BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Si... Toplum!..

Si... Toplum!..

Dün size makalemde sivil toplum örgütlerinden bahsetmiştim. Ve devlet onlarla işbirliği yaptığı sürece başarılı (ve meşru) olur, demiştim.



Dün size makalemde sivil toplum örgütlerinden bahsetmiştim. Ve devlet onlarla işbirliği yaptığı sürece başarılı (ve meşru) olur, demiştim. Bakın, bugün nereye geleceğim? Bizde Devlet Planlama Teşkilâtı güzel çalışır. Son günlerde bir serî resmî yayın çıkardılar. Özellikle Türkiye ekonomisi üzerine ciddî etüdler. Tabii ki, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı da bu kapsamdadır. 2001-2005’i içine alan dilim içerisinde TC Devleti’nin açılımlarını irdeliyorlar. Bir kere kutlamak lâzım. Giriş ve muhtevada küreselleşmeden haberli ve doğru teşhislerde bulundukları belli. Söylenecek söz yok. Ama, geliyorsunuz, sayfa 203’e. Yani, “Sivil Toplum Örgütleri”ne. Küresel Toplum’un can damarı bu. Maalesef, yarım sayfa ayrılmış! Adetâ geçiştirilmiş. Okuyorsunuz: “... ST֒lerin milli politika hedefleri istikametinde faaliyet göstermeleri sağlanacaktır.” Buyrun!.. İfadeye bakın. Önce millilik işi. Yani küresel hedef güden STÖ olamaz mı? İki, STÖ millî politikayı üretir, devlet ondan yararlanır. ABD’de “Think tank”lar böyle çalışır. Bari “millî politakaların oluşturulmasında devletle birlikte” de... O da yazılmamış. Üç, “sağlanacaktır”, diyor. Emir! Teşvik, tavsiye değil, komut veriliyor. Uymayanı oyarız kabilinden... Bu cümle bile ST֒nün ruhunu anlayamadığımızın göstergesi. Açıp, baksalardı. Üçüncü Sektör Vakfı’nın yayınlarına. Altında eski Cumhurbaşkanı Demirel’in de taahhüdünün olduğu tanımlar vardır, son ulusal kongrelerinde kabul edilen. Baksalardı yaklaşım farkı belli olurdu!.. Devam edelim: ST֒lerin geleceğinde “merkezi idare yol gösterici ve yönlendirici bir rol üstlenecektir.” Bu daha da acıklı bir satır! Bir kere üstteki ifadeyi perçinliyor. ST֒ler olursa bu ülkede, onları da biz kurar, biz yönetiriz, iddiası. Hani vardı ya eskiden, “Bu ülkeye komünizm lâzım ise eğer, onu da biz getiririz...” mantalitesi. Değişmemiş. Orada duruyor. Sivil toplumu devletin “uzantısı”, PR’ı gibi görmek katılımcı demokrasiyi anlayamamanın, anlaşılmış ise onu kullanma çabasının işaretidir. ST֒lere özerk alan bırakmayacaksanız... Açıkçası şudur: Devlet, kamusal alanı terketmek istemiyor. Sivil toplumun o alanı kendisiyle paylaşmasından da hazzetmiyor. Bazı ST֒lerin marjinalliklerini görüp, teşhir edip, vatan ihaneti ile etiketleyip (doğru olsa bile) bu örnekleri genelleyerek, toplumu korkutmakla ne uygar, ne çağdaş olunur. Sivil toplummuş! Neyimize gerek. Biz onu ombudsmanın manevi şahsında temerküz ettirip, AB tipi demokrasiye kestirmeden ulaşıveririz!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT