BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dil birliği=Gönül birliği

Dil birliği=Gönül birliği

Avrupa Birliği tartışmalarının yoğunlaştığı son günlerde, Türkiye’nin birliğe katılıp katılmaması hususunda referandum yapılması gerektiği cılız da olsa seslendirilmeye başlandı.



Avrupa Birliği tartışmalarının yoğunlaştığı son günlerde, Türkiye’nin birliğe katılıp katılmaması hususunda referandum yapılması gerektiği cılız da olsa seslendirilmeye başlandı. Teorik olarak bakınca halkın kararlara doğrudan katılımını sağlayan en kısa ve sağlıklı yol referandum. Ancak Türkiye için bir değerlendirme yaptığımızda şunu kabul etmemiz gerekir ki sokaktaki insanın bu konuda bilmedikleri ve hattâ yanlış bildikleri doğru bilgilerinden kat kat fazladır. Hangi konuda durum böyle değil ki diyeceksiniz... Evet, güya bilgi ve iletişim çağında yaşıyoruz. Günlük hayatımızda haber bombardımanı altındayız, elektronik iletişim ağının her tarafı sarması sayesinde istediğimiz bütün bilgiler birkaç tuşa basınca karşımıza çıkıyor...mu? Yoksa ekonomiye, siyasete ve kültüre egemen olanların izin verdiği doğrultuda ve dozda mı ulaşıyoruz bilgiye ve habere? Demirperde’nin tarihe karışmasının ardından dünyada hâkim ideoloji haline gelen küreselleşme nüfuz alanını genişletmek ve ülkeleri daha kolay ele geçirebilmek tüketim toplumları oluşturarak dünyanın her ülkesinde kitle kültürünü yerleştiriyor ve bu kültürün unsurlarına “popüler” nitelemesi yapılıyor. Egemen ideoloji tarafından dayatılan kültürün, sanatın, hayat tarzının, tüketim davranışının, siyasi görüşün karşısında durabilmek ise sele kapılmayıp direnebilen bir avuç aydına kalıyor. İşte hakiki aydın burada kendini gösteriyor. Mesela Türkiye’de son haftalarda ortaya atılan Kürt lehçesinde radyo televizyon yayını, hatta belki de eğitim tartışmalarında egemen ideolojinin karşısında ezilip büzülüp, hakiki düşüncesi ona uymasa da açıklamaktan aciz bazı siyasetçiler ve aydınlar anlaşılmayan birtakım sözleri ağızlarının içinde yuvarlıyorlar. Efendim elbette Türkiye Cumhuriyeti üniterdir, resmi dili Türkçedir gibi giriş laflarından sonra, sunulana uyma kolaycılığı veya kolay manipüle edilme özelliği ya da popüler olamama korkusuyla eveleme-geveleme başlıyor; ama ille de TRT’den yayın yapılsınmış ki devlet kontrol etsinmiş!.. İnsanlar Güneydoğu’da, zaten dışarıdan yapılan yayınları takip ediyormuş!.. Bölünme kompleksinden kurtulunmalıymış!.. mış... mış! Bunları söyleyenler hiçbir zaman “egemenlere” aykırı olmayı göze alamayan piyonlardır. Oysa hakiki aydın, itilip kakılma, sevilmeme, ödüllerden, iltifatlardan, dönemin etkili çevrelerinin “itibarından” yoksun kalma pahasına doğru bildiğini söyleyebilendir. Bizdeki sözde kanaat önderlerinin çoğu ise kaçak güreşiyor. Ne dümdüz “evet, Kürt lehçesinde yayın yapmak gereklidir, ihtiyaçtır, yapılsın” diyebiliyorlar, ne de tereddütsüz “hayır yapılmamalıdır” diyebiliyorlar. Herhangi bir bölgesel dil veya lehçe ile yayın yapılmasına kesin bir dille karşı çıkanlar da, Avrupa Birliği ile aramızı bozacak gerekçesi ile Türkiye’nin önünü tıkamakla itham ediliyorlar. Oysa biz zaten idare, ekonomi ve hukuk alanında standartların ve kriterlerin çok çok altında olmamız sebebiyle Avrupa Birliği’nden fazlasıyla uzaktayız. Vatandaşlarımızı insanca yaşatacak bir sosyal güvenlik sistemine sahip olmayışımız, eğitimdeki kalitenin Avrupa bir yana, Ortadoğu ülkelerini bile yakalayamamış olması, sağlık hizmetlerindeki yetersizliğin sebepleri hiç tartışma konusu olmaz da “etnik bölücülük” çağrıştıran konular gündemden düşmez. Temel kuralları ve düzenli yapı özellikleri, yazılı eserleri hattâ mezar taşı yazıları bile bulunmayan, birkaç farklı ağızda konuşulduğu için iletişim açısından pek de işe yaramayan bir sözde dili devletin televizyonundan yayınlayarak resmileştirmenin, ayrıca yurdun bir bölgesindeki insanlara “farklı” muamele yapmanın neresi insan hakları ve demokrasi oluyor? Bunları tartışmak bile yersizdir. Evinde, aile içinde her vatandaş istediği dili zaten konuşuyor. İsteyen kuş dili bile konuşabilir. Kamu alanına çıktığı zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin dili konuşulacak ve yazılacaktır. Bugüne kadar yurdun Güneydoğusunda veya herhangi başka bir köşesinde Türkçe öğrenmeyenler varsa bu da bizim ayıbımızdır, eksiğimizdir. Okul götüremiyorsak televizyon aracılığı ile Türkçe öğretme seferberliği başlatılmalıdır. “Beş yıl sonra Kürtçe televizyon seyredeceğiz” diyen Kızıl Dany’e de ağzının payı muhatabı olan siyasetçiler tarafından verilmelidir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT