BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hilye-i seadet -1-

Hilye-i seadet -1-

Eshabına nasihatten sonra, Fahr-i alem dedi, benden sonra, Hilye-i pakimi, görse biri.



Eshabına nasihatten sonra, Fahr-i alem dedi, benden sonra, Hilye-i pakimi, görse biri. Olur o, yüzümü görmüş gibi; Gördükde, hubbu hasıl olsa, Ya’ni hüsnüme ayık olsa, Beni görmeği etse arzu, Kalbi sevgimle olsa dolu. Cehennem olur ona haram Rabbim, Cenneti eder ikram, Dahi, haşretmez çıplak, anı Hak, Olur gufranına, Hakkın mülhak. Denildi ki, hilye-i Resuli, Severek yazsa, birinin eli. Eder Hak, onu korkudan emin, Bela ile dolsa, ruy-i zemin, Hastalık görmez, dünyada teni, Ağrı çekmez hiç, bütün bedeni. Günah etmiş ise de bu adam, Cehennem cismine, olur haram, Ahiretde azabdan kurtulur, Dünyada, her işi, kolay olur. Haşreyler, anı hem, Rabb-i celle, Dünyada, Resulü görenlerle. Hilye-i Nebiyi, güç iken beyan, Başlarız, ona oldukça imkan, Sığınarak Zülcelale, Vasfederiz acizane. İttifak etti, bu sözde ümem, Kırmızı beyazdı, Fahr-i alem. Mübarek yüzü, halis ak idi, Gül gibi, kırmızımtırak idi. İnci gibi, yüzündeki teri, Pek hoş eylerdi, güzel cevheri. Terleyince, O menba’ı sürur, Dalgalanırdı sanki, bahr-i nur, Görünürdü gözü, daim sürmeli, Kalbleri çekerdi, güzel gözleri. Akı, beyaz idi gayetle, Medh eyledi Rabbi, ayetle. Siyahı anın, değildi ufak, Bir idi O’na, yakınla uzak. Geniş, güzel ve latifti gözü, Nur saçardı hep, mübarek yüzü. Kuvve-i basıra-i Mustafavi, Gece gündüz gibi, olurdu kavi. Bakmak arzu etseydi, bir yere, Cism-i paki de dönerdi bile. Başa tabi’ ederdi cesedi, Bunu terk etmemişti ebedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT