BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biri pazarlamacı, biri mütercim

Biri pazarlamacı, biri mütercim

Ümitsiz yaşanmaz... Ümit, hayatımızı kolaylaştırır, renk katar. Ümit insanları karamsarlıktan kurtarır. Evet ben de bu nedenle ümitli olarak bu yazıyı kaleme alıyorum...



Bugün size iki insandan söz edeceğim. İkisi de hayata hep ümitvar bakıyor. İkisi de hazırcılığı değil, çalışıp alnının teriyle kazanmayı yeğliyor. İkisi de dürüstçe topluma kendi yapabileceği becerebileceği ilgi alanına giren konuyu açıklayıp mertçe iş istiyor. Bize de bu iki ümitvar insanın duygularına yer vermek kalıyor. Bugün bu iki duyguya yer veriyoruz. Birincisi Erzurum’dan M.T. Bakın ne diyor: “Ümitsiz yaşanmaz. Ümit, hayatımızı kolaylaştırır, renk katar. Ümit insanları karamsarlıktan kurtarır. Evet ben de bu nedenle ümitli olarak bu yazıyı kaleme alıyorum. Çocukluktan beri hem çalıştım hem okudum. Okul, askerlik derken geleceğe hep ümitle baktım. Özel sektörde ümitle çalışmaya başladım. Ümitlerle dolu bu hayatta, ümitlerle çalışmaya devam ederken, her çalışanın ümidi olan “emekliliği” sigortam dolduğu için tattım. Çalışma hayatımda herşey ümit ettiğim gibi olmadı tabii. Ümitlerimin boşa çıktığı günler de oldu. Ama ben gene ümidimi kaybetmedim, ye’se yani karamsarlığa kapılmadım. Emekli olduktan sonra da, gene ümitle hayata, ümitle insanlara, ümitle yeni bir işe çok sıcak bakmaya çalıştım. Çünkü genç yaşta emekliye ayrılmıştım. İçimdeki ümitler tükenmemişti. Çalışmak zorundaydım ve zorundayım. Ayda 112.000.000 lira emekli maaşı alıyorum. Bakmakla yükümlü olduğum bir eşimle okuyan iki çocuğum var. Onlar da bana ümitle bakıyorlar. Emekliye ayrılmadan önce İstanbul, Ankara ve İzmir Firmalarının Doğu Bölgesinde ilaç-Medikal, Tıbbi ürünler-Beyaz eşya, Boya ve İnşaat Malzemelerinin nalburiye tanıtım, satış ve pazarlama dallarında çalıştım. Doğu Bölgesinde Artvin, Ardahan, Kars, Iğdır, Ağrı, Van Bitlis, Bingöl, Muş, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt il ve ilçelerinde ümitle her sabah işe başlardım. Emekli olduktan sonra sadece ben ümitlenmiyorum, benimle beraber eşim ve okuyan iki çocuğum da ümitleniyor, ümitlenenler çoğalıyor. Ümitle bekliyorum, günleri, haftaları, ayları... Fakat şu ana kadar ümitlerim boşa çıktı. Ümitlerim gene de kaybolmuş değil. Ben gene de ümitle; İstanbul, Ankara, İzmir’deki ilaç, medikal-tıbbi ürünler-beyaz eşya, boya ve nalburiye üzerine inşaat malzemeleri imal eden, ithalatını yapan, Doğuya pazarlama ve satışını yapan, pazarlama ve satışını yapmayı düşünen iş adamlarından, işverenlerden ümitle haber bekliyorum, iş bekliyorum. Ben ve ailem sabırla ve ümitle geleceğe bakmaya devam edeceğiz. Allah’tan ümit kesilmez.” *** Bir diğeri deİstanbul’dan M.Y. Kazandığı üniversite imtihanıyla birlikte, valizini hazırlayıp annesinin babasının elini öptükten sonra “ver elini gurbet” diyerek Adapazar’ından yola çıkmış ve İstanbul’u mesken edinmiş çilekeş bir genç. Yabancı dillerden mezun olana dek nice çileler çekmiş İstanbul’da. Sıkıntısını ailesine bildirmemiş. Ola ki üzülürler diye. Yokluk sorun olmamış ona. Soğuk sıcak yıldırmamış. Kimi zaman parklarda sabahlamış, kimi zaman okul arkadaşlarının evlerinde misafir olmuş. Zaman zaman da öğrenci yurtlarında kalmış... Acısıyla tatlısıyla yılı yıla eklemiş, okulunu tamamlamış. Gel gelelim, öğrencilik döneminde harçlığını çakırtmak için çalıştığı iş yerini bırakmamış. Çünkü babasının bir tanıdığının vesilesiyle çalışmaya başlamış. Bu arada evlenmiş bir de çocuğu olmuş. Yıllar bir su gibi akıp giderken, yabancı dil bilgisi sebebiyle, çalıştığı iş yerinde kendisinden tercüme konusunda da yararlanmak istemişler. “Hay hay” demiş. Hem işini yapmış hem tercümeleri. Fakat ne gariptir ki, işyerinde onun mütercimliğini hiç hesaba katmamışlar. O da kendini lanse etmek istememiş mütevazılığından. İki taraf da hatalı bu durumda. Ama olacaksa oluyor işte. Derken, yıllar sonra iş yerinden ayrılması gerekmiş. “Kusura bakma, seninle buraya kadar” demişler. Küsmemiş kimseye. “Hayırlısı olsun” demiş mütevekkil bir şekilde. Ev kira, çoluk çocuğun geçim derdi derken bir süre ne yapacağını düşünmüş üzgün üzgün. O ara bir tanıdığı İngilizce bir yazı getirmiş kendisine. “Bunu tercüme eder misin bize?” demiş. İşte o an gözleri ışımış. “Sahi ya” demiş. “İngilizce lisans diplomam var. Tercüme de yapıyorum. Öyleyse neden bir belge alıp resmen mütercim olmuyorum?” Hemen harekete geçmiş. Kursuna gidip, kısa zamanda başarıyla resmi belgesini de almış. O şimdi çiçeği burnunda bir mütercim. Ve ümit içinde kendisine çeviri yaptırmak üzere iş verebilecek kurum ve kuruluşları bekliyor. Alnının akıyla çalışmak, alnının akıyla iş istemek kadar hoş bir şey var mı?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT