BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdullah-ı Devlevî “kuddise sirruh” -2-

Abdullah-ı Devlevî “kuddise sirruh” -2-

“Başıboş değiliz...”



Buyurdu ki: (Bir kişi bağlanırsa dünyaya, Düşer o çeşit çeşit meşakkat ve belaya. Sararsa bir insanı, dünyanın muhabbeti, Gafil olur, unutur “Ölüm” ve “Ahiret”i. Dünyanın türlü türlü dert ve telaşesinden, Uzaklaşır ölüm ve azab endişesinden. Dünya ile ne kadar olursa alakadar, Hak tealadan dahi uzaklaşır o kadar. Bir kimsenin çok ise dünyalık meşgalesi, Uzun sürer mahşerde onun hesap vermesi. Lakin Allah, dünyaya sinek kanadı kadar, Bir kıymet vermemiştir, öyleyse neye yarar? Fakat bu “Dünya” nedir? Yanlış bilir çok insan, Zanneder ki çalışmaz, tembel olur Müslüman. “Dünya”, şu şeylerdir ki, sebep olur gaflete, Hak’tan uzaklaştırıp sürükler felakete. “Dünya”, kalbi Allah’tan gafil eden şeylerdir, Haram ve mekruh gibi, kerih, günah işlerdir. Mal kötülenmemiştir İslamiyyette asla, Mal’a “Hayır, iyilik” buyurdu Hak teala.) Dediler ki: (Efendim, nedir Şükr’ün hikmeti? Buyurdu ki (Allah’tan bilmektir her ni’meti. Bir iyilik yaparsa eğer sana bir insan, Bil ki, Hak tealadan geldi sana bu ihsan. Denilse ki: “Akıllı acep hangi insandır? Deriz ki: (Bu dünyaya gönül bağlamıyandır. Bir kişi ki, dünyaya vermez hiç ehemmiyet, “Aklının çokluğu”na budur açık alamet. O, yüzünü tamamen döndürmüştür Allah’a, Bilir ki hakiki dost, O’dur, yoktur bir daha. Ahiret hazırlığı içindedir durmadan, Düşünür ki: “Ecelim gelebilir an be an”. Bir gün de buyurdu ki: (Yenilen lokmalarda, Tedbirli, ihtiyatlı olmalıdır her anda. Bir Müslüman, her yerde bulduğu her nesneyi, Düşünmeden yemesi, olmaz doğru ve iyi. Lokmalar helalden mi, yoksa haramdan mıdır? Nereden geldiğini iyi bilmek lazımdır. İnsan başlı başına serbest değildir ki hem, Her aklına geleni işlesin, yapsın hemen. Bizim bir “Sahibimiz”, bizi bir “Yaratan” var, Vermiştir biz kullara bazı emir yasaklar. Peygamberleri ile bunları ayrı ayrı, Bildirerek mükellef kılmıştır biz kulları.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT