BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Piyasa, söylentileri yenemiyor

Piyasa, söylentileri yenemiyor

Türk sermaye piyasaları, geçtiğimiz hafta en ilginç ve kâbus dolu haftalarından birini yaşadı. Bir söylentinin arkası kesilmeden yenileri üretiliyor ve piyasa aşırı tedirginliği nedeniyle bu söylentilerin doğruluğunu öğrenme yönünde hiçbir çaba sarfetmedi. Faizler uzun zamandan bu yana görmediği yüzde 50 seviyelerinin üzerine çıkarken, borsa 10 bin 300 seviyelerine kadar geriledi.



Geçtiğimiz hafta, uzun zamandan bu yana yaşamadığımız bir çok olayla geçti. Pazartesi, likidite sıkışıklığı nedeniyle yükselen bono faizlerinin etkisi borsaya da hemen yansıdı. Endeks yüzde 7.1 değer yitirdi. Bunda olumsuz uluslararası piyasalar ve cari açığın süren endişesi de etkili oldu. Ancak geçtiğimiz hafta piyasalarda en fazla etken olan faktör, bitmek tükenmek bilmeyen söylentilerdi. Salı günü süren spekülasyonlar paralelinde, faizler yüksek seyrini endeks ise düşüşünü sürdürdü. Hazine’nin Salı günü gerçekleştirdiği 18 aylık ihalede, bileşik faizler yüzde 54 olarak gerçekleşti. Bu oran 2000 yılı boyunca yapılan Hazine ihalelerinde gerçekleşen en yüksek faiz oldu. Endeks, Salı gününü 11 bin 314 puandan kaparken iki günlük kaybı yüzde 11.8 seviyelerine ulaşmıştı. Çarşamba günü ise, sonu nispeten mutlu biten bir korku filmini hatırlatıyordu. Sabah devam eden likidite sıkışıklığı bono faizlerini tekrar yüzde 50 seviyelerinin üzerine çıkardı. Piyasada başlayan panik havasını ortadan kaldırabilmek amacıyla, gerek Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel’den gerekse hükümet yetkililerinden açıklamalar geldi. Faizlerin bu seviyelerde olmasının anlamlı olmadığını, bu seviyelerden Merkez Bankası’nın piyasayı rahatlatmak amacıyla gerekli bütün müdahaleleri yapacağını açıklandı. Gün içinde 10 bin 300 seviyelerine kadar gerileyen endeks, günü Salı gününün yüzde 2.1 üzerinde kapadı. Çarşamba akşamı bir beklenmedik gelişme daha oldu. Merkez Bankası IMF ile yapılan net iç varlıklar hedefine rağmen piyasalar müdahale etti ve API ile piyasayı yaklaşık 1.5 katrilyon TL fonladı. Sabah saatlerinde yüzde 200 seviyelerine kadar yükselen O/N faiz oranları müdahalenin ardından tekrar yüzde 80 seviyelerine geriledi. Yaşanan likidite sorunu ve yüksek dolar talebi, devam etmekte olan programın sınırlarını zorlamaya başlamıştı. Artık piyasada kriz kelimesi kullanılmaya başlandı. Kısmen kontrol altına alınan panik havasına rağmen haftanın kalan günlerinde de piyasalardaki tedirginlik devam etti. Perşembe günü yüzde 3 düşen borsa Cuma günü de yüzde 3.4 değer yitirdi. Böylece İMKB endeksinin bir haftalık kaybı yüzde 15.7 olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz hafta yaşanan olaylar Türkiye’nin ekonomik anlamda aslında hangi ligde olduğunun net bir biçimde ortaya konulması açısından önemli bir hafta olarak hafızalarda kalacak. Her ne kadar devam eden ve bir kaç pürüz dışında başarılı sayılan IMF programına piyasa inanıyor görünse dahi, bu inancın zayıf olduğu geçtiğimiz hafta bir kez daha kanıtlanmış oldu. Piyasa her türlü olumsuz spekülasyona aşırı tepki vererek, dengelerin bozulmasında başrolü oynadı. Bu programın rakamsal bir boyutu olmasının yanısıra bir de psikolojik boyutu olduğunun unutulmaması gerekiyor. Ancak, geçtiğimiz hafta bu programın psikolojik boyutundan sınıfta kaldığımız açıkça görüldü. Unutulmamalıdır ki, yaşanan bu panik daha önceleri de gerçekleştiği için bu kadar büyük boyutlara taşınıyor. Geçtiğimiz hafta birçok banka ile ilgili sayısının takip etmenin mümkün olamayacağı kadar çok spekülasyon yapıldı. Bu kadar yoğun spekülasyon, mali yapısı son derece güçlü olan bankalara bile zor günler yaşatabilir. Bu tür spekülasyonlarla bazı spekülatörler kısa vadede bol kazanç elde etmiş olabilirler ancak unutulmaması gereken bu spekülasyonların uzun vadede ülkeye ve sisteme çok ciddi zararlar vereceğidir. E-mail:sgunday@ihlas.net.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT