BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Paylaşılamayan BOSNA -3-

Paylaşılamayan BOSNA -3-

Türkiye’den pek de büyük girişimciler olmasa bile, Suudi Arabistan’dan Kuveyt’e, İran’dan, Almanya ve ABD’ye kadar birçok ülkeden Bosna’ya giden yatırımcılar bu ülkenin başlattığı özelleştirme kapsamında yatırım yapmışlar...



Bosna tarihi ve tabii güzellikleriyle uğrunda ölmeye değecek bir konuma sahip. Savaş sonrasında dünyanın birçok ülkesinin ilgi odağına girmiş. Türkiye’den pek de büyük girişimciler olmasa dahi bu ülkede Türkler de varlık gösteriyor. Suudi Arabistan, Kuveyt’ten İran’a, Almanya’dan ABD’ye kadar birçok ülkeden gelen yatırımcılar bu ülkenin başlattığı özelleştirme kapsamında yatırımlarda bulunmuşlar. Birkaç da bisküvi imalatı gibi yeni başlayan küçük girişimcilerimize karşı Almanlar Kakany Çimento Fabrikası’nın işletimini üstlenmiş. Coca Cola fabrikasını kurmuş. Büyük firmalar şimdi özelleştirilme kapsamına alınan termal ve hidroelektrik santrallarının peşine düşmüş. Hayat normale dönmüş Aşağı yukarı Türkiye ile fiyatlar aynı. Hatta meyve ve et ürünleri bizden daha ucuz. Saraybosna’da bir tane internet cafe açılmış içi tıklım tıklım dolu, insanlar kuyrukta bekliyor. Evet Bosna yaralarını sarıyor. Artık silah sesleri duyulmuyor ama sessiz bir savaş; ekonomik savaş içten içe sürüyor. Bosna’nın karışık federasyon yönetimi ekonomik savaşın, özelleştirme ve dış sermayeyi ülkeye çekmekle kazanılacağını düşünerek bu yönde çaba harcıyor. Boşnaklar savaş sonrası yaşamlarını yurtdışına gönderdikleri yakınlarının yardımıyla sürdürüyor. Boşnak ailelerden Avrupa ülkelerine mutlaka bir veya iki kişi çalışmak amacıyla göç etmiş. Bosna’da Bakırcılık işi yaygın. Savaş sırasında kullanılan mermi kovanları ve füze kovanlarını işleyerek hatıralık süs eşyası olarak satıyorlar. Geçimini Türkiye’de öğrendiği Bakırcılık’la sürdüren Bosna’lı Yusuf Memiç, işinden çok memnun. Halk mabedlere sarılmış Selamlaşmak Müslümanlar arasında parola olmuş. Dini kimlik ön plana çıkmış. Sırp ve Hırvatlar’ın Boşnaklara saldırmasının tek nedeni, Müslüman olmaları. Aynı zamanda savaşta her aileden kayıplar olmuş. Savaş süresince sadece başkent Saraybosna’da 12 bin Boşnak şehit düşmüş. Bu sayının bin 600’ünü çocuklar oluşturuyor. 3 milyon top mermisinin düştüğü Saraybosna büyük ölçüde restore edilmiş. Savaşta Boşnaklar kadar Sırplar ve Hırvatlar da kayıp vermişler. Savaşta 1185 cami yok olmuş. Savaş sonrası taraflar varlıklarını ispat için mabetlerine sarılmış, evlerinden önce mabetlerini onarmışlar. Mabetlerin yanı sıra sağlık kurumları ve okullar da kısa zamanda restore edilerek faaliyete alınmış. Yıkılan binalara, yok edilen mabetlere rağmen Bosna hayata direniyor. Bütün şehirleri büyük bir restorasyondan geçiyor. Caddeler, parklar, altyapı tekrar elden geçirilmiş. Savaşın dehşetini göstermek amacıyla tamir edilmeyen birkaç bina dışında o dehşetli savaşın Bosna’da yaşandığına inanamazsınız. Kültürel mimari korunmuş Osmanlı idaresi altında şehircilikte üç devre göze çarpar. İlk devrede âbidevî mimarînin temsilcileri olan ve umuma mahsus binalar inşa edilmiş ve bunlar genellikle valiler ve yüksek ünvanlı görevliler tarafından yaptırılmıştır. Saraybosna’da Gazi Hüsrev Bey Camii (l530) ve Ali Paşa Camii (1561), Foça’da Alaca Camii (1550), Banaluka’da Ferhad Paşa Camii (1579) yine Saraybosna’da Gazi Hüsrev Bey Medresesi (1537), Brusa Bedesteni (155l) bu muhteşem mimarînin örneklerinden. İkinci devrede ise zengin esnaf ve tüccar tarafından yapılan daha gösterişşiz binalar görülür. Üçüncü devre mimarîsi ise çöküşün izlerini taşır. Avusturya-Macaristan Hükümeti Fas üslûbunu kopya etmek suretiyle Osmanlı mimarîsinin izlerini silmeye çalıştıysa da bu tip binalar hem Bosna’nın tabiî manzarasına ve iklim şartlarına hem de daha önceki örneklere ters düşmüştür. Yaşayan Boşnak dili Boşnak dili aslında Sırp-Hırvat dilinin bir “ağızı” çoğunlukla dükkanlar üzerinde Türkçe kelimeler görmek mümkün. Yemek çeşitlerinin isimleri hemen hemen hep Türkçe. Boşnakça, İslâmî tabir ve ıstılâhların girmesiyle zenginleşmiş. Osmanlı döneminde Boşnakçaya girmiş olan Türkçe, Arapça, Farsça kelimelerin etkisi ve yoğunluğu 1918’den sonra azalmaya başlamış. Müslüman Bosnak şairlerden Bayezıd Ağaoğlu Derviş Paşa (ö.1603) ile Mehmed Nergisî (ö.1635) şiirlerini Türkçe yazmışlar. Bosna, 1416 yılında Osmanlı topraklarna katılmış. 1878 yılında idari olarak 1908 yılında da toprak olarak bizden ayrıldı. Bosna’da 1918 yılından sonra da medrese eğitimi son bulmuş. ‘Başçarşı’ cıvıl cıvıl Şehrin en canlı kısmı “Başçarşı” eski Osmanlı yerleşim merkezi. İnsanın içine ayrı bir huzur veriyor. Burada yürürken kulağınıza gelen ezan sesi çok şeyleri hatırlatır. Az ilerde kilise çanları ayrı bir dünya. Hayat cıvıl cıvıl. Dinlenmek isteyenler birşeyler yiyip içmek isteyenler, burada buluşuyor. İki tarafı tarihi dükkanlarla sıralı olan cadde boyunca akşamları insanlar volta atıyor. Bir uçtan bir uca belki bir kişi bir kaç defa gidip geliyor. Ama içtiğiniz Türk kahvesinin tadı bir başka. Hatta Başbakan, diğer devlet adamları ve entellektüellerden birisiyle yürüyüp giderken karşılaşmak mümkün. Osmanlı fethinin sonuçlarından biri de kuşkusuz Bosna-Hersek’te yaşayan halkın İslâm dinini kabul etmeye başlamasıdır. Bu olay halkın hayat tarzında ve kültüründe önemli etkiler yapmış. Osmanlı kültürü özellikle şehirli karakteri ağır basan bir niteliğe sahip. Bunun neticesinde, Bosna-Hersek’te bir çok yeni şehirler kurmuşlar ve fethettikleri diğer şehirleri de imar etmişlerdi. Kurulan bu yeni şehirler klasik Osmanlı şehircilik anlayışı ile çarşı ve mahallelere bölünerek gelişmiştir. * DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT