BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üçüncü dalgayı yakalayın!

Üçüncü dalgayı yakalayın!

TÜSİAD’ın katkıları ile düzenlenen 2000’li yılların ilk kongresinde KalDer’in profesyonel takımı, Lütfi Kırdar, MICWORLD ve Tribeca takımları büyük bir fedakârlık ve uyum içerisinde yılın organizasyonuna imza attılar.



TÜSİAD’ın katkıları ile düzenlenen 2000’li yılların ilk kongresinde KalDer’in profesyonel takımı, Lütfi Kırdar, MICWORLD ve Tribeca takımları büyük bir fedakârlık ve uyum içerisinde yılın organizasyonuna imza attılar. ‘Kamu Sektöründe Toplam Kalite Yönetimi’nin ana tema olarak tartışıldığı kongrede ülkemizin 60 kentinden ve dünyanın 11 ülkesinden ikibini aşkın katılımcı vardı. 2000 li yılların ilk büyük kalite toplantısında ünlü gelecek bilimci Alvin Toffler “Türkiye de bir Silikon Vadisi olabilir. Anahtar kelime imalât değil, ekonomik kalkınma için enformasyon teknolojisini üretmek ve kullanmaktır; 21’inci yüzyıla girerken dünyada alt katta köylü ekonomisi, orta katta ucuz işgücü ürünleri ihracatına dayalı ekonomi, üst katta bilgi bazlı ekonomilerden oluşan 3 katmanlı güç yapısı vardır; her hükümet ve her şirket gibi Türkiye de, bu tabloda nereye oturmak istediğini bilmiyorsa, bir yere gidemez, ilerleyemez” dedi. Toffler “10 bin yıl önce tarım devrimi, 3 bin yıl önce sanayi devriminden sonra 1956 yılından sonra 3’üncü devrim dalgası geldi” diye konuştu. İkinci gün dünyaca ünlü yeni ekonomi uzmanı Kevin Kelly “Yeni düzende üzerinde durulması gereken kavramın entegrasyon olduğu” görüşüne yer verdi. Çalışmalarında doğa ile yaşam arasında ilişkiler kuran Kelly değişim hızı ve yeni iş dünyasında organizasyonu sağlamanın ve rekabeti sürdürebilmenin yolunun doğanın içinde gizli olduğunu savunuyor. Çağrı Merkezi Konferansı PDR’nin organizasyonunda Türkiye’de hızla yaygınlaşmakta olan çağrı merkezi konusunda uzman konuşmacılar, kuruluşlar ve çözüm arayanlar Çağrı Merkezi Konferansı’nda bir araya geldi. Konferansa katılan Telephone Doctor şirketinin kurucusu Nancy Friedman, telefonla iletişimde başarı için şunlara dikkat edilmesini söyledi: Her arayana aynı biçimde kibarca ve dostça davranın. İş arkadaşlarınız müsait değilse, telefonunu cevaplayın. Not almayı teklif edin. Notu yazıp arkadaşınızın görebileceği bir yere bırakın. Rica edin-talep etmeyin. Unutmayın, iş arkadaşlarınız takdir edilmek isterler. Kibarlığın modası hiç geçmez. Unutmayın: “Lütfen”, “Teşekkür ederim” “Rica ederim” İsim vermeden telefon etmeyin veya gelen telefona cevap vermeyin. Her zaman adınızı söyleyin. Yaptığınız işle gurur duyun. Her telefon görüşmesine “imzanızı atın” Her arayana beklenen bir misafir gibi davranmak Kilit noktalar: Göreviniz kurumunuz için önemli ve değerli. İşinizle gurur duyun. Güzel bir selamlamayla başlayın. Şirketinizin ismiyle devam edin. Kendi isminizle tamamlayın Unutmayın, siz aynı şeyleri yüzlerce defa söylemiş olabilirsiniz ama arayan ilk kez duyuyor. * ”Bekleyin”...(Klik) Arayana tercih hakkı tanıyın. “Hatta kalmanızı rica edebilir miyim?” sorusunu sorun ve cevabını bekleyin. Ricardo Semler’in konferansından notlar: Sıradışı yönetim Arthur Andersen’in sponsorluğunda CSA (Celebrity Speakers Associates)’nın organizasyonunda yönetim ve organizasyon dehası Ricardo Semler İstanbul’da bir konferans verdi. Katılımcıların 750 USD artı KDV ödeyerek takip ettikleri konferansta Semler, Brezilyanın sıradışı şirketi Semco’da gerçekleştirdiği büyük başarının püf noktalarını katılımcılarla paylaştı. Semler’in konferansından aldığımız notları sizlerle paylaşıyoruz. 20 yılı aşkın bir süredir SEMCO’dayım ve firmanın ne iş yaptığını tanımlamaya kalkan her girişime şiddetle karşı çıktım. Nedeni çok basit: bir kez ne işte olduğunuzu tanımladınız mı, çalışanlarınıza deli gömleği giydirmiş olursunuz. Düşünce güçlerini sınırlar, daha da kötüsü yeni fırsatları reddetmeleri için onlara hazır mazeret sunmuş olursunuz. “Biz bu işi yapmıyoruz” derler. Bizim çalışma şeklimiz -çalışanların ne yapacağını, nerede ve ne zaman yapacağını, hatta ne para alacağını kendilerinin belirlemesine olanak tanımak- birçok büyük firmaya çok fazla radikal göründü. Eğer onlara ne yapacaklarını ve ne düşüneceklerini söyleyerek kontrol etmeye kalkarsanız o zaman katı, bürokratik ve durgun olurlar. Değişime zorlamak değişimi güçleştirmenin garantisidir. Her altı ayda bir SEMKO’yu kapatıyor ve sıfırdan yeniden başlatıyoruz. Büyük ihtimamla yapılan bütçeleme ve planlama prosesinden sonra her bir işin varlığının devamını gerekçelendirilmesi istenir. Kendimize eğer bu işin bugün var olmasaydı yeni bir iş olarak kurar mıydık diye sorarız. Firmaların yeni iş olanaklarını ve yeni işe alınanları oldukça sıkı değerlendirmelerden geçirip var olan işler ve çalışanlar için aynı şeyi yapmaması bana her zaman tuhaf gelmiştir. Insanlar işe istedikleri saatte gelir eve istedikleri saatte giderler. Ne zaman tatile çıkacaklarına ve ne kadar tatil yapacaklarına kendileri karar verirler. Hatta kendilerine nasıl ödeme yapılacağına kendileri karar verirler. Altı ayda bir yeniden işe alındıkları için her zaman işlerinin riskte olduğunu bilirler. Haftanın iki gününü plajda geçiren ama birlikte çalıştığı kişiler ve müşterileri için artı değer üreten bir çalışan her zaman 10 saat çalışan ama daha az değer üretenden daha kıymetli bir elemandır. Kafa avcılarının baş hedefi olduğumuz halde çalışanların turnover’ı geçtiğimiz altı yılda % 1’den az oldu. Bir şeyleri doğru yapıyor olmamız lazım. Ast-üst ilişkisi: Hiçbir zaman bir yöneticiyi, ileride astları olacak olan kişiler tarafından mülakat yapılmadan işe almıyoruz. Yılda iki kez astlar yöneticileri değerlendiriyor. Aynı şekilde yılda iki kez tüm çalışanlar isimsiz birer anket doldurarak şirketin kredibilitesini ve tepe yönetimin yeterliliğini değerlendiriyor. Çalışanlar çocuk mu? Çalışanlar yetişkin insanlardır ve yetişkin insan muamelesi beklerler. Fabrika dışında bu insanlar, oy vererek hükümeti seçiyorlar, askerlik yapıyorlar, yerel örgütlerde çalışıyorlar, aile yetiştiriyorlar, çocuklarını eğitiyorlar ve gelecekleriyle ilgili olarak karar veriyorlar. Ancak, işyerinde hiçbir karar sürecine katılamıyorlar. Bu paradoks insanı verimli kılabilir mi? İş Dünyamız Programı Bu hafta; Müşteri İlişkileri Enstitüsü Başkanı (CRM Institute Turkey) Gültekin Güldür, haftanın konuğu olarak müşteri ilişkileri alanındaki gelişmeleri İş Dünyamız programında açıklayacak. Bugün saat 12:05-13:00 arasında TGRT FM’ de... Ne demişler? “Kalite yönetimindeki problem, insanların onun hakkında ne bilmediği değildir. Problem, onların bildiklerini sandıkları şeydir.” Crosby
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT