BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa Birliği ve Kıbrıs

Avrupa Birliği ve Kıbrıs

AB’nin son “Katılım Ortaklığı Belgesi”nden sonra AB’nin samimiyetine ve iyi niyetine inanmak bir nevi gaflet sayılır. AB çifte standartlı ve ikiyüzlüdür. Raporu hazırlayan AB parlamenterlerinin (Fransız) muhalefetine rağmen yapılan ilâveler maksatlıdır.



AB’nin son “Katılım Ortaklığı Belgesi”nden sonra AB’nin samimiyetine ve iyi niyetine inanmak bir nevi gaflet sayılır. AB çifte standartlı ve ikiyüzlüdür. Raporu hazırlayan AB parlamenterlerinin (Fransız) muhalefetine rağmen yapılan ilâveler maksatlıdır. Ve AB’nin Türkiye’yi istemediğinin delilidir. AB gerçekten samimi olsa Yunan ve Ermeni oyununa düşmez. Aslında AB Yunanı ve Ermeniyi kullanmaktadır. AB Yunan ve Ermeninin değil; Ermeni ve Yunan AB’nin piyonudur. AB’nin hakiki niyetleri bellidir. Türkiye, AB’ye girmek istedikçe, AB Türkiye’nin girişini önlemek için her gün bir oyuna, hileye başvurup, çeşitli senaryolar içinde Türkiye oyalanmaktadır. Artık AB’nin maskesi düşmüştür. Türkiye AB’ye istenmediği gibi, gizli ve haince niyetleri vardır. Ve bu gizlilik artık ortaya çıkmıştır. AB’nin senaryolarında mozaik taşlarını yerlerine koyduğumuzda karşımıza “Sevr” özlemi çıkıyor: Yakın bir gelecekte Fransa ve Almanya, nüfusunun toplamından fazla Türkiye’yi aralarında görmek istemiyorlar. Türkiye’yi birkaç değil, 47 ya da 53 parçaya bölüp aralarına almanın hayali ile yaşıyorlar. Osmanlıyı bölenler şimdi AB tuzağı ile Türkiye’yi bölmek istiyorlar. Kıbrıs konusunu AB potasında eritip, sulandırıp, Kıbrıs Türklerini azınlık haline getirerek, (sözde) çözüme ulaştırmak istemektedirler. 2003 tarihinde Kıbrıslı Rumları AB’ye alarak Yunanlıların ve Kıbrıslı Rumların ENOSİS hayali gerçekleşmiş olacaktır. Bu ise yıllarca önceden belli idi. 6 Mart 1995 AB Konsey Başkanlığı yaptığı bir açıklamada; “Kıbrıs’ı AB’nin bir parçası olarak gördüklerini ve Kıbrıs Adası’nın artık AB yönetimine girdiğini...” ifade etmişlerdir. Kıbrıs Meselesinin halli, Helsinki kriterlerinde 2004 iken; son anda Yunanistan 90. dakika golü ile değil, AB’nin iradesi ile 2001 yılına kısa vadeli siyasi kriterler bölümüne alındı. AB ekonomik çözümler önümüze koymuyor. Birinci Dünya Savaşından (Osmanlıdan) kalan meseleleri çözün ve Yunanistan ile aranızdaki meselenizi halledin diyor. 27 sene içinde Avrupa Birliği ve ABD; PKK, ASALA, Körfez Krizi ve komşu ülkelerle aramıza fitneler sokarak tam 220 milyar dolar (dış borcumuzun 3 mislinden fazla) zarara uğramamızı temin ettiler. Kıbrıs’taki Türk ordusu asla işgalci değildir. Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası gereğidir. Yunanistan ile ihtilaflar yalnız Kıbrıs ve Ege ile sınırlı değildir. Yunanistan’ın bugünkü dışişleri bakanının babası Papandreu, ölümünden önce ve başbakan iken verdiği beyanatta Türkiye ile Yunanistan arasında 101 ihtilafın olduğunu itiraf etmişti. Kaldı ki o gün buna Kardak dahil en az 10’a yakın ihtilaf eklendi. Varsayalım Kıbrıs ve Ege Meselelerinde Yunanistan lehinde bu meseleleri halletsek de; AB önümüze başka istekler koyacak, yani tavizler isteyecektir. Kaldı ki Ege’de 12 mil’i kabul edersek, Ege bir Yunan gölü olur. İstanbul’dan İzmir’e gidecek olan bir Türk gemisi Yunanistan’dan vize almak zorunda kalacaktır. Kıt’a Sahanlığı meselesinde La Haye Adalet Divanına gitmek ise davayı peşinen kaybetmek demek olur. AB tarafsız değildir. Devamlı Kıbrıslı Rumların ve Yunanistan’ın yanındadır. Aslında Kıbrıs Meselesi Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların meselesidir. 50 yıllık Kıbrıs ihtilafı 1 yıl içinde halledilemez. AB Kıbrıs’ı ver, AB’nin kapısında bekle demektedir. AB’nin niyeti: Türkiye’yi kapıda bekletmeye devam edelim. Bu arada da onları boş tutup tedirgin etmeyelim. Çözemeyecekleri ödevler verip, suçu onlara yükleyelimdir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT