BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Banka kredi sözleşmelerinde damga vergisi

Banka kredi sözleşmelerinde damga vergisi

Bankalarca verilen kredilerde ve özellikle tüketici kredilerinde, genellikle bankalar, kredi talep edenden kredi sözleşmesini notere tasdik ettirmelerini talep etmektedirler.



Bankalarca verilen kredilerde ve özellikle tüketici kredilerinde, genellikle bankalar, kredi talep edenden kredi sözleşmesini notere tasdik ettirmelerini talep etmektedirler. Kredi sözleşmelerinin notere tasdik ettirilmesi, sözleşme açısından bir geçerlilik şartı olmayıp, sadece banka, müşterinin ileride imzasını inkâr olanağının ortadan kaldırılması açısından önem taşımaktadır. Kredi sözleşmelerinde, kredi tutarının yanı sıra, bankaca alınacak faizin oranı ve tutarı da gösterilmektedir. Kredi sözleşmelerinde faiz, bazen kredi alacağı ile birlikte ve kredi alanın toplam borcu biçiminde gösterilmekte, bazen de kredi borcunun dışında ayrıca bir tutar olarak yer almaktadır. Bu farklı uygulamalar, bu sözleşmelerin noter tarafından tasdiki aşamasında, damga vergisi uygulamasında bazı duraksamalara yol açabilmektedir. Damga vergisi oranının binde 7,5 gibi yüksek bir oran olması dolayısıyla, konu kredi alanın katlandığı kredi maliyetlerini yakından ilgilendirmektedir. Özellikle bankaların, kredi sözleşmesinden doğan ve kendisinin de ödemesi gereken damga vergisi yükünü, kredi sözleşmelerine hüküm koymak suretiyle kredi müşterilerine yansıtması, konunun önemini ve rakamsal boyutunu iki kat arttırmaktadır. Kredi sözleşmelerinin damga vergisine tabi olduğu, Damga Vergisi Kanununun 1. maddesi karşısında tartışmasız, açıktır. Zira Damga Vergisi Kanunu, belli bir hususu ispat etmek veya hükümlerinden istifade etmek üzere yazılıp imzalanmak suretiyle oluşturulan belgeleri, damga vergisinin konusu olarak belirlemiştir. Damga Vergisi Kanununun 10. maddesine göre de, binde 7,5 oranındaki söz konusu verginin hesaplamasında, kağıtta yazılı belli para, bu vergiye matrah olacaktır. Belli para kavramı ise, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade etmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 6/2. maddesine göre, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler, birbirlerine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisi, en yüksek alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınmak durumundadır. Bütün bu hükümler, kredi sözleşmelerinden doğan damga vergisinin, kredi sözleşmesinde yazılı kredi ve faiz tutarları toplamı üzerinden mi, yoksa sadece kredi yahut faiz üzerinden mi, veya bunlardan yüksek olanı üzerinden mi hesaplanacağı sorununu gündeme getirmiştir. Maliye Bakanlığı, bu soruna ilişkin görüşünü, bütün noterlere duyurulmak üzere Noterler Birliğine verdiği 24.03.2000 tarih ve B.07.0.GEL.0.62/6202-1426/1352 sayılı Muktezasında açıklamıştır. Bu muktezada kısaca, kredi sözleşmesinde, kredi miktarı ve faiz tutarının ayrı ayrı gösterildiği hallerde, en yüksek olanın matrah olarak alınması görüşü benimsenmiş, kredi ve faizin birlikte ve toplam olarak ifade edilen sözleşmelerde ise matrahın toplam miktar nazara alınarak belirleneceği açıklanmıştır. Kredi alan veya almayı düşünen bir çok kişiyi yakından ilgilendiren bu muktezanın sonuç kısmı aynen şu şekildedir. “Sözleşmede yazılı kredi miktarı veya faiz tutarından hangisi yüksekse, yalnız o miktar üzerinden damga vergisi alınması icap eder. Ancak, kredi sözleşmesinde, kredi ve faiz miktarlarının ayrı ayrı hesaplanması mümkün olmayacak şekilde borç toplam olarak tek bir kalem halinde gösterilmişse, söz konusu toplamın damga vergisi matrahı olarak kabulü gerekmektedir.” Bu durum karşısında, en akıllıca davranış şekli, banka ile kredi sözleşmesi hazırlanırken, kredi tutarı ile faiz tutarını ayrı ayrı yazdırtmaktır. Eğer bu tutarlar ayrı ayrı yazılmayıp, sözleşmede toplam olarak yer alırsa, bu toplam damga vergisinin ödenmesine esas olacak ve kredi maliyeti olarak katlanılan damga vergisi daha yüksek çıkacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT