BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs

Kıbrıs

Sayın okuyucularımın Ramazan’larını kutluyorum. Mübarek ayın Türkiye için hayırlara vesile olmasına dua edelim. Gerçekten kritik bir ay yaşıyacağız.



Sayın okuyucularımın Ramazan’larını kutluyorum. Mübarek ayın Türkiye için hayırlara vesile olmasına dua edelim. Gerçekten kritik bir ay yaşıyacağız. Deprem dolayısıyla Âzerî kardeşlerimize tâziyetlerimi sunuyorum. Haftaya, Kıbrıs için Çankaya’da alınan radikal kararın dünyadaki yankılarını izliyerek giriyoruz. AB dönem başkanı Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Atina’da idi. Kıbrıs meselesinde taraflara itidal tavsiye etti. Birleşmiş Milletler’den olsun, ABD ve Avrupa Birliği’nden olsun ilk tepkiler, bizim için olumsuzdur. Çankaya’da karar, bu husus bilinerek alındı. Gerek Mesut Yılmaz, gerek İsmail Cem, Türkiye’nin Kıbrıs görüşmelerini kesen taraf ithamına uğrıyacağını belirttiler. Görüşmelerde Türkiye yoktur. Fakat Kıbrıs’ta Yunanistan gibi Türkiye’nin de bulunduğu açıktır. Olayların akışının, batımızda Yunanistan’a eklenmek istenen güneyimizde bir Rum devletinin AB çatısına alınmasıyla Türkiye’nin stratejik bakımdan tehdid altında kalması ihtimalinin gerçekleşmesine doğru gitmesi, Ankara’yı bu şekilde davranmaya zorladı. Kıbrıs’ın Türkiye’den önce AB’ye katılmak istenmesinde gösterilen acelecilik, şüphe oluşturan bir durumdur. Bu hususu pas geçmek mümkün değildir. AB ile ilişkilerimiz, 10 gün sonra Fransa’nın Nice (Nis) şehrinde toplanacak 15 üye devletin hükûmet başkanlarının Brüksel Katılım Ortaklığı Belgesi hakkında verecekleri kararla belirlenecek. Bizim için en olumsuzu, Belge’nin onayını ileri tarihe atmalarıdır. AB’nin Türkiye’ye malî taahhütlerini, çok defa Yunan vetosuna sığınarak yerine getirmemesi de dikkat çekicidir. Aynı AB, Sırbistan’a 4 milyar dolar vermeye hazırlanıyor. Halbuki Stalin ve Hitler’den sonra asrımızda Avrupa’nın yetiştirdiği en büyük cani Miloşeviç, hâlâ Belgrad’da politika yapıyor. Bütün bu sevimsiz gelişmeler, AB normlarını savsaklamak için bahane oluşturamaz. O normlar bize lâzımdır, yararlıdır. Ülkemizi ve milletimizi çağdaş düzene sokabilse idik, üzerimize bu kadar gelmezlerdi. Savsaklamak alışkanlığımızdan tam bir dönüş yapmaya mecburuz. Aksi takdirde üzerimize çok daha fazla geleceklerdir. Bu gerçeği göremiyen ve kavrıyamıyanlar, politik yeteneğinden mahrumdurlar. Zaten politik gelecekleri olmaz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT