BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Çevre” için ne yapsak az...

“Çevre” için ne yapsak az...

Yüce Allah’tan bağışlanmış bir haslet olmasına rağmen, acaba insanoğlu “çevre sevgisi”ne sadık kalabiliyor mu?



Yüce Allah’tan bağışlanmış bir haslet olmasına rağmen, acaba insanoğlu “çevre sevgisi”ne sadık kalabiliyor mu? Bu trajik soruya verilebilecek cevapların başında ne yazık ki “hayır” önde geliyor. Oysa, çevrenin önemini ve rolünü tartışmaya bile gerek yok. Dinimizde, ağaca, yeşilliğe kısacası “nebat”a ve suya verilen önem gerçekten de çok büyük. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, çevrenin korunması için özel fermanlar çıkarıldığını hiç unutmamak gerek. Nitekim, “İlk çevre fermanı” olarak bilinen Fatih Sultan Mehmet Han’ın buyrukları, elân önemini koruyor. İşte, Fatih Sultan Mehmet Han’ın çevre fermanı: “Ben ki, İstanbul’u fetheden, Allah’ın âciz kulu Fatih Sultan Mehmet, bizzat alın terimle kazandığım parayla satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiindeki 136 adet dükkanımı aşağıdaki şartlarla vakfediyorum. Şöyle ki: Bu gayrimenkullerimden elde edilecek gelirle İstanbul’un her sokağında ikişer kişi görevlendirilecek. Bunlar, ellerinde, içinde kireç tozu ve kömür bulunan kaplarla günün belirli saatlerinde bu sokakları dolaşacaklar. Bu sokaklarda, yerlere tükürenlerin, tükürükleri üzerine bu tozu dökecekler. Bunun karşılığında 20’şer akçe yevmiye alacaklar. Ayrıca 20 doktor ve 53 sağlık görevlisi, ayın belirli günlerinde İstanbul’daki bütün evleri dolaşarak, evde hasta olup olmadığını soracaklar. Tedavisi evde mümkünse, bunu yapsınlar. Değilse, kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Dar’ül Aceze’ye kaldırarak orada sağlıklarına kavuşmalarını sağlasınlar. Allah göstermesin, herhangi bir gıda maddesi sıkıntısı da baş gösterebilir. Böyle bir durumda, bırakmış olduğum yüz adet, silah, usta avcılara teslim edilerek, vahşi hayvanların yumurtada olmadığı sıralarda Balkanlar’a çıkıp avlanarak, halkın gıda ihtiyacı karşılansın.” Fatih Sultan Mehmet Han’ın fermanı, gerçekten de, ecdadımızın çevreye karşı gösterdiği duyarlılığın güzel bir kanıtı. Çevrenin korunması ile ilgili daha pek çok fermanın olduğu biliniyor. Günümüzde ise, çevreye verilen önem büyük boyutlara ulaşmış durumda. Çevre ile ilgili bakanlık bile mevcut. Ne var ki, çevreye gereken önemi verdiğimizi kimse söyleyemez. Aksine zararlarımız ve tahribatımız dehşet verici. Sık sık çevre sorununa dokunmamızın ötesinde, gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız ve gelişmeler konunun önemini her gün daha artırmakta. Ülkemizin çevre bakımından, çok zengin ve bakir bir yapıya sahip olması sorumluluklarımızı daha da artırıyor. Her ne kadar, çevre Türkiye’nin gündeminde “kritik” konumunu muhafaza ediyorsa da, yeni yeni önlemlerin, yasaların yürürlüğe konması şart. Kısacası, çevre için, yeni fermanlar gerekiyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT