BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Safer’i kim kaçırdı?

Safer’i kim kaçırdı?

Herşey parmak basmakla olsa iyi. Parmak basmışlar ama çocuk “gitmem” demiş çıkmış. Yalvarmışlar yakarmışlar asla... Çaresiz çocuğu vermekten vazgeçmişler, verememişler. Ama adam çok insafsız. Kafaya koymuş bir kere bu çocuğu alacak...



“Bugün size bir kayıptan söz edeceğiz. Daha doğrusu yıllar önce evlatlık ayaklarıyla aile kandırılarak kaçırılan bir çocuğun acıklı öyküsünden. 39’da yaşanan Erzincan depreminin acılı yıllarında geçen bu olayı, çocuğa sahip çıkamayıp elinden aldıran annenin kızı Ordu’dan Hafize Köroğlu yazıyor. “Savaş aileme acılar bırakmış annem de babam da babasız kalmışlar. Annem hem babasız hem de annesiz geçen zamanında küçük yaşta evlenip hayatının acılarını unutmaya çalışırken, tekrar ailece başka bir acı içinde kalmışlar. Acı, içinde o kadar derin iz bırakmış ki ömrünün son günlerine geldiği bu günlerde bile etkisinden kurtulamıyor. Annemin bu acıklı öyküsünü yazıyorum. Babam, babasının savaşa katılışından birkaç sene sonra, yanına bir adam katılarak İstanbul’da bulunan bir yakınına yazılan mektupla birlikte okumaya yollanır. Koyulhisar’dan atla Ordu’ya, Ordu’dan vapurla İstanbul’a gidildiği zamanlar. Ulaşım hayli zor. 13-14 yaşlarında gittiği İstanbul’da savaş nedeniyle kaydını yaptıramayıp okuyamamış. Yıllar acı ve sıkıntı içinde de olsa geçip gitmiş bir bir. İstanbul’dan yetişkin olarak döndüğünde annemle evlenmiş evlenmesine ama bir kere tadına varılan İstanbul’dan kopamamış. Öyle ki, İstanbul’a gider 4-5 sene de bir memlekete döner, belli bir süre kalıp tekrar İstanbul’a gidermiş. İşte babamın evde olmadığı böyle bir zamanda, dedesinin ikinci eşinden olan 3 çocuğunun en küçüğü olan Safer Bozbulut, Koyulhisar’da bulunan üst görevli tarafından babaannemin yanında gördüğü 7-8 yaşlarındaki çocuğu ısrarla istemiş. Aile vermek istememesine rağmen çok ısrarcı bir tutumla bu isteğine devam etmiş. Babamın İstanbul’da çalıştığını öğrenmiş olacak ki, dedeye ve babaanneme “Oğlunuzu devlet işine yerleştireceğim” vaadiyle onları gafil avlamış. Dedem ve babaannem, “Bu oğlan çiftle çubukla uğraşmayı sevmediği için İstanbul’a gidiyor. Belki devlet işinde çalışırsa İstanbul’a gitmez, yanımızda kalır” düşüncesiyle, sırf oğullarını yanlarında tutmak için, Safer’i evlatlık vermek üzere parmağı basmışlar. Çünkü o zaman imza yerine parmak basılıyordu. Ne var ki çocuğun annesinden de parmak izi alınmamış. Herşey parmak basmakla olsa iyi. Parmak basmışlar ama çocuk “gitmem” demiş çıkmış. Yalvarmışlar yakarmışlar asla... Çaresiz çocuğu vermekten vazgeçmişler, verememişler. Ama adam çok insafsız. Kafaya koymuş bir kere bu çocuğu alacak. Tutmuş, Mesudiye’den tanıdığı birkaç kişiye durumu anlatmış. Çocuğu kaçırırcasına zorla getirmelerini istemiş. Adamlar çocuğu almaya geldiklerinde, çocuk anneme sarılmış ve ağlamaya başlamış: “-Abla ben seninle kalmak istiyorum. Beni bırakma!” diye bas bas bağırmış. Ama vicdan olmayınca bağırmak çare mi. Safer’i zorla alıp götürmüşler. Annemin hatırasından silinmeyen, zamanla ıstıraba dönüşen bu acı olayı ben daha önce detaylı olarak bilmiyordum. Babam hasta sakat kaldığı dönemlerde anneme kızar; “O zavallı çocuğu nasıl verdiniz?” diye çocuklar gibi ağlardı. Tabii ben her defasında şaşkınlıkla o konuşmayı dinlerdim ama detaylarını dinleme imkânı bulamamıştım. İlkokuldan sonra İstanbul’a, sonra Kayseri Kız İlköğretmen okuluna, okuldan ayrılarak hemen işe girmiştim. Vardiyeli çalıştığımdan çok yoruluyordum. Bahçe işlerimiz çok olduğu için, ev işleri de bana kalıyordu. Dolayısıyla dinleme imkanım olmadı. Zannedersem o zamanlar Koyulhisar, Sivas’a bağlı olan Mesudiye’den idare ediliyormuş. Babam İstanbul’dan döndüğünde adamı araştırmış. Adam önce Sivas’a gitmiş daha sonra tekrar Mesudiye’ye gelmiş ve adamı bulmuş. Demiş ki adama: -Safer’i istiyorum sizden. Ailemi kandırıp kaçırmışsınız çocuğu. Derhal geri verin!.. Devamı yarın
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT