BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hisseler “Al beni” diyor

Hisseler “Al beni” diyor

Para piyasaları geçen hafta ciddi bir kriz yaşadı. Bankalar ve yabancı yatırımcıların yağmur gibi gelen döviz talebi karşısında likidite sıkışıklığı had safhaya çıktı.



Para piyasaları geçen hafta ciddi bir kriz yaşadı. Bankalar ve yabancı yatırımcıların yağmur gibi gelen döviz talebi karşısında likidite sıkışıklığı had safhaya çıktı. Bu durum, fonlama maliyetlerini patlattı. Bankalararası piyasada gecelik faiz oranları yüzde 250’ye tırmanırken, repo oranları yüzde 150 oldu. Bu krizin meydana gelmesine “söylentiler” birinci sebep olarak gösteriliyor, ancak biz fitili ateşleyenin bankaların tutumunun olduğuna inanıyoruz. Öncelikle birbirleriyle olan kotasyonlarını kapattılar ve likidite açısından çok zor durumda kaldılar. Merkez Bankası’nın devreye girmesiyle panik havası dağıldı ama piyasadaki tedirginlik hâlâ devam ediyor. Döviz çekişi sürecek Biz bu sıkıntının yıl sonuna kadar devam edeceğini düşünüyoruz. Zira enflasyonun düştüğü bir ortamda TL faizlerinin yükselmesi ve bunun ardından dövize yoğun talep gelmesi normal bir gelişme değil. Bankaların ve yabancı yatırımcıların döviz çekişi bu hafta da devam edecek gibi görünüyor. Sistemdeki dedikoduların kesin olarak önüne geçilmedikçe, bankaların birbirleriyle olan kredi line’larını yeniden serbest bırakmadıkça döviz talebi kesilmeyecektir. Aralık ayında dünya bankası kredisinden 400 milyon dolar gelecek. Bugün Hazine’nin kasasına 455 milyon dolarlık Samuraı Tahvil ihracı bedeli girecek. Yine Japonya’dan 750 milyon dolarlık “Yapısal Uyum Kredisi” geleceği ifade ediliyor. Ancak Aralık ayında Hazine’nin ödeyeceği dış borç tutarı 950 milyon dolar. Ve yine Aralık ayında yaşayacağımız Ramazan Bayramı dolayısıyla büyük para çıkışları olacak. Bankalar açık pozisyonlarını kapatmayı yine sürdürecek. Yani açıkçası Aralık ayında da piyasaların çok rahat olacağını beklemiyoruz. Bu durum karşısında yatırımcı ne yapmalı? AF, AB ve Ermeni meselesi Piyasalardaki bu hava değişiminin siyasi ve ekonomik birçok sebebi var. Arjantin ekonomisinin son derece kötü sinyaller vermesi ve sinyallerin bütün latin Amerika ülkelerinde etkili olacağının endişesi, piyasaların moralini bozdu. Hükümet ortakları arasında af yasası konusunda aylardan beri mesafe alınamadı. Bu tartışmalar koalisyon ortakları arasında var olduğu belirtilen uyuma gölge düşürüyor. Diğer taraftan Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesi’ne Kıbrıs ve Ege maddelerinin ilave edilmesi Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri iyice gerdi. Ve Ermeni soykırımı iddiaları hâlâ Avrupa ülkelerinin gündeminde birinci sırayı işgal ediyor. İç piyasadaki olumsuz haberlere dışardaki bu kötü gelişmeler eklenince üzerimize kara bulutlar çöktü. Önce repo, sonra borsa Yatırımcılara bizim bu durumda yapacağımız en büyük tavsiye dedikodulara kesinlikle inanmamalarıdır. Eğer hisse senedindeyseler bu pozisyonlarını bozmasınlar. Küçük zararlarla ellerindeki hisse senedini satabilecek olanlar bundan çıkıp repoya dönsünler. Aslında borsa şu anda tam alınacak bir ortama girdi. Bütün hisse senetleri “Al beni” diyor. Biz bu ülke toprakları dahilinde bugüne kadar ne krizler yaşadık ve atlattık. Bugünlere geldik. Bunların hepsi geçecek. 1994 krizini hatırlayın. Ve o yıl yaşanan yüzde 6’lık eksi büyümeyi gözünüzün önüne getirin. Enflasyonun yüzde 100’lere dayandığını, gecelik faizlerin yüzde 1000’lerde olduğunu yine şöyle bir düşünün. Aralık’ın son haftasına dikkat Biz bu işi aşarız. Türkiye belki kısa bir süre çok düşük olmayan faizlerle yaşamak zorunda kalacaktır. Ancak bilinmesi gereken en önemli mesele, bu sıkıntının geçici olduğudur. Borsa ile çıkış hareketi bu yıl önceki 5 yıla göre biraz daha geç başlayacaktır. Biz Aralık ayının son haftasıyla birlikte yeniden yükseliş trendinin başlayacağını düşünüyoruz. Yani bayram ertesi borsada bayram başlayacak. Uzun zamandan beri inişli-çıkışlı bir seyir izleyen borsada şimdi temkinli bir yaklaşım var. Cumhurbaşkanı Sezer, kamu bankalarının özelleştirilmesiyle ilgili kanunu onayladı. Hükümet ile Çankaya arasındaki buzlar eridi. Bu olumlu gelişmenin bu hafta piyasayı olumlu etkilemesi bekleniyor. Ayrıca borsada 12 aylık bilanço beklentileri kendini göstermeye başladı. Aracı kurumlar şimdi şirketlerin yıllık performansları üzerinde araştırma yapıyor. Bu yıl özellikle otomotiv, enerji, beyaz eşya ve demir-çelik sektörlerinin çok iyi prim yaptıkları ifade ediliyor. Yabancılar ne zaman alacak? Yabancı yatırımcılarla ilgili olarak her zaman basında doğru yalan haber yayınlanıyor. Çıktılar, girdiler, geldiler-gittiler... Şu anda bu batılı para babaları için Türkiye’den ayrıldıkları ve paraları da beraberlerinde götürdükleri yazılıyor.Yabancılar en önce satış yapan, ardından yazdığı raporu satanlardır. Bu yazılan raporlar bizim spekülatörlerin eline geçer ve onlar da satışa geçerler. Bileşik endeksteki 9000 bin puanlık seviye aslında yabancı yatırımcıyı yeniden borsaya çekmek için bulunmaz bir ortamdır. Türk borsası çok ucuzlamıştır. Endeks, dolar bazında 1.2 cent seviyesine inmiştir. Kısa sürede büyük kârlar elde etmek mümkündür. Ve para tekrar borasya akar... Bunlar bir senaryodur. Ama borsanın tümü aslında bir film değil mi? Ve bu film bir senaryo ile oynanıyor. Çok güçlü bir haberin desteklediği alım dalgası ancak endeksi yukarı doğru hareketlendirebilir. Bu aşamada böyle bir ihtimal yok gibi. Döviz rezervi eriyor Yükselen Dolar Euro karşısında yine 0.83 cent seviyesine kadar çıktı. ABD’deki başkanlık seçimleri ve artan petrol fiyatları sürekli müdahale yiyen Euro’nun belini doğrultmasına engel oluyor. Euro’nun 0.80 cente inmesi hiç de sürpriz olmayacak. Bizde ise Merkez Bankası’nın geçen haftaki döviz talebiyle 2 milyar dolarlık döviz çekişine rağmen dolar fiyatı 690 bin lira seviyesinde kaldı. Mark 297 bin lira.. Şu anda Merkez Bankası’nda 22.3 milyar dolar dövizimiz var. Rakam fena değil ancak yeni bir 2 milyar dolarlık talep, bu manzarayı bir anda tersine çevirebilir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT