BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Edebiyat öğretmeni olmak... Ruhumun en ücra köşelerine bile sevdâsını nakış nakış işlediğim bu mesleği, hayatımda belki de en çok bu akşam sevdim.



Edebiyat öğretmeni olmak Edebiyat öğretmeni olmak... Ruhumun en ücra köşelerine bile sevdâsını nakış nakış işlediğim bu mesleği, hayatımda belki de en çok bu akşam sevdim. Şiir üzerine konuşmak, şiirden dem vurmak, şiir okumak ve şiir dinlemek. Ekmek, su gibi canım nasıl çekiyor! Sudan çıkmış bir balığın suyu istediği gibi şiiri istiyorum. İştahla şiir okumak geliyor içimden. Orhan Veli’nin o meşhur şiirini büyük bir açgözlülükle okuyorum. Doyamıyorum, bir daha okuyorum. Hattâ yazmak istiyorum. Adım gibi ezbere bildiğim bu şiiri yazmak, ayrı bir zevk veriyor bana! Öğrencilerimden şiir dinlemek, onların günahsız seslerini duymak, gözlerindeki sevgi selinde yıkanmak, ayrı bir özlem yumağı içimde... Sonu gelmeyen bir yumak... Şiirde yaşamak Sınıfa girdiğimde “Bugün ders yapmak yerine, yalnızca şiir okuyalım çocuklar” diyorum. Seviniyorlar. Çünkü şiiri seviyorlar. Bir edebiyat öğretmeninin öğrencileri şiiri mutlaka sever. Sevmeli! Sevmiyorlarsa o insan edebiyat öğretmeni olamamış demektir. Teker teker ayağa kaldırıyorum öğrencilerimi. Birisi “Merdiven”i okuyor. O okurken merdivenin basamakları ta oralardan içime kadar uzanıyor. Son basamak ben oluyorum. Onlarla aramda duygudan bir köprü kuruluyor. Bir diğeri Ümit Yaşar’dan “Beni Unutma” diyor. Hiç unutur muyum seni. Ve hattâ hiç unutur muyum sizleri. Siz de “Karanlığın çöktüğü yerde beni unutmayın” olur mu? Bir diğerinden “Mona Roza”yı okumasını istiyorum. “Ben okuyamam hocam” diyor. “Neden?” diyorum. “Çünkü, bu şiirin hakkını veremem” diyor. “Haklısın” diyorum. Ve dudaklarımdan tane tane Mona Roza dökülüyor. “Mona Roza ak güller, kara güller...” Bırakın dünyanın bütün nimetlerini! Bir öğrencinin öğretmenini sevmesinden daha büyük bir nimet var mı dünyada? Ya bir öğretmen için, öğrencisinin güldüğünü görmekten daha büyük bir saadet? Bir öğrenci yetiştirmenin, onu sevmenin çiçek yetiştirmekten daha zevkli olduğunu yalnızca öğretmenler bilir. Tarifi imkansız meslek Siz siz olun ayrılıkları yaşamayın! Aman yaşamayın! Çünkü, bir öğretmenin, öğrencilerinden ayrılmasından daha büyük bir ayrılık acısı olamaz. Arkanızda gözü yaşlı, boynu bükük çiçekler bırakmaya dayanamazsınız... Peşinizden sallanan küçük eller adımlarınızı engeller. Gitmekte zorlanırsınız. Boğazınızda birşeylerin düğümlendiğini hissedersiniz. Ama mecbursunuzdur. Öğrencilerinizin gücü yetmez sizi durdurmaya. Onlar herşeyin çocukça olduğunu düşünürler. Size “Ne olur gitmeyin hocam!” dediklerinde gitmekten vazgeçebileceğinizi düşünürler. Yüzlerine baktıkça, yüreğiniz daha da çok yanar. Mecburiyet, boynunuza takılmış bir idam gibi sizi sürüklemektedir. Ve arkanıza baka baka gelirsiniz... Bir parçanız hep geride kalır. Yüreğinizin götürdüğü yere gidemezsiniz. Çünkü yüreğiniz öğrencilerinizin sımsıcak hislerinde kalmak ister. Edebiyat öğretmeni olmak... Nasıl anlatılır ki!... Hele gurbetteyken bir öğrenci göreyivereyim. Gözlerim nasıl dolar bilemezsiniz. Ona yalnızca sevgiyle bakmakla yetinirim. ve uzaktan okula girişini seyrederim çaresizce... Tel örgülerin ellerimi acıttığını bile duyamam. Gözlerimden süzülen birkaç damla yaş, acılarımın üstüne bir merhem gibi yayılır. Edebiyat öğretmeni olmak... İşte bunu anlatamıyorum. Orhan Veli gibi çaresiz kalıyorum ben de. Sevgili öğrencilerim, siz beni anlıyorsunuz değil mi? * Yılmaz İMANLIK - ÇANAKKALE Şehr-i Ramazan Şükür olsun yine kavuştuk sana Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Feyzinle huzur geldi cihana Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Seninle gönlümüz şen mamur olur İyilikle dolar, ferahlık bulur Kötü olan şer nefisten kurtulur Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Coşku ile tüm camiler şenlenir Salavatla gök kubbeler inlenir Ruhlar temizlenir, beden dinlenir Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Misler kokar oruçlunun ağzında Nurlar açar sabredenin yüzünde Hoşgörülü bakışları gözünde Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Dargın, küs ayrılmaz durur namaza Açar ellerini Hakk’a niyaza Sadakasını verir çok olan aza Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Sen yücesin on bir ayın sultanı Kaynaştırdın ayrı ayrı insanı Sende boldur Yüce Hakk’ın ihsanı Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Sen Ramazan on bir ayın yücesi Sana kavuşmadan gitti nicesi Senin içindedir Kadir Gecesi Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan Bereket sendedir, bolluk sendedir Hoşgörü sendedir, kulluk sendedir Saf tutar müminler, birlik sendedir Hoş geldin âleme şehri Ramazan Kilit vurdun kötülüğe, günaha Şükür olsun kavuşturan Allah’a Belki ömür vefa etmez bir daha Hoş geldin âleme şehr-i Ramazan * İbrahim GÜLEÇ / İSTANBUL Öğretmenim Cehalet seninle yenilir elbet İstikbal senindir, üzülme ne de kahret Sıkıntın geçecek az biraz sabret Bahçemde yegâne gül öğretmenim Omuzun üstünde ak saçlı bir baş Senin mesleğin en kutsal uğraş Azmin vermekte cahile telaş Davan beynimde sır öğretmenim Başımı okşayan şefkatli elsin İçimde esen ıtır kokulu yelsin Sensiz saltanatı gönül neylesin Sevdan kalbimde kor öğretmenim Olmasın ömrünce tasan kederin Kalbimizde en müstesna yerin Sen hiç ah çekme, üzülme derim İki cihanda gül öğretmenim Bekir’de emeğin çoktur bilesin İster misin hakkın hizmet ile ödesin Sadakadır senin bütün mirasın İlelebet sevabını al öğretmenim * Bekir KALE / KOCAELİ O... Karlı kışlı Anadolu illerinde Bir avuç insana, Bilgi gölünden bir yudum Su verebilme çabasında Uygarlık ve çağdaşlaşmanın da Tüm yükleri onun omuzlarında Alfabeyi öğreten “o” Eğitendir “o” Öğretendir “o” Öğretmendir “o” * Ayla ÖZTÜRK / İSTANBUL Sen öğrettin İlk bilgiler annemden, sonrakiler hep senden Öğrettin ayırmayı, iyiyi kötülerden Okumayı, yazmayı, ileriye bakmayı Öğrettin öğretmenim, bize insan olmayı * Gazanfer SANLITOP / İSTANBUL Aydınlatır dünyayı... Bey, paşa ve ağalar, sözüme kulak verin; Emeği var sizlerde bir çok adsız neferin, Öldüğünü duyup da bir rahmet okursanız, Ruhu şad olacaktır bütün öğretmenlerin Mühendisi, doktoru, paşayı yetiştiren Bilgisiyle yoğurup insanca pekiştiren, Varlığını adayıp, insanlığın yoluna, Öğretmendir ömrünü basitçe geçiştiren... Padişahlar, bakanlar elimizden su içti Fatih, Yavuz, Atatürk bizim köprüden geçti. Öğretmen olmasaydı şu yalancı dünyada, İnsanların hepsi de bilin ki, birer hiçti Çocuk ham bir cevherdir, öğretmen biçim verir. Her şey onun elinde gelişip şekillenir, Cevheri ışık saçar, aydınlatır dünyayı, Düşünmez yarınını koca ömrü tüketir. * Mustafa YAMAN / İZMİR Dere Ne de nazlı nazlı akarsın Bıkmadan, usanmadan Bazen genişler, bazen daralırsın, Bazen derinler, bazen yayılırsın. Galiba işin hep yıkamak, Silip süpürüp kirleri atmak. Dere... Hani gök gürleyip de, Yağmur yağar ya, Sellerin karışıp da, Yüreğini kabartır ya... Sen git, Git dere, Durulana kadar. Yılanları çıyanları, Akrepleri görülmeyene... Balıkları, kuşları, Ağaçların, insanların, Yaşayacağı cennete... Hep getir duruluğunu, Hep getir dere... * Şengül ŞAHİN / BURSA Gözlerinde bu akşam Yıldızlar yanıp söndü Gözlerinde bu akşam Kışım bahara döndü Gözlerinde bu akşam Karanfiller tutuştu Gözlerinde bu akşam Sevgililer buluştu Gözlerinde bu akşam Derinliklere daldım Gözlerinde bu akşam İnci mercan topladım Gözlerinde bu akşam Sensiz geçti günlerim Gözlerinde bu akşam Geri geldi dünlerim Gözlerinde bu akşam Anuş’un mahzun yüzü Gözlerinde bu akşam Hakka yanmaktır özü Gözlerinde bu akşam * Anuş GÖKÇE / İSTANBUL
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT