarak kabul görüyor. Dünya üzerinde Müslümanlıktan Budistliğe geçen insan sayısı yok denecek kadar az. Buna karşılık Hıristiyanlıktan Budizm’e geçenler çok fazla ve sayıları gün geçtikçe artıyor. Özellikle Hollywood’un ünlü ve trilyoner halkı bu işe büyük ilgi gösteriyor. Tom Cruise-Nicole Kidman çiftinden John Travolta’ya kadar bir çok yıldız Budist olmayı tercih etti son yıllarda. Bunun bir sebebi olmalı diye düşünüyorum. Aklıma ilk gelen, Hıristiyanlık dinindeki bazı havada kalan konuların insanları tatmin edemeyişi. Bizim asıl olarak kabul ettiğimiz Barnabas İncili ortada olmadığı için bazı kavram karmaşaları yaşanıyor. Zeki ve kültürlü insanlar sorularına net cevaplar almak istiyorlar. Cevaplar yeterli gelmediğinde bu tür tercih değişikliklerine gidiyorlar. Aralarında bizim dinimizi seçenler de var. Fakat genel anlamda İslamiyet yurt dışında tam anlatılamadığından olsa gerek eğilim o yönde olamıyor. Bunun suçlusu elbette İslamiyet gibi dünyanın en medeni ve hoş görülü dinini yanlış tanıtanlar ve insanların korkmasına sebep olanlar. Televizyonu açınca kanın gövdeyi götürdüğü görüntülerle karşılaşanlar ürküyorlar. Neyse, bu başka bir konu. Ben kafası karışmışların neden illa ki Budizm’e yöneldiğini merak ettim. Okurken imanımın zedelenmesi tehlikesinden korktuğum için tedbirli davrandım ve direkt olarak Budist kitaplar okumak yerine başta ismini verdiğim ve daha ziyade bir el kitabı niteliği taşıyan çalışmayı tercih ettim. Zaten kitabın alt başlığı “Yaşam için bir el kitabı”. Günümüz dünyasında her milletten, her kültür ve dinden insanların kaynaşmasını ve el ele vermesini istiyor gönül. Sonuçta bütün insan ırkının kardeş olduğunu hem bütün tek tanrılı dinler hem de bilim adamları söylüyor. Demek ki herkesin aynı fikirde olduğu ilk konu kardeşlik. Öyleyse hepimizin daha esnek ve yapıcı davranması gerekiyor. Bu anlamda bizden farklı fikirleri savunanları dışlayacağımıza onları dinlemeli sonra kendi gerçeklerimizi anlatarak iknaya çalışmalıyız. Böylece ortak paydalarda buluşmak ütopya olmaktan çıkar ve huzur dünyaya dönebilir. Meseleye bu açıdan bakarak okumaya başladım kitabı. Elimde kalem vardı okurken. Doğru bulduğum satırları sizlere de aktarmak isteyeceğimi biliyordum çünkü. Anlatıcı, bizim psikiyatrist. Samimi bir dili var ve yorucu değil. Bakın ilk cümlesi ne olmuş. “Hayatımızın gerçek amacının mutluluğu aramak olduğuna inanıyorum.” Bu doğru mu? Hayatımızın gerçek amacı salt mutlu olmak mı? Bunu daha önce hiç düşünmediğimi itiraf etmeliyim. Ben bunca senedir mutlu olmak amacı için mi yaşadım yani? Doğru galiba. Kim mutsuz olmayı hedefler ki? Peki amacımız mutlu olmaksa izlediğimiz yol doğru mu ya da bunun bir kullanma kılavuzu falan var mı? Biz ne yapacağız da amacımıza ulaşıp mutlu olacağız? Bütün bu soruların cevapları bu yazıya sığmayacak. Yarın devam etmek üzere... Sözün Özü Aşk, evliliğin şafağı, evlilik aşkın akşamıdır. Levha Sağır bir kocayla kör bir kadın mutlu bir çifttir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT