BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tükeniş (2)!..

Tükeniş (2)!..

Yooo.. Sakın okuyucularım kalkıp da “Tükenişi anladık da, bu 2 nereden çıktı?” diye sormasın!. Aslında sorsalar haklılar!.



Yooo.. Sakın okuyucularım kalkıp da “Tükenişi anladık da, bu 2 nereden çıktı?” diye sormasın!. Aslında sorsalar haklılar!. Zira “Tükeniş 1’i yazmadan, Tükeniş 2 nereden çıktı?” Bakınız, “Tükeniş’i Pazartesi günü başka biri yazdı!.” Ben bugün devam ediyorum ve “devam ettiğim için de”, kendisinden “izin almadığım” sevgili Bilgin Gökberk’ten özür diliyorum!. Gökberk’in “basketbol yazılarını” büyük bir keyifle okuyup geliyorum!. Ama, Pazartesi günü Milliyet’te çıkan ve “Beşiktaş’ın Galatasaray’ı ezip geçtiği” maçın yorumunu yapan yazısını “gözlerim ıslanarak okudum!.” O yazıyı okurken, “basketbol salonlarında geçen” gençlik yıllarım gözümün önüne geldi! Ali Uras’lar... Yalçın Granit’ler... Sadi Gülçelik’ler... Erdoğan Partener’ler... Hüseyin Öztürk’ler... Samim Göreç’ler... Ali Kazaz’lar... Suat Kesim’ler... Hey gidi hey... Yenilmez Armada!... Sonra Şengün Kaptanoğlu’lardan Orhun Ene’lere kadar uzanan şanlı şerefli bir basketbol tarihi... Ve işte, sevgili Bilgin Gökberk’in bu koca tarihin üzerine “gözyaşları düşüren” yazısının son paragrafı: “... Yazıyı Galatasaray yönetimiyle bitirecektim ama vazgeçtim. Bizi, seyircisini, basketbol camiasını, geçmişini, ismini, markasını, kulübü gibi nosyonları düşünmeyen, spor kulübü olma özelliğinden futbol kulübüne doğru kayan, hatta açık açık ticari şirket oldukalarını söyleyen, bütün bu değerleri hiç dikkate almayanları ben de kendi hesabıma yazının sonunda pas geçiyorum.” İşte “Tükeniş” böyle bitiyor!. Ama.. Ben “pas geçmeyeceğim!.” “Tükeniş 2” ile devam edeceğim!. Ey bir zamanlar “Galatasaray’da basketbol” denilince, “yönetici olarak ilk akla gelen” isim Faruk Süren!. Galatasaray’ı temsil edecek bir şirketin blok hisselerini Cayman Adaları’nda kurulan ve “ne olduğu hâlâ açık seçik belli olmayan” bir şirkete satabilirsin; onu affedebilirim!. Ama, “Galatasaray’ın manevi değerlerini para, hisse senedi, dolar peşinde koşarken, elinin tersiyle itmeni” affetmem mümkün değil!. Bilesin ki, “gerçek Galatasaraylı olan” hiç kimse, ama hiç kimse seni ve yönetiminde bulunup da “bu hazin tabloya sesini çıkarmayan” arkadaşlarını affetmeyecektir! Beşiktaş önünde, “Galatasaray formasını giyen” gençlerin içine düştükleri “acizlik ve zavallılık çukurunu” affetmek mümkün değildir!. Galatasaray seyircisinin “salonlardan nefret etmesini ve kaçmasını” sağladın!. Şimdi “TV’den de seyretmeyecek” hale getirdin! İftihar edebilirsin! Hâlâ farkında değilsin; asırlık Galatasaray çınarını bugüne kadar peşinde koştuğun “dolarlar” değil, Galatasaraylılık ruhu ve “Galatasaray’ın manevi değerleri” ayakta tuttu! Sen, “bir kasa dolar uğruna” Galatasaray’ın manevi değerlerini tahrip ettiğinin ve etmeye de devam ettiğinin farkında değil misin? Süleyman Seba Salonu’nda “Galatasaraylılık ruhu” bitkisel hayata girdi!. Bilmem ki umurunda mı? Ve ey Galatasaraylılar; daha ne kadar uyuyacaksınız?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT