BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Marlo Morgan fırtınası

Marlo Morgan fırtınası

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da Marlo Morgan fırtınası esti. Tüyap kitap fuarındaki imza gününde gördüğü yoğun ilgiden sonra televizyon kanalları Morgan’ı ekrana çıkarmak için birbirleriyle yarıştı.



Geçtiğimiz hafta İstanbul’da Marlo Morgan fırtınası esti. Tüyap kitap fuarındaki imza gününde gördüğü yoğun ilgiden sonra televizyon kanalları Morgan’ı ekrana çıkarmak için birbirleriyle yarıştı. Dost meclislerindeki sohbetlerde de konu dönüp dolaşıp Marlo Morgan’a geldi. Kimdir Marlo Morgan? Dünyada ve ülkemizde satış rekorları kıran “Bir Çift Yürek” isimli kitabın yazarı. Asıl mesleği doktorluk. Konuşmalarından anladığım kadarıyla öyle sanatla, edebiyatla, (Katolik olmasına rağmen) din konularıyla pek ilgisi yok. Ama yüreği açık, haydi bizim alışkın olduğumuz deyimi kullanayım; gönül gözü açık bir bayan. İnsan bedeninin en fazla rahatlık aradığı bir dönemde (Ellibeş yaşlarında) Amerika’daki modern ve konformist yaşamını, çoluğunu, çocuğunu bırakarak kendisine teklif edilen görevi kabul edip Avustralya’ya gidiyor. (Batı insanını bizim insanımızdan ayıran başlıca özellik, galiba onlarda görev duygusunun, bilim veya bilgelik arayışının daha ağır basması... Bizde o yaşlarda binbir zorlukla elde edilen rahatlığı kolay kolay kim teper?) Morgan, Avustralya’da bulunduğu sırada hiçbir hazırlığı olmadan, bir rastlantı sonucu ilkel bir yerli kabileyle dört ay süren bir çöl yolculuğuna çıkar. Bu zorlu yolculuk sırasında, kendilerini sonsuzluktan gelip yine sonsuzluğa giden ruhlar olarak tanımlayan yerlilerden insanın evrenle, doğayla bütünleşerek nasıl gerçek mutluluğa ve sağlığa erişebileceklerinin sırlarını; yani bilgeliği öğrenir. İzlenimlerini notlar halinde bir kitapta toplayarak okuyucularına sunar. Bir Çift Yürek’in yanı sıra son yıllarda Simyacı ve Üçüncü Göz gibi bilgelik sırlarını içeren kitaplara duyulan yoğun ilgi düşündürücü. Maddeye dayalı Batı kültürünün onca iddiasına rağmen, insanın gerçek ihtiyaçlarına cevap verememesi; onu, teknoloji çarkında adeta robotlaşmaya zorlayışı, sanal âlemin kuytularında yalnızlığa itişi hazin bir çelişki. TV kanallarının birisine çıktığında Marlo Morgan’a bir okuyucu: “Bilgeliği kazanmak için insanın bir çöl tecrübesi mi geçirmesi gerek?” şeklinde ham bir soru sordu. Ayrıca çöle ne ihtiyaç var? Manadan, sevgiden uzak; doğaya ve evrene karşı duyarsızlıkla geçen yaşam biçimlerinin çölden ne farkı var? Gerçek medeni yaşayışın “kendini bilmek”le başladığını idrak eden her insan, modern dünyanın hengamesi içinde bilgeliği edinme yollarını bulabilir. Yeter ki istesin! Okuyucu, bu yolda arayışlarını sürdürürken, Bir Çift Yürek’e, Simyacı’ya, Üçüncü Göz’e olağanüstü ilgisini sürdürmenin yanı sıra, kendi kültürümüze karşı da bu kadar bi-haber olmasın! Geleneksel kültürümüzde bu hususta öylesine zengin kaynaklar var ki saymakla tükenmez... İsteyin ve kendinize dönün derim! Yüzyılların ötesinden seslenen Yunus, Morgan’dan farklı bir şey mi söylüyor sanki: Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil, Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT