BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şükûfe teyzenin kuruntuları

Şükûfe teyzenin kuruntuları

Tam da bir ilâhi tutturmuştum mutfakta. Az kalsın yemek yanmak üzereymiş. İçerde yazıya oturunca kimi zaman son anda kurtarıyorum yemekleri. Kimileri de neresinden baksan bir felâketi yaşamış kömürleşmiş oluyor, kurtulamıyor.



Tam da bir ilâhi tutturmuştum mutfakta. Az kalsın yemek yanmak üzereymiş. İçerde yazıya oturunca kimi zaman son anda kurtarıyorum yemekleri. Kimileri de neresinden baksan bir felâketi yaşamış kömürleşmiş oluyor, kurtulamıyor. Ne demiştim? Evet bir ilâhi; N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm Derd ü gamınla doldu bu gönlüm Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm Yanmağa derman buldu bu gönlüm... Tam o sırada ekranda duman duman bir jip gözüme çarptı. Benim gönlüm yana dursun, haberlerde bir mankenin yanan jipi söz konusuydu. Jip yanıyor, manken ağlıyor. Ama ne ağlamak! Yaz yağmuru gibi iri gözyaşları dökerek, sesli sesli, katıla katıla ağlıyor. Canını kurtardığına sevinemiyor; çünkü canı gibi sevdiği jipi yanıyor... Benim gözü yaşlı, yaprak yürekli bir Şükûfe Teyzem var; olura olmaza ağlar. Kazazede mankene de ağlayacağı tuttu pek televizyonkoliktir Şükûfe Teyze, orada kim çıkıyorsa akrabası bilir, ailesinden sayar. Ruhu öylesine sarmaş dolaştır onlarla. Öyle bir kabullenesi vardır ve toz kondurmaz kimseye. Yalnızlık zor zenaaat değil mi? İlle de birşeylere bağlanacak, ille de birşeylerle avunacaksın. Hani şöyle eleştirecek olsam birilerini, alınır gücenir, kapanıverir sarmaşık çiçeği gibi, çeker gider. İster ki el çırpsın şarkıcılara, sunuculara telefon etsin, içini döksün, övgüler sıralasın. Yapar da... Demek ki bir dünya oluşturmuş yapay da olsa... Orada yaşıyor. Bir bakarsın tansiyonları yükselerek canlı yayına telefon açmış. Hemen kulağıma çalınır.” Aaa bu bizim Şükûfe Teyze!” Şaşar kalırım. Artık medh ü senalar yağdırır durur ordakilere. Şiir bile okur, şarkı bile mırıldanır. Kısacası televizyon yaşama sebebi gibi bir şey olmuş Şükûfe Teyze için. Kazazede mankene ağlaması da bundan. Deniz denince “bizim Deniz” anlıyor: Neşesi kaçıvermiş Şükûfe Teyzenin, torununu hatırlıyor. Yapma bebeğinin kolu çıktı diye nasıl ağlamış nasıl ağlamış... Ya o jipe ağlanmaz mıymış? “Jip bu, ağza dile kolay... Hem kız 124 Murat kullanacak değil ya... elbette yakışanını seçecek... Sefası olsun, canına değsin! Ondaki kaşa göze, boya bosa bak sen. Hak etmiş ya, ona bak...” “E o zaman üzülme Şükûfe Teyzeciğim! Mankenlik en geçerli mesleklerimizdendir, madem ki o jipi haketmiştir, çok geçmez bir jip daha hak eder.” O zaman keyfine değme gitsin, o da yanacak değil ya...” “Doğruya doğru...” diyor Şükûfe Teyze. “Elimde değil işte... Bizimki rahmetli olalı yufkalaştım ben de. Olura olmaza ağlıyorum...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT