BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kafalar karışık

Kafalar karışık

AB’nin ABD gibi süper bir güç olmasını isteyen üyeler, Türkiye’yi birliğe almak istiyor. Ancak AB’nin bir Hıristiyan kulübü olarak kalmasını isteyenler buna karşı çıkıyor



AB’nin, Türkiye’nin üyeliği konusunda ne karar vereceği bilinmiyor. Helsinki’de genişleme ufku açıp, katılım ortaklığı sürecini de başlatmak zorunda kalınca gerçekler ortaya çıktı. AB’de Türkiye’nin üyeliğini istemeyenler harekete geçerek ellerindeki kozları tekrardan kullanmaya başladılar. Buna karşılık AB’nin dünya sahnesinde ABD gibi ekonomik ve siyasi açıdan güç olmasını isteyenlerse Türkiye’yi yanlarına almak ve çok kültürlü bir toplulukla rekabete başlamak istiyorlar. Ordusuyla, etrafındaki dinamik pazarı ve enerji kaynaklarıyla Türkiye’nin her boyutta zenginlik ve katkı sağlayacağına inanan bu ikinci gruba mensup çevreler ile AB’nin Hıristiyanlar kulübü olarak kalmasında ısrar edenler arasında müthiş bir mücadele yaşanıyor. Bu arada Yunanistan, özellikle tutucu çevreler tarafından yine ön plana çıkartılarak bir silah olarak kullanılıyor. Türkiye’den çekinceleri 1974 yılında Türkiye’nin Kıbrıs’a Barış Harekatı ile çıkması AB’deki tutucu çevrelerin gözünü açtı ve tarihten kalma komplekslerini yeniden su yüzüne çıkarttı. Yunanistan’ın AB üyeliği ile de Türkiye’nin Avrupa yolu tıkanmaya başladı. AB’deki Hıristiyan kulüp sevdalılarına göre, Türkler, Osmanlılar zamanında geri döndükleri Viyana’dan, şimdi AB üyeliği ile içeri girecekler ve o zamanlar elde edemediklerini şimdi başaracaklar. Üstelik Türklerin ellerinde Avrupa’nın sahip olmadığı büyük bir imkân da var: Genç ve dinamik nüfus. İşte bu çevreler Türkiye’nin AB üyeliğinin yolunun mutlaka kesilmesi gerektiğini savunuyorlar ve ellerinden ne geliyorsa kullanıyorlar. Kıbrıs, Kürt meselesi, Ermeni sözde soykırımı vs gibi... Azınlıkta kalmalarına rağmen şu an için AB’yi yönetenler arasında çoğunluğu oluşturan bu çevrelere karşılık özellikle gerçekçi ve daha solda kalan kesimler Türkiye’nin üyeliğini destekliyorlar. Bunlar arasında işadamları da var. Özel sektör Türkiye ile daha güçleneceğine inanıyor. Güçlenmemizi istemiyorlar Türkiye ile 41 yıldır ilişki içinde olan AB, özellikle 12 Eylül 1980 Müdahalesini de bahane ederek Türkiye’ye mali destek vermeyi kesmiş bulunuyor. Bunda da tabiî Yunanistan ön plana çıkıyor. Son 20 yıldır her olayı bahane eden AB, para vermeye sıra gelince elini cebine atacağına Yunan vetosuna sığındı. Kürt meselesine yanaştı, insan haklarını ön plana çıkarttı. Oysa Türkiye’de hakikaten gerçek anlamda bir demokrasi ve insan hakları ortamı isteseydi yardımcı olurdu. Köstek oldular AB, 1980’den bugüne kadar hiçbir şekilde Türkiye’ye destek olmadı. Tam tersine köstek oldu. Bu da AB’nin Hıristiyanlar kulübü olarak kalmasını isteyenlerin bir oyunu olarak yorumlanıyor. Zira güçlenmiş bir Türkiye’nin kendileri için büyük tehlike oluşturacağından endişe ediyorlar. Son olarak oluşturulmasına çalışılan Avrupa Ordusuna ve Acil Müdahale Gücüne Türk askerinin dahil edilmesini engellemeye çalışanlar da yine bu çevreler. Zira onlara göre “Avrupa Ordusu yeniden bir Haçlı ordusu zihniyetiyle kurulmalı ve gelecekte İslâm dünyasından gelebilecek tehditlere karşı kuvvetlenmeli.” Açıkça itiraf etmekten kaçındıkları bu görüş ve düşüncelerini insan hakları, demokrasi, Kıbrıs, Ermeni veya Yunanistan ile ilişkiler gibi hiçbir dayanağı olmayan sudan bahanelere dayandıran bu çevrelerin giderek güçlenmelerinde Avrupa solu ile Yeşillerin başarılı çalışmalar yapamamaları ve özellikle Türkler gibi yabancılara verdikleri sözleri tutamamaları da rol oynuyor. İki gruptan biri kazanacak Avrupa sadece Ortodoks ve Hıristiyanların yeralacağı bir genişleme ile yeni Avrupa mimarisini noktalamış ve sınırlarını Türkiye de kapatmış olmalı diyen bu çevrelere karşılık globalizasyon yanlıları hatalı hareket edildiğini belirtiyorlar ve Türkiye’ye yardımcı olunarak üyelik sürecinin kısaltılması için çalışılmasını istiyorlar. Sivil toplum örgütlerinin Brüksel çıkarması TÜSİAD ve Avrupa’daki Türk işadamları ile çeşitli sivil toplum örgütleri, Nice Zirvesi öncesinde Brüksel’deki AB kurumlarını adeta ablukaya aldı. Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin devam edip etmeyeceğinin belirleneceği iki önemli toplantı arefesindeTürkiye’deki ve Avrupa’daki Türk sivil toplum örgütleri Brüksel’e uyarı üzerine uyarı yaparlarken, oluşturdukları üst düzey heyetleri de bu hafta Brüksel’deki AB kurumlarında temaslarda bulunmak üzere Belçika’ya gönderiyorlar. Avrupa’daki Türk işadamlarını bünyesinde toplayan ATİAD yöneticileri hafta başından itibaren AB komisyonu ve parlamentosunda Avrupalıların hatalı davrandıklarını ve Türkiye’ye karşı eşit aday muamelesi yapmaktan kaçındıklarını anlatmaya çalışacak. TÜSİAD Dışişleri Komisyonu da Aldo Kaslowski başkanlığında Brüksel’e gidiyor. Büyük bir konferansta Türkiye’nin, Avrupa’nın ekonomik menfaatleri açısından taşıdığı önemi anlatacak olan Türk işadamları ayrıca AB komisyonunun yetkilileriyle de görüşecekler. Öte yandan İKV, TÜGİAD, TESK, İTKİB gibi özel sektör temsilci kuruluşları da yoğun girişimler yapıyorlar. Verilen mesaj son derece açık: “Yunanistan engeli arkasına saklanarak Lüksemburg’da olduğu gibi ilişkileri krize sürüklemekten kaçının. Ege sorunu ve Kıbrıs’ı Türkiye’nin AB ile ilişkileriyle irtibatlandırmayın ve Türkiye’deki Avrupa karşıtlarına yardımcı olacak davranışlara son verip KOB sürecini bir an önce başlatın ve mali yadımlarla donatın.” Wolfgang Mainz: Türkiye AB’ye zenginlik getirecek Türk işadamlarının da üyesi olduğu Avrupa İçin Genç Girişimciler Derneği temsilcileri, Türkiye’nin AB’ye diniyle kültürüyle zenginlik katacağı görüşünde. Bünyesinde 30 binden fazla genç Avrupalı müteşebbisi barındıran “Yes For Europe’nın Alman Başkanından yüreklere su serpen açıklamalar geldi. Türkiye’den TÜGİAD’ın da (Türkiye Genç İşadamları Derneği) üyesi olduğu “Young Entrepreneurs for Europe YES for Europe” (Avrupa İçin Genç Girişimciler) teşkilatının Başkanı Wolfgang Mainz Türkiye’siz bir AB düşünülemeyeceğine dikkat çekti. Mainz, Türk insanının farklı din ve kültürüyle AB’ye zenginlik taşıyacağını söyledi. Brüksel’de yıllık genel kurul toplantılarından sonra Türkiye ile AB arasındaki son ilişkileri değerlendiren Mainz: “Türkiye’den sadece ev ödevini yapmasını beklemek dürüstlük olmaz. AB de kendisine düşen görev ve sorumluluklarını mutlaka yerine getirmek ve malî yardımları arttırmak zorundadır” dedi. Yardımcı olunmalı AB’ye uyum sürecinde sadece sanayi ürünlerinin değil tarım sektörünün de mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyleyen Avrupalı Genç İşadamlarının Başkanına göre, AB de bu uyum sürecinde Türkiye’ye yardımcı olmalı ve gereken katkıyı yapmalı. TÜGİAD ile Türk genç işadamlarının AB’ye zaten üye olduklarını söyleyen Alman müteşebbis Mainz, ekonomik entegrasyon sürecinin ancak tarım sektörünün de gümrük birliğine dahil edilmesiyle neticelenebileceğini söyledi. Yük olmaz AB’nin sorumluluk anlayışı içinde hareket ettiği takdirde Türkiye’nin hiçbir şekilde kendilerine yük olmayacağına işaret eden genç müteşebbis, kültürel gerekçelere dayanarak Türkiye’yi dışlamaya kalkışanlara da sert çıktı. Mainz, bu konuda da şunları söyledi: “Türk kültürünün de bir Avrupa kültürü olduğunu artık herkes bilmeli. Zira Almanya’daki Türkler kendi din ve kültürleriyle zaten AB’ye girmiş bulunuyorlar. Onların Almanya’daki varlıklarının ne ölçüde zenginlik sağladıklarını artık herkes görüyor. AB dünya sahnesinde ABD gibi sözü dinlenen bir güç olabilmesi için çok kültürlü bir topluluk haline gelmesi gerekiyor.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108518
    % -0.49
  • 3.8438
    % 0.16
  • 4.5151
    % 0.22
  • 5.1272
    % 0.07
  • 153.448
    % -0.29
 
 
 
 
 
KAPAT