BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Tasarruf yastık altından çıkmalı’

‘Tasarruf yastık altından çıkmalı’

İhlas Finans Genel Müdürü Mehmet Savaş, halkın tasarruflarını yastık altı ekonomisinde değerlendirdiğini belirterek, “İhlas Finans olarak bu tasarrufları ekonomiye kazandırmak istiyoruz” dedi.



TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu “Başbaşa” programına İhlas Finans Genel Müdürü Mehmet Savaş katıldı. Soysal: Türkiye’deki finans sektörü hep çalkantılı dönemlerden geçmiş, baktığımızda iniş ve çıkışlar hep yaşanmış. Sizce finans sektörlerimiz oturmuş mu? Bütün problemlerini çözebilmiş mi? En büyük aksaklıklarımız nelerdir ve nelerin olması gerekir? Savaş: Bütün sistemlerin işleyiş biçimleri var. Bu biçimlerin de kendi işleyişlerinden doğan iç çelişkileri var. Her sistemde bu çelişkiler olabilir. Bu bir ekonomide de, ailede de olabilir. Kendi işleyişinin tabiatının doğurduğu bu çelişkilere karşı onları bertaraf edecek dinamikleri de beraber üretmesi, geliştirmesi ve uygulaması gerekir. Aksi takdirde kendi içinden doğan çelişkilerle mücadele ederken bir yandan da dış ekonomilerden ithal ettiği problemleri yaşaması gerekebilir. Böylece iç ve dış çelişkiler büyüyebilir. Biz bu problemleri değil bunlarla nasıl başaçıkabiliriz, bunu düşünüyoruz. Bu daha önemli bir yaklaşımdır. Bugün bunu normal görüyorum. Bu çelişkilerin şöyle bir yararı da vardır; daha sonra kurulacak ve daha sağlıklı bir döneminde dinamitler oluşturmayacaktır. Her zaman kötü bakılmamamlı. Madalyonun bir de öteki yüzü var. Bir taraftan rahatsızlık verirken, öbür yandan yeni kurulacak sistemlerde bu sorunların yaşanmaması için örnek teşkil edecek. Dolayısıyla onları bu yönde birer enstrüman ve araç olarak kullanmak gerekir. O açıdan baktığımız zaman ülkemizin büyük bir şansı yakaladığını söyleyebiliriz. Tabi şunu hesaba katmamız gerekiyor. Bunlar umutsuzluk vermemeli, bunlar gelişmenin bir sonucudur. Ekonomi gelişiyor İletişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler dolayısıyla, artık iki sentez arasındaki dönemin oldukça kısaldığını görüyoruz. Krizler birbirine çok yaklaşıyor gibi gelebilir. Bu olağanüstü bir şey değil. Haber almadaki çok hızlı gelişmelerden yaşanan bir olay, derhal ithal etmekten kaynaklanan bir olay veya çarpan etkisiyle bu çelişkilerin hızla sonuçlarını ifa etmesi anlamına geliyor. Bu hız aynı zamanda yararı da aynı hızla üretir anlamına geliyor. Türk ekonomisinin yakalamış olduğu şans şu: Türk ekonomisi, nüfusu çok hızlı gelişiyor, bu artış çok yüksek talepleri de beraberinde getiriyor. Bu talepleri yeni yatırımlarla karşılamamız gerekiyor, ancak içerideki ve dışarıdaki tasarruflarımızın yetersizliği buna müsaade etmiyor ya da bu taleplere cevap verilme süresini uzatıyor. Finans sektörümüzün karşı karşıya bulunduğu bu tatmin edilmemiş ihtiyaçların sebebi bu konuda yetkili kamu organlarınında sürekli olarak tespit ettikleri gibi öncelik özkaynak yetersizliğidir. Yani ülkedeki tasarruf açığından kaynaklanan bir olaydır bu. Veyahut da mevcut tasarrufların kullanılış biçiminden tekrar geriye dönmemesinden kaynaklanan bir mevduat yetersizliği var. Bir de yine tasarruf açığına dayalı olarak arz ve talep arasındaki önemli farktan dolayı yüksek fiyatlar var. Bu fiyatlar şimdiye kadar enflasyonun sebeplerini oluşturuyordu. Aynı şekilde arz ve talep arasındaki aşırı fark hepimizin bildiği gibi Türk lirasının yabancı paralar karşısındaki değerini de önemli ölçülerde etkiliyor. Dolayısıyla bunun finans sektörüne yansıması yüksek maliyetler ve bu yüksek maliyetler sebebiyle akışkanlığını kaybetmiş bir aktif yapı oluşturuyor. Yüksek maliyet etkiliyor Bankaların veya finans kuruluşlarının yapıları yüksek maliyetlerden olumsuz etkileniyorlar. Banka faiz arttırdığı zaman kazanıyor gibi gözüküyor ama kazanamıyor. Her yüksek faiz veren banka iyi kazanıyor diye düşünülmemeli. Sorun şu, sorun pasif tarafından kaynaklanıyor, oradan aktif tarafa vuran maaliyet aktiflerin esnekliğini ortadan kaldırıyor. Bu banka için kendi kendisini tahrip eden bir sisteme dönüşüyor. Bankaların üzerideki yük budur, bütün kuruluşlar bundan olumsuz etkileniyor. Gelişmekte olan her ülke ekonomisinin yaşadığı genel karakteristik sorunlardan biri de burdur. Aktif ve pasif arasında vade uyumsuzlukları vardır. Ekonomik, siyasal ve sosyal her alanda tasarruf sahiplerinin yatırımları hangi vadelerle gerçekleştireceklerine ilişkin kararlarını etkileyen beklentilerine cevap bulamadığı için insanlar çok kısa vadede yatırım yapıyor. Finans sektörünün bugün yapısına bakarsanız aktif 10 yıl bağlı kalırken, pasif 3 ay vadeli olunca çatlamaya neden oluyor. Bir taraf çok esnek sürekli oynuyor, bir taraf kaskatı o yüzden birleştiği yerden kopuyor. Teknolojiye yakın takip Soysal: Finans sektörleri parayı çok iyi çalıştırıp bu sanatı icra eden kuruluşlardır. Mevduat sahiplerinin tasarruflarını kendi bünyelerinde toplayıp daha sonra bunların parçalarını ikiye katlarlar. Yani parayı çalıştıran paradan para kazanan sektörlerdir. Biz bu sanatın neresindeyiz. Paradan para çalıştırmayı nasıl uyguluyoruz veya bu sanat iyi para ediyor mu? Savaş: Ben edildiği kanaatindeyim. Mümkün olan eldeki enstrümanlara göre en iyisinin yapıldığını düşünüyorum. Bankacılık sistemi kendisini kuşatan ağır şartlara rağmen yapılabileceklerinin en iyisini yapıyor. Bundan daha iyisi de olmaz. Bu sektör teknolojiyi yakından takip eden son derece uyumlu yapıya sahiptir. Yurt dışında gördüğümüz hizmetleri kendi müşterilerine sunma gayreti ve çabası içerisindedir. Sorunlar var ve ben bunların aşılacağı kanaatindeyim. Hükümetimizin desteğiyle vadeler uzayacak, böylece finans sektörüne yansıyan problemler azalmış olacak. Soysal: Peki son bankalar operasyonunda mevduat sahipleri bu olaylardan rahatsız oldu mu? Elbette sistemin dışına çıkmaya çalışanlar ve mevduat sahiplerinin paraları hukuk nezninde hükümet tarafından ele alınacaktır. Doğruyla yanlışın ayırt edilmesini herkes istiyor. Peki böyle bir ortamda biz para sahiplerini ürküttük mü, finans sektörü bundan nasıl etkilendi? Savaş: Hükümetimiz geçen hafta bu konuda bir toplantı yaptı. Bir takım kararlar çıktı. Bildiğiniz gibi bankalardaki mevduat sahiplerinin paraları garanti altında. Hiç bir mevduatın zai olmayacağını söylediler. Kamu ve devlet bu konuda üzerine düşenleri yaptı, bu çaba tasarrufun bütün tereddütlerini ortadan kaldırdı mı diye soracak olursanız bu bir zaman sorunudur, hızla ortadan kalkıyor ve kalkacaktır. Diyorum ki en az zararla bu sorun ortadan kalkmış olsun. Mevduat sahiplerinin endişe duyacakları bir sorun ortada yoktur. Süreç boyunca parasını isteyip de alamayan hiç kimse yok. Paraları garanti altında üretmeye devam ediyor. Şu anda tasarruf mevduatları fonda olan bankaların iştirakçileri üretmeye ve ekonomiye katkıda bulunmaya devam edecekler. Bunlar olumlu bir gelişme. Eğer devlet ikna edici olmasaydı, tasarruf sahipleri paralarını çekeceklerdi ve büyük bir açık meydana gelecekti. Bu açıktan kaynaklanan zararı tasarruf sahipleri de dahil olmak üzere bütün ekonomi top yekün görmüş olacaktı. Para geri dönüyor Soysal: Bu tasarruf açığı yastık altı ekonomisi dediğimiz finans sektörlerinin kasalarından azalan bu para tekrar yastık altı ekonomisine mi dönüyor yoksa, Türkiye sınırları dışına mı çıkıyor? Savaş: Genel kanaatim, paralar Türkiye’de kalıyor ve yastık altı ekonomisine dönüyor. Biz İhlas Finans olarak bu tasarrufların ekonomiye kazandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu hemen her platformda ifade ediyoruz. Gelişen ekonomi ve artan nüfus ihtiyacı büyütüyor. Bu büyüyen ihtiyaca sistemde çıkışlara yol açılırsa o zaman açık daha da büyüyor. O zaman işsizlik büyür, kredi miktarlarında düşüş olur. Bu miktarlardaki azalış mevcut gelirleri de zora sokar. Böylece finans sektörü de ikinci bir zarar görmüş olur. Onun için herkesin devletin ve devletin kurumlarının yaptığı açıklamaları dikkate alması lazım. Kanunen yetkili kılınmış bir başkanın açıklaması dışında hiç bir açıklamaya itibar edilmemesi lazım. İtibar edilmesi gereken tek yer devlettir. Onun dışındaki yerlere itibar edilirse zararı herkes görür. Soysal: İhlas Finans böyle karışık bir durumda sermaye arttırımı yapıyor. Bunun için onay çıktı. Vatandaş nezninde bu ne anlama geliyor? Sermaye arttırımına onay gelmesiyle hangi alanda yenilikler yapılacak? Sermaye artışı, ihtiyaçtan Savaş: Diliyorum ülkemizin ufukları hep böyle aydınlık olsun. İhlas Finans sermaye artırımını ihtiyacı olduğu için yaptı. İhtiyaç nereden kaynaklanıyordu diye düşünülürse, gelişen iç hacimden kaynaklanıyordu. Bu bir kol gibidir. Koca bir yükü taşıyan çarkı ufak bir kolla döndüremezsiniz. Kuvvet kolunun büyük olması gerekir. Onun için bizim şu an ulaştığımız iş hacmine daha büyük bir sermaye gerekiyordu. Bu yüzden başvurduk devletimize, daha sonraki yıllarda iş hacmimizi düşünerek istedik. Bu kabul edilmiş ki bu yılda bize verilecek olan paranın 50 trilyonluk kısmının ödenmesi talebinde bulunduk. Talebimiz kabul edilerek 50 trilyonluk isteğimizi verdiler. Soysal: Sermaye artırımı onaylandıktan sonra yaptığınız bir açıklamada yeni şubelerin müjdesini veriyorsunuz. Kaç tane şube açacaksınız ve kaç insana iş imkanı kazandıracaksınız. Savaş: Bankalar Kanunu şube açmayı kaynak yeterliliğine bağlamıştır. Bu değerlendirildikten sonra yeni şubeler açacağız. Bankacılık gelişti Soysal: Günümüzde internet ve elektronik bankacılık sistemleri gelişti. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Savaş: Şu an 65 değişik işlem yapılıyor. Bir işlem o da nakte ulaşmak, nakti ele almak dışında tüm işlemler yapılabiliyor. Biz de çağı yakaladık ve internet üzerinden her türlü işlemi yapabilecek sisteme sahibiz. Soysal: İnternet üzerinden verebileceğiniz hizmetlerden kâr paylarını internet üzerinden izlenmesi gibi bir madde var. Bu nasıl oluyor ve bu olay bir risk taşımıyor mu? Savaş: Bizim için bir risk oluşturmuyor. Zaten şu zamandan sonra değiştirmek artık çok geç. Bu olay çok önemlidir. Geçmişte kârdan aldığı dağılımını görüyor, bu gelecek için birşey olacağını göstermez.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT