BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB kafalara dank etti mi?

AB kafalara dank etti mi?

Türkiye, bu sefer, Katılım Ortaklığı Belgesi’ndekı “ev ödevleri” dayatılarak, “Viyana Kapılarında” oyalanırken, Devlet Bahçeli’nin çok yerinde teşhisi ile, kendisi, Avrupa’nın kuşatması altında...



Türkiye, bu sefer, Katılım Ortaklığı Belgesi’ndekı “ev ödevleri” dayatılarak, “Viyana Kapılarında” oyalanırken, Devlet Bahçeli’nin çok yerinde teşhisi ile, kendisi, Avrupa’nın kuşatması altında... Hem Avrupalılarla, hem de içimizdeki 5. Kolla, “işbirlikçilerle” mücadele etmek zorundayız... Başta, “Türkiye’yi AB’ye sokmaktan sorumlu Komiser Yardımcılığına” soyunmuş olan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, bazı resmi görevliler ve entellerimiz, Avrupa Birliği’ne girmeyi daha doğrusu, lütfen kabul edilmeyi, Atatürk’ün “çağdaş uygarlık düzeyine” ulaşmak direktifi ile adeta özdeşleştirerek, kaçınılmaz “milli hedef” ilan ettiler ve kamuoyumuzu buna şartlandırdılar. AB’ye karşı olmayı adeta vatan hainliği saydılar! Bir avuç bizler de, buna karşı çıkıyoruz ve özetle diyoruz ki “Atatürk’ün bu direktifini muhakkak yerine getirmeli, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın bütün icaplarını, “kendimiz yapmalıyız. Ama böylesine kriterlerle haddi zatında, aşağılayıcı bir tabir olan “ev ödevlerı” başımıza kakılarak değil. “Sanır mısınız ki Atatürk, yaşasaydı AB’ye böyle biat eder, milli egemenliğimizden tavizler vermeyi kabul ederdi! Ne var ki şimdikiler KOB’u, Kıbrıs, MGK, İdam Cezası ve Kürtçe radyo ve TV yayınları konusundaki, milli birliğimizin altına konan saatli bombaları, tehallükle ve acele, kabul ettiler. Sonra dank ettı. Kıbrıs konusunda Ege denizi konusundaki üstü kapalı tehditleri, Fransız Parlamentosu’nun Ermeni Tasarısını kabul etmesi, Avrupalılar’ın asıl niyetllerini, benim de hep söylediğim gibi. Bizi Kulüplerine kabul etmeyi kesinlikle istemediklerini, karşımıza, hep yeni talep ve kriterlerle çıkarak bizi oltalarının ucunda bekletmek istediklerini, bir defa daha ortaya koydu. Profesör Erol Manisalı’nın da dediği gibi “Avrupalılar bizi aralarına üye olarak almak için değil, kontrol altında tutmak için önümüze bir yem (KOB) attılar. Gerçeği görelim, boşuna umutlanmayalım” Hidayete erenler AB’nin hararetli taraftarlarından Oktay Ekşi şükürler olsun ki bunu nihayet anlamış. “Lahavle” diyor... Ben de ilave edeyim: “Vela kuvvete! Gene AB’nin hararetli taraftarlarından, daha iki gün evvel “Bu yol ayırımında başka seçeneğimiz yok!” diyen Sedat Ergin kardeşim de, “Türkiye’nin sabrı Avrupalılar’ın bu özensizliğini (bence nadanlığını) daha ne kadar taşıyabilir?” diye soruyor. Ergin, başka seçenek yok deyince ben “Var, başta mücadele etmek seçeneği var!” diye cevap vermiştim. Ben, Ergin gibileri, AB’nin gerçek yüzü ve niyetleri konusunda ikna etmek için, bu kadar açık ve seçik örneği nereden bulurum diyecektim ama Avrupalılar’da oyun çok... AB’nin başından beri hararetli bir taraftarı olmayan Başbakan Bülent Ecevit de, son gelişmeler üzerine “AB ile ilişkilerimizi yeniden gözden geçiririz!” diyor... İnşaallah kavl-i mücerrette, yani lafta kalmaz. Asıl önemlisi, AB’ye karşı çıkanları vatansever olmamakla suçlayan aynı Mesut Yılmaz, şimdi de “kazı” yakmamak için çevirip “Türkiye’nin her şartta AB üyeliği için bir hedefi yok... AB dışında da seçeneklerimiz var!” diyor... Mesele kökten Mesele, bazılarının sandıkları gibi AB ile aramızda bir diplomatik oyun, söz mücadelesi değildir. Son olanlar da bir yol arızası veya yol kazası da değildir. Yani, onların bize Kıbrıs’ı kabul ettirmek için Ege meselesini ileri sürmeleri vb. bizim de satranç oynar gibi başka şekilde mukabele etmemizle uzlaşmaya varabileceğimiz nev’inden bir sorun değildir; kökten (fundamental) bir sorundur. Avrupalılar, bundan sonra da hep karşımıza yeni talepler ve ev ödevleri ile çıkacaklardır. Ne kadar tuttururlarsa! Ermeni soykırımını kabul etmemiz talebi bunlardan birisidir.. Avrupa ile, Avrupalılarla aramızda, onların ataerkil ve de kendi stratejik hesap ve çıkarlarından kendi itirafları ile doku ve kültür uyuşmazlığından, kendi kültürlerini egemen kültür, bizimkini alt kültür saymalarından kaynaklanan köklü ayrılıklar vardır. Neticede, iyi niyetle, milli haysiyetimizden ve egemenliğimizden ne kadar taviz verirsek verelim gene de bizi kulüplerinin kapısında, Viyana kapılarında, burnumuzu sürterek, bekleteceklerdir. Ve Öcalan meselesi 21 Kasım’da, yani bugün, Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk Mahkemelerinin ve Türk Yargıtayı’nın, PKK eşkıya örgütünün katil ve hain başı Abdullah Öcalan hakkında vermiş olduğu idam cezası konusundaki başvuruyu ele alacak ve muhtemelen bu davaya yeniden kendisi bakmaya karar verecek. Öcalan hakkındakı idam hükmünü, gerektiği ve kanunlarımızın öngördüğü gibi TBMM’nin tasdikine sunmayıp, Avrupalılar’ı memnun etmek için AİHM’ye getirilmesine imkan vermek çok büyük bir hata idi... Milli egemenliğimizden büyük bir taviz idi... İmralı’da idam hükmü verilir verilmez, hemen o akşam, bütün TV kanallarında hükmün hemen yerine getirilmesi gerekeceğini, yoksa binlerce şehidimize kıyan bu katilin, bir Mandela olarak karşımıza çıkacağını söylemiştim. Adam Başbakanın vaat ve uyarılarına rağmen susturulamadı. İmralı’daki konforlu odasından ahkam kesmekte. Şimdi de bölücüler Strasbourg’da gövde gösterisine hazırlanıyorlar. Ama asıl AİHM davaya bakmaya karar verirse, bölücülere, Avrupa sokaklarında, aylarca aleyhimizde gösteriler yapmak imkanını verecek. Hasan Pulur’un da yazdığı gibi. Avrupalı dostlarımızı bir süre sonra, Öcalan’ın bundan sonra idamını bir tarafa bırakın, “hücrede tutulması insan haklarına aykırıdır” diye “Öcalan’a Özgürlük” kampanyaları açarlarsa hiç şaşmayın. Kuşatmanın sektörü Aleyhimizdeki kuşatmanın önemli bir cephesi, sektörü, hatta koç başı da, bölücülüktür. Bu, 19. Yüzyıl sonlarından beri, Kürtler’i tahrik ederek, Türk’ün birliğini bozup, bizi zayıf düşürmek planının bir parçasıdır. Bölücü Kürtçülere, Öcalan’a bu kadar sahip çıkmalarının asıl sebebi de şüphe etmeyin ki budur, tarihte de hep bu olmuştur.(*) Üniter Milli Devlete de bunun için karşıdırlar. Bunların baş savunucusu TSK’yı da, bunun için etkisiz kılmak isterler. ..... (*) Bölücülüğün tarihi ve Öcalan davası konusunda geçen yıl TİMAŞ Yayınları tarafından yayınlanan Titrek Pusula adlı kitabımı okumanızı tavsiye ederim. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Avrupa’nın ve İngiltere’nin Kürtler’i ve Kürtçülüğü tahrik edip desteklemeleri, bölgede oynanan “Büyük Oyun”un en önemli bir parçası olmuştur.” Peter Hopkirk (“Asya’da Büyük Oyun ve İpek Yolu’nda Beyaz Şeytanlar” kitaplarının yazarı)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109572
    % -0.09
  • 3.8684
    % -0.58
  • 4.562
    % -0.46
  • 5.1465
    % -1.41
  • 156.68
    % 0.05
 
 
 
 
 
KAPAT