BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müzik silindi

Müzik silindi

Günümüzde, görüntünün müziği arka plânda bıraktığına dikkat çeken yılların usta müzisyeni İlham Gencer, “Artık kliplere değer veriliyor. Müzik tamamen arka plâna atıldı” diyor.



İlham Gencer, hafif Batı müziğinin yaşayan efsanelerinden... Bu tarzın Türkiye’deki ilki. Piyanosuyla yıllardan beri müzik yapan Gencer, Ajda Pekkan, Emel Sayın, Füsun Önal, Ertan Anapa, Cem Karaca gibi sanatçıların kazandırılmasında büyük emekleri olan bir usta. İlham Gencer’le, müzik hayatı, müziğimizin bugünkü durumu ve genel başkanlığını yaptığı İstanbul’un Güzelliklerini Koruma ve Yaşatma Derneği üzerine konuştuk. Gencer müziğin toplum hayatındaki etki gücünden söz ederken, “27 Mayıs İhtilali, bir marşın iki kelimesinin, Gaziosmanpaşa Marşı’nın değiştirilmesiyle olmuştur. Bu bakımdan söz yazarlarının çok dikkatli olması lazım” diyor. Güzel ve çirkin * Müziğimizdeki arayışları nasıl buluyorsunuz? GENCER: Güzel şeylerin yanında çok kötü örnekler de oluyor. Özel televizyonların yaygınlaşmasından sonra müzik arka plâna itildi, görüntü hâkim oldu. Ben radyo sanatçısıyım. 1949’dan 1963 yılına kadar İstanbul Radyosu’nda hem yöneticilik hem de program yöneticiliği yaptım. Faruk Yener, Hafif Batı Müziği Yayınları yöneticisiydi. Televizyonlar maalesef gerçek müziğimize önem vermiyorlar. Görüntü hâkim. İnsanlar müzik mi dinleyecek, görüntü mü seyredecek. Bu durum, müziği gölgede bırakıyor. İki üç şarkı çıkarıyorlar. Bir süre sonra unutuluyor. Eskiden böyle değildi. Yıllar önce bestelenmiş şarkılar halen zevkle dinleniyor. Güler yüzlü Türkiye * Müziğimiz biraz fazla mı karamsar? GENCER: Evet biraz değil çok fazla karamsar. Sürekli acı, sürekli hüzün... Ölümü hatırlatan acıklı kelimeler... Her sanatçının bir üzüntüsü var ama, bunu hep milletine vermek zorunda değil. Ondan sonra arabesk çıkıyor, intiharlar oluyor. Söz yazarlarından rica ediyorum. Bu milleti daha fazla ağlatmayalım. Biraz pozitif, iyimser olalım. Yeni bir kampanya açmak lazım. Güleryüzlü bir Türkiye oluşturmamız lazım. Ben bir şarkı yaptım “Gülen Türkiye” diye. . /Yakışmıyor elem bize/ Yazık geçen ömrümüze/ Bizim olsun hep neşeler/ Bahar açsın gönlümüze/ Gülelim, gülelim yar/ Her gülüş canlara can katar/ Olsa bile bin bir keder/ Hayat yaşamaya değer/ O gam şarabını içip mesut olabilmek hüner/ İçelim içelim yar/ Her gülüş canlara can katar/. Coşkun Sabah seslendirdi. 30 kişilik bir koro ile yapmış. Pek istediğim gibi olmadı. Ben akşamları burada çalıştığım sürece bu şarkımı herkese söyletiyorum. İnsanlar mutlu oluyor. İstanbul Türkçesi * Kurucu başkanı olduğunuz İstanbul’un Güzelliklerini Yaşatma Derneği’nin amaçlarından bahseder misiniz? 1997 yılında bir kaç arkadaş, İstanbul’un Güzelliklerini Koruma ve Yaşatma Derneği’ni kurduk. 29 Ekim’de. İstanbul kozmopolit bir şehirdir. Ama Türkiye ebrudur. Ordan bir şey kopardınız mı biter. Onun için burada birlikte yaşadığımız, Ermeni, Süryani, Rum vatandaşlarımız, levantenler, derneğimizi bunlarla kurduk. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan herkes Türk’tür. Sadece İstanbul doğumlular değil, Türkiye’nin bütün illerinde yaşayan vatandaşlar, bu derneğe sahip çıkabilir. Derneğimizin amaçlarından biri İstanbul Türkçesi’ni bütün vatan sathına yaymak. Dil, çok önemlidir. Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik. Sayın Süha Mermerci’nin himayesinde babalar gününü kutladık. Türkiye’nin babalar günü bizim bu faaliyetimizle hayatiyete geçti. Amacımız İstanbul’un güzelliklerin korumak, çirkinliklerini ortadan kaldırmak. Son olarak Çırağan Sarayı’nda düzenlediğimiz tombak sergisi dünya çapındaydı. Viyana’dan teklif geldi. Sergi oraya da gidecek. 200 yıldır unutulan tombak sanatını yeniden hayata geçiriyoruz. İstanbul’u ihya etmemiz, betonlaşmanın, çarpık yapılaşmanın önüne geçmemiz lazım.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT