BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendimize dönelim

Kendimize dönelim

Bugünlerde herkesin yüzü asık, sinirleri gergin... Ağızdan ağıza geçen bir soru ortada dolanıp duruyor: “Ne oluyor bize böyle?”



Bugünlerde herkesin yüzü asık, sinirleri gergin... Ağızdan ağıza geçen bir soru ortada dolanıp duruyor: “Ne oluyor bize böyle?” Sanki yıldızımız birdenbire ters döndü. Sanki koştuk koştuk da birdenbire bir uçurumun kenarına geliverdik. Ortada art niyetlerle ele alınmış, Kıbrıs’ı ve Ege’yi gözden çıkarmamızı ima eden, Güneydoğu sorununu kaşıyan bir Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgeseli... Asılsız Ermeni soykırımının sinsi emellerle Avrupa Parlamentolarında birbiri ardınca tasdik edilmesi... Binlerce gencimizin şehit olmasına sebep olan terörist başının müracaatını kabul eden AİHM’nin Türkiye’yi yargılamaya kalkması... Can parçalarını yitirdikleri yetmiyormuş gibi haklı davalarını sürdürmek için yollara düşen gözü yaşlı şehit aileleri... Sanki teslimiyetçi bir hayranlıkla göklere çıkardığımız Avrupa ayaklanmış da üstümüze üstümüze geliyor. Şu veya bu sıfatlarla ülkemize gelen yabancılar bir müfettiş edasıyla bizi teftiş edip iç işlerimize burunlarını sokuyorlar, etnik ayrımcılıkları körüklüyorlar. Bir ihanet çemberi içindeyiz. Kiminle konuşsan isyan ve öfke dolu... Sevgili okuyucularım, içinde bulunduğumuz durum ne kadar kötü olursa olsun, duygusallığa kapılıp telafisi imkansız yanlışlıklar yapmayalım. Aklı kendimize rehber edinelim. Önce dönüp kendimize bakalım, kendimizi eleştiri süzgecinden geçirelim. Eğrileri, doğruları birbirinden ayırdedelim. Biz bu noktaya birdenbire mi geldik? Bir düşünelim... İçimizdeki bazı sözde aydınlar: “Bu toplum adam olmaz”, “Bu ülke iflah olmaz” diye diye bizim kendimize olan inanç ve güvenimizi sarsmadılar mı? Seviyesiz ve sorumsuz yayınlar, bizi özümüzden sıyırıp, kültürümüze yabancılaştırarak içimizi boşaltmadı mı? Her akşam televizyon kanallarında karşımıza çıkan Türkiye manzaralarına bakın... Halkı soyan bankacılar... Dalavereci iş adamları... İşini bilen bürokratlar... İş çevreleriyle ahbap çavuş ilişkileri içinde olan siyasetçiler... Geçim yükü altında inim inim inleyen memur ve işçilerin yürüyüşleri... Vergileri arttırmak konusunda sıkı çalışan hükümetin, yığınların “geçinemiyoruz” feryatlarına duyarsızlığı... Cezaevlerindeki akıl almaz isyan olayları... Sahteciler... Şarlatanlar Sapkınlar... Kapkaçcılar... Halkın sağlığıyla oynayarak trilyonlar kazanan çeteler... Kavgalar, çatışmalar... İçinden çıkılmaz hale gelen af yasası tartışmaları ve pazarlıkları... Bir sürü sevgisizlik ve ahlaksızlık olayları... Dibe çöküş fantezileri... Bunlar, düzenli ve sağlıklı bir toplum görüntüleri mi? Değil elbette!.. İş çığırından çıkmış, yasaklar, polisiye tedbirler de çözüm sağlamıyor. Biz bu durumda kendi kendimizi beğenmezken elalem bizi nasıl beğensin? Toplumsal çöküşün ıslahını, “temizlik” eylemlerini birkaç kişinin sırtına yükleyip seyirci kalmayalım. Her birimiz önce kendimizden başlayarak bu eylemin bir parçası olalım. Kaybettiğimiz insani değerlerle tekrar donanarak vicdani uyanışı gerçekleştirelim. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ruhu yakalayalım. Önce iç barışı ve dayanışmayı sağlayalım. Her şeyde adaleti gözeten, kurallara saygılı, tam demokratik, güçlü ve sağlıklı bir toplum olma yolunda azmedelim. Yani, yeniden yapılanalım. Ondan sonra AB’ye girmenin şartlarını konuşalım. Bakalım o zaman abuk ve hain emellerle karşımıza çıkabilirler mi?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT