BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Paylasılamayan BOSNA -5-

Paylasılamayan BOSNA -5-

Köprünün bir tarafında Boşnaklar karşı tarafında Sırplar yaşıyor. 1500 yıllarında Osmanlıların yaptırdığı ve ismini de akan nehirden alan “Drina Köprüsü”nün tam ortasında bir kitabe bulunuyor.



Sevda köprüsü kana bulandı Hatıraları romanlara konu olan, Mimar Sinan’ın yaptığı muhteşem köprünün hikayesi eskilere dayanıyor. Şu anda Sırp tarafında kalan köprüyü savaştan sonra ilk defa Türk basın mensupları olarak biz gezdik. Sırp bölgesinde kalan Drina köprüsüne ulaşmamız için Vişegrad kentine gitmemiz gerekiyordu. Saraybosna Vişegrad arası yaklaşık iki saat. Bölgeye, Sırp polisinin eskortu ile gidiyoruz. Yol boyunca kıvrılan dağların arasından akan ırmaklar ve yemyeşil ormanlar içinden geçerek ilerliyoruz. Ne kadar da güzel, hiç tahribata uğramamış. Bölgenin güzellikleri bunca savaşa rağmen çok iyi korunmuş. Evler düzenli ve bahçeli. Buraları görünce insanın içi sızlıyor, neden bizde de böyle iyi korunmuş, güzel yerler olmasın. Sizi çok özledim Yol boyunca giderken sıra sıra evler görüyoruz. Bazısı Boşnak yerleşim birimi bazıları da Sırp. Dağ yamaçlarında yaklaşık 20 tünel içinden geçiyoruz. Bu tünellerin çoğu eski Yugoslavya zamanında yapılmış ki, akıllara hayranlık verecek ölçüde. Sarp dağları delip kazmak herhalde pek kolay olmasa gerek. Bölgeye yaklaşırken Köprünün girişinde bizi Vişegrad Belediye Başkanı Recep Yelacic karşıladı. Recep Yelacic, bizi hasretle kucaklayarak “sizleri ne kadar özlemiştim” derken gözleri doldu. Köprü o kadar muhteşem ki, 4 asırdan fazla olmasına rağmen geçmiş yüzyıllara meydan okuyarak günümüze kadar ulaşmış. Belediye Başkanı Recep Yelacic, işadamları; Süleyman Gündüz, Ekrem Okutan, Hasan Topaloğlu ve biz Türk basın mensupları olarak topluca bölgeyi ziyaret etmeye başladık. Gerçekten Boşnak Belediye Başkanı Recep Yelacic, yiğit bir delikanlı. Çünkü burada görev yapmak her babayiğidin harcı değil. Taraflar ikiye ayrılmış Köprünün bir tarafında Boşnaklar karşı tarafında da Sırplar yaşıyor. Biz her iki tarafı da gezdik. 1500 yıllarında Osmanlıların yaptırdığı ve ismini de akan nehirden alan “Drina Köprüsü” dünya literatürlerine dahi konu olmuş. Köprünün tam ortasında kitabesinin bulunduğu “kapı” adı verilen geniş bölüm, insanların buluştuğu, oturup sohbet ettiği bir mekan olmuş. Köprüden araba da geçiyor. Meşhur Yugoslav yazar İvo Andriç, “Drina Köprüsü” adlı romanında Osmanlı Türklerinin adaletini açık bir dille anlatır. Yazar, Osmalı’dan sonra bölgede yaşanan karışıklığı da romanında dile getirir. Drina köprüsü, zamanında dünyanın en büyüğü olup doğu ile batıyı birleştirmiş. Yine tekrar buraya döneceğiz. Günlerce kanlı akmış Köprünün üzerinden Sırp tarafına doğru ilerliyoruz. Köprünün tam ortasında Osmanlıca yazılı bir kitabesi bulunuyor. Bir ara Sırplar bu kitabeyi indirerek burasını kendilerinin yaptığını söylemek istemişler. Ancak dünyanın tepkisini alırız korkusuyla kitabeyi tekrar yerine koymuşlar. Belediye Başkanı Recep Yelacic, burada Sırpların yaptığı katliamları anlatmaya başladı. “Savaş sırasında Sırplar Vişegrad’ın ileri gelenleri, çoluk çocuk demeden 600’den fazla insanı köprüden aşağı attılar. Günlerce nehir kanlı aktı” diyordu. Vişegrad’ın savaş öncesi 24 bin nüfusu varmış, bunun 13 bini Boşnakmış, ama savaş sırasında 3 bin Müslüman katledilmiş. Köprü üstünde bir müddet bekledik. Bu sırada taksi içinde bir Sırp, köprünün bir ucundan diğer bir ucuna belki yedi sekiz defa gidip gelmeye başladı. “Bu araba kasıtlı olarak size vurabilir aman dikkat!” diye Başkan Recep Yelacic, bizi uyardı. Kenara çekildik, o sırada bunu fark eden Sırp polisi bu kişiyi yanımızdan uzaklaştırdı. Köprünün orijinal hali korunmuş. Sadece İkinci Dünya Savaşı sırasında bazı top mermileri isabet etmiş, ama onarılmış, yerleri hâlâ belli oluyor. Drina’da kader birliği İvo Andriç tarafından yazılan “Drina Köprüsü” adındaki kitap 1961 yılında dünya edebiyat ödülünü almış ve dünyada en çok satılan ve okunan kitapların ilk listesinde yer almış. Kaderleri bir köprü etrafında birleşen insanların gelenek ve görenekleri hayal ve hatıraları, kin ve ihtirasları, sevgi ve aşkların unutulmaz hikayesi olmuş. 400 yıllık tarihi olayları da adeta bir mizansen olarak ifade etmiş. Ayrıca Saraybosna’daki çeşitli milletlerin din ve soy ayrımı yapmadan Osmanlının tolerans yönetimi altında kardeş gibi yaşadıklarını anlatan canlı pasajlar var. İşte Molla İbrahim ile Rahip Nikola... Biri Müslüman ötekisi de Ortodoks Sırp cemaatinin ruhani lideri. Rahip Nikola gençliğinde Vişegrad müslümanlarıyla arası açılıp da gizlenmek, Sırbistan’a kaçmak zorunda kalınca, o zamanlar kasabada babası çok hatırlı bir kişi olan Molla İbrahim kendisine yardım etmiştir. Daha sonra kasabadaki kargaşalık sona erince iki din arasındaki ilişkiler de düzelmiş. Artık yaşını başını almış bu iki adam arasında dostluk başlamıştı. Şakayı seven kasabalılar iyi anlaşan kişilerden söz ederken “Hoca-Papaz gibi sevişiyorlar” derlermiş. 20. baskısı yapılan bu kitabın içinde ayrıca köprünün iki tarafında bir aşk öyküsü anlatılır ve Osmanlı’nın buralardan gidişiyle dengelerin nasıl altüst olduğu da ifade edilir. * DEVAM EDECEK
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT