BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki yiğit çıktı meydane...

İki yiğit çıktı meydane...

Sırp cumhurbaşkanı Vojislav Kostunica 30.000 barış gücü askerini pazartesi günü Amerika’ya göndereceğini açıkladı ve “Amerika’da seçimlerin hür bir ortamda yapılmasını desteklemek ve demokrasinin yerleşmesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.



Sırp cumhurbaşkanı Vojislav Kostunica 30.000 barış gücü askerini pazartesi günü Amerika’ya göndereceğini açıkladı ve “Amerika’da seçimlerin hür bir ortamda yapılmasını desteklemek ve demokrasinin yerleşmesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” dedi. Ne dersiniz? Olur mu? Son asırda dünyanın dört bir tarafında buna benzer rolleri üstlenen ABD olmuştu. Ama ABD şimdi kendi başının telaşına düştü. Bugünlerde Amerikan basınında benzeri fıkralar yazılıp anlatılıyor. Diyorlar ki, “Henüz cumhurbaşkanımızı seçemedik ama 2004 seçimlerine kadar bol bol yetecek miktarda fıkramız birikti.” Halkın yüzde 57’si “Bıktık artık, hemen bitirin bu işi” diyor ya komedyenlere, fıkra yazarlarına hayli konu çıktı. Foreign Affairs dergisinin yazarlarından Thomas Friedman “ABD cumhurbaşkanı adaylardan hangisi seçilirse seçilsin mesleğe günahlı başlayacak” diyor. “Bütün bu olup bitenlerden sonra artık tertemiz bir başkan doğmasını bekleyemeyiz.” Time’dan Eric Pooley “Bazen iki çocuk pek kıymet verdikleri bir oyuncak üzerine kavgaya tutuşurlar,” diyerek söze girmiş. “Oyuncağı çekerler, asılırlar, birbirlerine saldırırlar, ta ki büyüklerden biri onları görüp de ayırana ve oyuncağı birinden birine verene kadar. Ne var ki, çoğu zaman almak için kıyasıya dövüştükleri o kıymetli oyuncak kavga sonunda kırılmıştır, kazanan da kaybeden kadar kederli olur.” Yazar ABD’nin 43’üncü cumhurbaşkanının makamını kavga sonunda kırılan oyuncağa benzetmiş. “Kim kazanırsa kazansın elde ettiği başkanlık görevi sakatlanmış olacak” diyor. Time’dan bir başka yazar, Lance Morrow, “Memleketi Kore ve Vietnam gibi ikiye mi ayıracağız?” diye sormuş. “Halk evini eşyasını toparlayıp yola düşmeli de Cumhuriyetçiler bir tarafa, Demokratlar öteki tarafa mı yerleşmeli? Ne oldu? 2000 yılı seçimleri ülkeyi ikiye böldü! Bu dönem de geçecek mi, dersiniz? Bütün bu yuhalamalar, yumruk sallamalar, özürlü oy pusulası dedikoduları dindikten sonra Amerikalılar verilen kararı kabullenip hayatlarına devam mı edecekler? Sular bu pisliği temizleyecek mi? Evet, öfkeli saatler geçecek. Yeni başkan kabinesini kuracak. Öteki partiden iki üç kişiyi de gösterişli bir biçimde kabinesine dahil edecek. Cumhurbaşkanlığı yemin töreninde kâbusun sona erdiğini, anayasanın işlediğini bildirip birlik beraberlik mesajı verecek. Cesaretle ve güvenle geleceğe bakıyoruz diyecek. Fakat önemli olan şu ki, Amerika’nın iç siyasi hayatında bir mekanizma arıza yapmıştır. Önümüzdeki dört yıl boyunca bu arızanın sonuçlarını acı bir biçimde, şimdiye kadar şahit olmadığımız bir partizanlık halinde yaşayacağız.” Hemen bütün yazarların yazdığı söylediği benzer düşünceler. Anlaşılan o ki, ABD sıkıntılı bir döneme giriyor. Florida hâlâ sayılmakta. Bu arada seçim günü herhangi bir sebeple oy kullanma mahallinde olmayan yahut ülke dışında denizaşırı görevde olan ABD vatandaşlarının mektupla kullandığı oylar da geldi, sayılmakta. Yalnız çıkan sonuç ne olursa olsun meseleyi halletmeyecek. Bu aşamadan sonra ne kazananın, galibiyetin keyfini çıkarması; ne de kaybedenin sükunetle köşesine çekilmesi mümkün. Bu ara en rahat kişi bana kalırsa Clinton. Halkın sevgisini kazanmış, başarılı bir başkan olarak iki dönemdir devam eden görevinin sonuna yaklaşırken sorumlulukları da hafiflediğinden, karısı da senatör seçildiğinden neşesi yerinde. İrlandalı bir turist “Ne uğraşıp duruyorsunuz?” diyordu. “Clinton’ın görev süresini bir dönem daha uzatın, olsun bitsin.” Fakat ABD anayasasında böyle bir çözüme kesinlikle yer yok. Florida sandıklarının sayımı kesin sonuç vermezse neler olabileceği gündemde. Bunlar hiç gündeme gelmezdi. Amerikan halkı anayasanın bu maddelerini bilmezdi bile. Florida’yı Bush kazanırsa birinci raund bitmiş olacak, “elector”ların(ikinci seçmenler) oy kullanacağı 18 Aralık gününün heyecanı başlayacak. Bush’un seçmenlerinden ikisi “kalleşlik” yapar, sözünü bozar da Gore’a oy verirse o zaman iki adayın oyları eşit olur. Yale’den bir tarih profesörü “O zaman Allah yardım etsin bize!” diyor. O zaman sözü Kongre söyleyecek. Temsilciler Meclisi’nde cumhurbaşkanı için, Senato’da da cumhurbaşkanı yardımcısı için oylama yapılacak. Evet, Florida harıl harıl sayılmaya devam ederken iş mizaha döküldü. Radyoda programcılardan biri, “Her iki adayı da Washington’u çepeçevre saran otoyolda yarışa sokalım, ipi göğüsleyen cumhurbaşkanı olsun” diyordu. Bana kalırsa derim ki, iki adaya da birer kıspet giydirip meydana salalım, yağlı güreşe tutuşturalım. Rakibinin sırtını yere getiren Beyaz Saray’a otursun.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109126
    % -0.49
  • 3.8613
    % -0.76
  • 4.553
    % -0.66
  • 5.1865
    % -0.64
  • 156.099
    % -0.33
 
 
 
 
 
KAPAT