BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ABD seçimleri: Hukuk, kanunlar ve adalet

ABD seçimleri: Hukuk, kanunlar ve adalet

Amerika Birleşik Devletlerinde, 7 Kasım’da yapılan Başkanlık Seçimlerinden beri, 18 gün geçtiği halde, 43. Cumhurbaşkanının, Cumhuriyetçi George W. Bush mu, yoksa Demokrat Al Gore mu olacagı hâlâ belli olamadı.



Amerika Birleşik Devletlerinde, 7 Kasım’da yapılan Başkanlık Seçimlerinden beri, 18 gün geçtiği halde, 43. Cumhurbaşkanının, Cumhuriyetçi George W. Bush mu, yoksa Demokrat Al Gore mu olacagı hâlâ belli olamadı. Köşemi birkaç defa bu konuya hasrettiğim için okuyucularımdan özür dilerim. Fakat, bu seçimler sadece Amerikalıları değil, bütün dünyayı da yakından ilgilendiriyor. Ayrıntıları akılları karıştırıyor, ama, ortaya, diğer ülkelerin de ibret almaları gereken evrensel yasal, anayasal ve demokrasi sorunları çıkmış bulunuyor. Hukuk keşmekeşi Bu seçimler, oyların sayılması ve muhtemel yolsuzluklar konusunda, özellikle Florida eyaletinde odaklanan ve çeşitli mahkemelere intikal eden ihtilaflar yüzünden, bir “hukuk keşmekeşine” veya “bataklığına” dönüşmüştür. Ve artık Amerikan Anayasasını ve devlet yapısını ilgilendiren bir rejim bunalımı raddesine varmak üzeredir. Bir yazarın dediği gibi, neticede bu bunalımı, kovboy filmlerinde olduğu gibi, sancakları uçuşarak boruları öterek, son dakikada imdada gelen Amerikan Ordusunun süvarileri çözmeyecek ama, muhtemelen nihai çözüm Washington’daki Federal Yüksek Mahkeme’nin kararlarından sadır olacaktır... Umut, Federal Yüksek Mahkeme’de George W. Bush’un avukatları, Amerika’nın en yetkili ve nihai organı olan Washington’daki Federal Mahkemeye başvurarak Florida eyaletinin bazı Demokrat çoğunluklu yörelerindeki oyların, yeniden, “elle ve gözle” sayılmasına mani olmasını istemişlerdi. Al Gore tarafı, yeniden “elle sayımlar” neticesinde, makinede sayılıp, usulsüz dolduruldukları için iptal edilmiş oyların, sandık heyetleri tarafından birer birer sayılıp hangilerinin tamamiyle delinmiş hangilerinin yeni deyimle “gamzeli”, yani sadece kabarık ve muhtemelen, Al Gore için delinmesi “düşünülüp de” her nedense fiilin tamam olmadığı, oyların da, geçerli sayılmasını istemektedirler. (Oy verenlerin, bilerek veya bilmeyerek oluşturdukları kabarığın, “gamze”nin gerçek niyetini oy sayanlar nasıl sezecekler?) Ve böylelikle de oylarının Florida’da kazanacak kadar artacağını düşünüyorlar. Al Gore’a gol! Bunun için de Federal Mahkeme’nin Bush’un talebini ele almasına, Al Gore tarafı Federal Yüksek Mahkeme’nin, yerel bir ihtilaf konusunda karar vermeye yetkisi olmadığı gerekçesi ile itiraz ediyordu. Ne var ki bu yazıyı yazarken Federal Mahkeme’nin Bush’un davasını dinlemeye karar verdiği haberi geldi. Duruşma, daha doğrusu “dinleme” 1 Aralık’ta olacak. Soruna vaziyet etmeye ilke olarak karar verdikten sonra Mahkeme, Bush’un, talebini ve Florida Eyalet Sekreteri tarafından, denizaşırıdan gelen oyların da ilavesinden sonra ilan edilecek neticenin kesinleştirilmesi talebini ele alacak.. Tabii, Yüksek Mahkemenin ne yönde karar vereceği belli değil ama herhalde Bush tarafı temel ilke konusunda bir gol atmış oldu... Kesin netice Florida Yüksek Mahkemesi de daha önce Al Gore’un, elle sayımların, koymuş olduğu Pazar akşamı, (bu akşam) saat 18.00 limitinden öteye uzatılması talebini de reddetmişti. Böylelikle Florida’daki kesin seçimlerin bu gece belirlenmiş ve en geç yarın sabah resmen ilan edilmiş ve buna göre “teorik olarak” seçimlerin galibinin belli olmuş olması gerekecek. Eğer Federal Yüksek Mahkeme’de, Bush’a hak verilirse, Cumhuriyetçi aday Bush; Florida eyaletinde şimdiki halde Al Gore’un oylarından 700 küsur fazla olan oylarına, deniz aşırıdan, çoğu askerlerden gelen oyların eklenmesi ile, Florida’nın 25 oy’unu dolayısı ile, olacak Electoral College’in (ikinci seçmenlerin 539 oyundan yarıdan bir fazlası olan 270 oyunu elde etmiş ve Başkanlığı da “nazari olarak” kazanmış olacak. Hâlâ teoride! “Nazarî olarak, teorik olarak” diyorum çünkü ihtilaflar ve yolsuzluk iddiaları konusunda muhtelif yerel mahkemelerde açılmış davalar ve çelişen kararlar var. Federal Mahkemenin 1 Aralık’tan sonra vereceği karar veya kararların da, beklenmesi gerekecek. Ve bu karar da aleyhlerine çıkarsa Al Gore ve taraftarlarının sonuna kadar mızıkçılıkta devam etmeleri de olası!. Mukabil davalar ve iddialarla, ‘Electoral College’ heyeti mensuplarının nihai oy verme günü olan 18 Aralığa kadar kesin netice belli olmayabilir. Yeni Cumhurbaşkanın 20 Ocak’ta göreve başlaması gerektiğine göre sorun nasıl halledilecek? Başkan ve Yardımcısının seçiminin, Kongreye bırakılmasına kadar, türlü senaryolar üretiliyor.. İlerisi için sorunlar Bütün bu keşmekeş içinde belirginleşen üç önemli husus var: 1- Bugünkü seçim sisteminin, kökünden, Electoral College-ikinci müntehipler sisteminden, oy verme ve oy sayma usullerinden başlayarak, kökünden değiştirilmesi gerektiği... 2- Bütün Amerika için üniform bir sistemin (her eyalette ayrı değil) kabul edilmesi zorunluğu. Şimdiki halde aşağı yukarı her eyalette ayrı bir sistem var. Kimi eyaletlerde oylar elle doldurulup sandıklara atılıyor ve elle sayılıyor. Diğerlerinde çeşitli optik okuma ve delinen oklara göre sayım yapan veya elektronik makinalar var. 3- Cumhurbaşkanlığına kim seçilirse seçilsin, böyle adeta yarı yarıya bölünmüş ve bu son olayların traumatik izlerinden kolay kurtulamayacak olan Amerika’nın önümüzdeki dönemde yönetilmesinin güç olacağı. Hukuk-Adalet-Kanun * Amerikan Seçiminden sonra gelişen olaylarla, ihtilafların yerel Mahkemelere ve yerel Yüksek Mahkemeye intikal etmesi ile, politik bir konu olan seçim-hukuk-kanun ve adalet alanına intikal etmiş oldu. Bu, bir yerde Amerika’nın temel ilkesi olan “kuvvetlerin ayrılığı” prensibini zorluyor ve de, benim aklımı hep kurcayalan bir hususu, bu sefer Amerika’da gündeme getirmiş oluyor.. * “Hukuk Devleti”, “Hukukun Üstünlüğü”, deniyor. Ancak bunların da irdelenmesi gerekiyor. HUKUK nedir? Bu, aslında soyut olan, deyim somutlaşınca, “Kanunlar ve kanunlar manzumesi” olmak gerekiyor. Ama Hukun Üstünlüğü denince ve kanunların veya hukukun uygulanması ve yorumlanması neticesinde, bırakınız yönetimin önüne engeller çıkmasını, adalet gerçekten sağlanabiliyor mu? Ünlü “denemeler” yazarı Michele de Montaigne (16.Yüzyıl), uygulayanın meşrebine -ve ideolojisine göre- değişebilecek, muğlak “Adaletin” değil, somut Kanunların yani Hukuk’un önemli olduğunu söylüyordu.. Şimdi, naçizane yüksek sesle düşünüyorum: Bu kanunlardaki boşluklar, hatta “olur da, olmayabilir de” gibi muhtelif şıklı ifadeler, bir kanunun diğer bir kanun tarafından cerhedilmesi, cerbezeli avukatların bu boşluklardan “teknikalitelerden” yararlanarak, istedikleri neticeyi almalarına sebeb olmuyor mu? Kanunları tatbik etmek ve adaleti yerine getirmek durumunda olan savcılar ve yargıçlar, Florida’da görüldüğü gıbi, görevlerini politikacılara medyun olduklarına ve hatta kendileri muayyen ideolojilere mesup olduklarına göre, acaba muhakkak, adilane karar verebilirler mi? Geçenlerde yazdığım gibi, “ne kadar yargıç ve avukat, o kadar adalet ve hukuk?”, “Adalet” ve “Hukuk’un Üstünlüğü” bunun neresinde? GÜNÜN FİKİR KIRINTISI * “Bu seçimlerde konu adaletin yerini bulması ve halkın iradesinin yerine gelmesi değil, hukukun-kanunların uygulanması önemlidir!” LEONARD GARMENT (The New York Times)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT