BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hilye-i seadet -3-

Hilye-i seadet -3-

Gerdan-i pak-i Resul-i afak, Gayet ak idi ve gayet berrak. Eshab içinden, çok ehl-i edeb, Karnı, göğsüyle birdi, dedi hep.



Gerdan-i pak-i Resul-i afak, Gayet ak idi ve gayet berrak. Eshab içinden, çok ehl-i edeb, Karnı, göğsüyle birdi, dedi hep. Açılsaydı, mübarek sînesi, Feyz saçardı, ilim hazinesi. Aşka olunca, mahall-i teşrif, Başka olur mu, o sadr-ı şerif? Mübarek sinesi, geniş idi, İlm-i ledün, ona inmiş idi. Ak ve berraktı, o sadr-ı kebir, Sanırdı görenler, bedr-i münir, Ateş-i aşk-ı zat-ı ezeli, Odlara yakmışdı, O güzeli. Bilir elbet bunu, pir-ü civan, Yassı kürekliydi, Fahr-i cihan. Sırtı ortası hem, etli idi, Kerem sahibi, devletli idi. Gümüş teninde, letafet vardı, İrice mühr-i nübüvvet vardı. Sırtında idi, mühr-i nübüvvet Sağ tarafına yakında elbet. Bildirdi bize, edenler ta’rif, Bir büyük ben idi, mühr-i şerif, Rengi, sarıya yakın, karaydı, Güvercin yumurtası kadardı. Etrafına çevirmiş sanki hatlar, Birbirine bitişik, kılcağızlar. Anlatanlar, O ali nesebi, Dedi, iri kemikliydi Nebi, Her kemik iri, merdane idi, Sureti, sireti şahane idi. Mübarek a’zasının her biri, Uygun yaratılmıştı hem, kavi, Çok hoş idi, her uzvu anın, Ayetleri gibi, Kur’anın. Elleri ayası, O sultanın, Ayakları altı, dahi anın. Geniş ve pak idi, nazik mergub, Taze gül gibi latif ve mahbub. Çok mevzun idi, der ehl-i nazar, O kerametli, mübarek eller. Selam verseydi, birine eğer, Tebessüm ederdi hep, Peygamber.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT