BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ah Avrupa... Vah Avrupa!..

Ah Avrupa... Vah Avrupa!..

Mitolojideki ünlü masalı bilmeyenimiz yoktur... O gün bugündür herkes Avrupa’da “Avrupa”yı arar dururlar...



Mitolojideki ünlü masalı bilmeyenimiz yoktur... O gün bugündür herkes Avrupa’da “Avrupa”yı arar dururlar... Bu aramaların en ciddisi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlatılmış olanıdır. Bu maceraya Türkiye olarak 1959 yılında biz de katılmıştık... Bunun en son aşamasını geçen hafta 8 Kasım’da kırık bir Sevres vazosu içine bir çiçek gibi itina ile yerleştirilmiş “bir yol haritası” (KOB) oluşturdu. Bizi Avrupa’ya götürecek yolun, Turgut Özal’ın dediği gibi, “uzun ince ve hatta dikenli” olacağını tahmin edebiliyorduk ama bunun pek çoklarının, -özellikle Yunanlılar’ın- kursaklarında kalmış 1919-20’lerin menhus Sevres haritasının içine “Kıbrıs ve sınırlar” gibi tuzaklar yerleştirilmiş bir acaip güzergah olabileceğini doğrusu ya hiç beklemiyorduk!.. TV ekranlarındaki Mephisto-Machiavelist görüntüsü ile Yunan Dışişleri Bakanı Papandreu yüzümüze tükürür gibi “AB yolunun Atina’dan geçtiğini” söylemese idi belki bunu da yutacak, bilmezlikten gelecektik. Olan oldu. Türkiye’de bir koalisyon hükümeti vardı. Başında af konusu, “ekonomiko-kriminal ve sansasyonel” operasyonlar, yeni vergiler, IMF ve mali sorunlar gibi pekçok gailesi vardı. Üç iktidar partisinin ne liderlerinin ne de parlamentodaki arkadaşları arasında pekçok konularda bir görüş birliği yoktu. Tam bu sırada bir de Avrupa Birliği ile zıtlaşmanın belki sırası sayılmayabilirdi. Ama bıçak kemiğe dayanmıştı. Başka türlü bir davranış da tam bir teslimiyet ve hatta felaket olurdu. Bizce yapılacak iş Atatürk’ün direktifleri istikametinde nişan aldığımız Batı uygarlığı hedeflerinden şaşmadan gelişmeleri izlemek olacaktı. Sevimli seyyah ve seyyar Dışişleri bakanımız politika çizgisini gecikmiş bir romantizm ve şahsi karizması ile yürütmeye çalışıyor. Ne kadar başarılı olur? Bilinmez. Çünkü görünürde her ne kadar Papandreu ile cana yakın bir tandem oluşturuyor gibi ise de Yunanlı muhatabanın Romantizmden, çok oportünist ve machiavelist bir politika izlemekte olduğu gözlerden kaçmıyor. Bana kalırsa adam Venizelos ekolünden yetişme... Boyu posu benzemese de, hali tavrı Türkiye karşıt veya yakın güçlerin birinden inip öbürüne bir kedi yumuşaklığı ile yanaşması, sonra da sureti haktan görünerek ahkam kesmeye kalkışması, arada iki ısırıp bir üflemesi şayanı hayret şekilde bana şu meşhur Giritli Yunan Devlet adamı Elefterios Venizelos’u hatırlatıyor. Yorgi Papandreu’ya bakarken neden ise çelimsiz bir vücut üzerinde kocaman mücella kafası ve burnunun ucunda altın çerçeveli kalın gözlükleri ile Venizelos’u görür gibi oluyorum. Hani adam şimdilerde yaşıyor olsa idi, “Sevres” de tasarlayıp “Lausanne” da kursağında kalan heves ve ihtiraslarını gerçekleştirebilmek için şimdilerdeki halefinden daha alasını bulamazdı. Bunu anlamak için fazla bir hayal gücüne de gerek yoktur. Olayları ve olanları serin ve sakin kafa ile izlemek ve değerlendirmek yeterlidir. *** Türkiye’de bir deprem oldu. Komşu Yunanlılar hükümetlerden önce davrandılar, Akdeniz sıcaklığı ile yardıma geldiler... Onlar da benzeri bir afet oldu. Bu sefer de bizimkiler imdada koştular. Depremden depreme depreşen bir karşılıklı sevda ve adına “Depro-Diplomasi” denilecek. Bir uygulamadan sağlıklı ve sürekli bir politika üretebilmek için karşı tarafın da bizim kadar içten davranması gerekirdi. Bunun, hiç olmazsa şimdilik, mümkün olmadığı Katılım Ortaklığı Belgesi’nin içinden biçiminden belli oldu. Adam Sirtaki oynar gibi konuşurken elleri kolları havada, yükseklerden bakıp etrafa hava basıyor... “Türkiye AB’ye giden yolun Atina’dan geçtiğini artık anlamalıdır!” diyor. Bunu söylerken kendisini kullananları açıklayamıyor. Ama biz onları da biliyoruz! Daha fazlasını da biliyoruz. Fener Patrikhanesi, Atina’daki Temsilcilik olayı, Türkiye’de var olduğu var sayılan binlerce eski kilisenin karışık ve karanlık fonlardan restorasyonu tasarılarını, Karadeniz Ekonomik İşbirliği “KEİB”in masum çerçevesinde saklamaya çalıştıkları gizli emelleri de pekala biliyoruz. Tahriklere kapılmak istemiyoruz. Aynı Kakafoni’ye katılmak istenilen Sözde Ermeni yaygaralarını “Orchestrer” edenleri de yakından tanıyoruz. Buna ayrıca değineceğiz. Ama biz büyük milletiz. Atatürk’ün çizdiği yoldan Batı uygarlığına ulaşmak için izlenecek yolu da biliyoruz. Bizim için asıl amaç, hedef Batı Uygarlığı düzeyidir, “Avrupa Birliği” tasarısı bu hedefe yönelen yollardan sadece biridir. Biz bu yolları iyi biliriz. Yüzyıllar boyu bir gidip bir gelmişiz... Oralarda yüzyıllar boyu hükümran olmuşuz... Kimselerin bizlere yol göstermesine, hele hele eski Müstemleke Müfettişleri edası ile içişlerimize karışır gibi bize akıl öğretmeye kalkışmalarına, eski anarşistlerin, Eski Eser meraklısı kadın politikacıların nezleli burunları ile öteye beriye girip çıkmalarına ve içişlerimize karışmaya yeltenmelerine artık müsaade edilmemesi gerektiğini şimdilerde daha bir açıklıkla hissediyor ve bunu bekliyoruz...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108952
    % 0.96
  • 3.8294
    % -0.15
  • 4.5159
    % 0.23
  • 5.1256
    % -0.22
  • 154.035
    % -0.02
 
 
 
 
 
KAPAT