BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şerefle yaşamak

Şerefle yaşamak

Tarih boyu dünya, insan topluluklarının çeşitli ahlaki yapılarına sahne olmuştur. Dün, güçsüz olan toplulukların da şeref ve haysiyetle yaşayabilme şansları vardı.



Tarih boyu dünya, insan topluluklarının çeşitli ahlaki yapılarına sahne olmuştur. Dün, güçsüz olan toplulukların da şeref ve haysiyetle yaşayabilme şansları vardı. Adına globalleşme denen günümüz dünyasında, herkesin eli herkesin cebinde olması hasebiyle; şeref ve haysiyeti korumanın yegane yolu güçlü olmaktır. Hele; yer altı ve yer üstü zenginlikleri olan veya stratejik mevkiler işgal edenler, bu oluşumları ile zengin ve güçlülerin direkt hedefi olacağından; bırakınız karşı taraftan bir şey almayı, kendi canlarını kayırıp hayatiyetlerini idame ettirebilmek için dahi güçlü olmak zorundadırlar. Hak, güçlünündür zira! Dün, güçlü bizdik. İnancımızın gereği adaletli davrandık; himayemiz altındaki milletlere insanca muamele ettik, birlikte huzur içinde asırlar boyu yaşadık. Bu, birlik ve huzurumuzu bozmak için çeşitli hücumlara muhatap olduk. Her çıkışın bir inişi olduğu gibi, gün geldi zayıfladık; güç ve kudretten düştük. Bu hali fırsat bilen düşmanlar, el ele vererek üzerimize çullandı ve biz Cihan Devleti’mizden olduk. Düşmanın niyeti, bizi tarih sahnesinden silmekti. Ama; koskoca imparatorluğu param parça olmuş, orduları dağıtılmış ve vatanı düşman işgaline uğramış bu asil milletin azim ve kararı, Kurtuluş Savaşı’nı yaparak buna imkan vermedi. Elde edilen o zafer, fakr-u zaruretler içinde kazanılmıştı. Bu arada düşman, kendi içinde ve dışında bir şeyi gördü ve kararını verdi. Özellikle, iki büyük Cihan savaşından sonra; meseleleri kaba kuvvet yerine, diplomasi savaşı ile halletmeyi tercih etti. Çünkü, öbür türlüsü ile de son söz ve nihai zafer diplomasinin oluyordu. Yeni sistem, insanların ve devletlerin yüzlerine gülüp hatta, onlarla ittifaklar yapıp işlerini bitirmeyi hedefliyordu. Sömürgeciliğin bu modern şekliyle, fazlaca insan kanı akmıyor, ordular seferber olmuyor ama; güçlü, istediğini güçsüzden elde ediyordu. Artık, şerefle ve haysiyetle yaşamak ve ellerindeki nimetleri haksız şekilde karşı tarafa vermek istemeyen millet ve devletler, askeri güçlerinin yanında diplomasilerini de güçlendirmek zorundaydılar. Türkiye coğrafyası, dün olduğu gibi bugün de büyük önemi haiz. Dünyanın gözü, kulağı ve eli Kafkasya ve Orta Asya’dadır. Türkiye, buradaki rolünü iyi oynayabilirse, istikbal kendisinin olacaktır. Türkiye, bu savaşı ya kazanacak, ya kazanacaktır. Buna mecbur ve mahkûmdur. İçimizdeki ve dışımızdaki bir kısım çatlak seslere kulak asmayın. Yok; AB’ye giden yol Diyarbakır’dan geçermiş, Yunanistan’dan geçermiş; bunların hepsi laf-ı güzaf. AB’ye giden yol güçlü Türkiye’den ve bu güçlü Türkiye’nin gerektiği gibi savunulmasından geçer! AB’nin dayatmalarını gördük! Denktaş’ın, dolaylı Kıbrıs görüşmelerinden, Türkiye’nin de destek ve teşvikiyle çekilmesi yerinde bir karardır. Şerefle yaşamanın yolu, aynı tavrı bu ve başka konularda da ısrarla sürdürmektir. Unutmayalım ki bu coğrafyada yaşamak güçlü, şerefli ve haysiyetlilerin hakkıdır!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT